Hatun Esen: Ekoloji mücadelesinin önünü kesmeye çalışıyorlar 2026-05-26 09:02:32   Devrim Fındık   İSTANBUL - Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, Kürdistan’daki ekolojik yıkımı bir tecrit olarak gördüklerini ve buna karşı mücadele ettiklerini belirterek, ekolojistlere yönelik tutuklamaların amacının ise Kürdistan’daki ekoloji mücadelesini engellemek olduğunu söyledi.   Kürdistan’da JES projeleri, maden faaliyetleri ve ağaç kesimleriyle ekolojik yıkım derinleşirken, buna karşı yükselen itirazlar da baskıyla karşı karşıya kalıyor. Doğa talanını görünür kılan ekoloji aktivistlerinin gözaltı ve tutuklamalarla hedef alınması, ekoloji mücadelesinin kriminalize edililyor. Devlet-sermaye işbirliği eleştirileri büyürken, ana akım medyanın sessizliği ve batıdaki ekoloji hareketleriyle Kürdistan’daki mücadele hattının birleşmesine dönük müdahaleler de her geçen gün artıyor. Munzur Çevre Derneği(MÇD) Başkanı Hatun Esen bu süreci ajansımıza değerlendirdi.   Ekoloji mücadelesi    Hatun Esen, egemenlerin ülkenin her yerini sermayeye peşkeş çektiğini ana akım medyanın da sermaye sahipleri tarafından beslendiği için bu konuda haber yapmadığını belirtti. Hatun Esen, örgütlü mücadeleye devam edeceklerini vurgulayarak, şunları dile getirdi: “Geçmişten beri Kürdistan coğrafyasında yaşanan yıkımları, orman yangınlarını, doğa katliamlarını ve oradaki canlıların çığlığını kimse duymuyordu. Son süreçte ekolojist arkadaşlar oralara gidip birebir halkla beraber direndikleri için basında ve kamuoyunda yankı yaptı bu yüzden arkadaşlarımızın önünü keserek, Kürdistan coğrafyasındaki mücadelenin de görünür olmasına engel olmaya çalışıyorlar. Bir amaçları da bu çünkü o coğrafyada ciddi anlamda korkunç yıkımlar, talanlar var. Ve bu mücadelede Cemil, Sevil, Aynur, Cemre, Pınar ve Erhan halkımızla beraberdi. Arkadaşlarımız halkımızın sesi olduğu için, bu sesi kamuoyu ile paylaştıkları için bu baskılar ve tutuklamalar var.”   Yapılanlar eko-kırım    Ekoloji mücadelesi veren bütün ekolojistlerin amacının, Batı ve Kürdistan’daki ekoloji mücadelesini birleştirmek olduğunu söyleyen Hatun Esen, “Bu konuda fazla bir yol alamadık ama yıllardan beri coğrafyaları ve renkleri birleştirelim diyoruz” dedi. Hatun Esen, ekoloji mücadelesinin lokal direnişlerin genel direnişlere çevrilirse kazanılabileceğini söyleyerek, “Biz Kürdistan’daki ekolojik yıkımı bir tecrit olarak görüyoruz. Geçmişten bu yana süren o ekokırım hepimizin gözleri önünde yaşandı. Bu egemenlerin ayıbıydı ki 12 bin yıllık Hasankeyf’i sular altına gömdüler. Oysa şimdi de Kürdistan coğrafyasını madenlerle, orman kesimleriyle, JES’lerle, HES’lerle yok edecekler. Bu insanlar, bu köylüler nereye gitsin? Bir amaç da köylüleri mülksüzleştirmek. Oysa oralar bizlerin hafızasıdır, geçmişimiz, geleceğimizdir” diye belirtti.    Birleşik mücadele çağrısı   Hatun Esen, bütün ekoloji örgütlerine şu çağrıda bulundu: “Tekrardan bir bütün içerisinde hareket ederek Şırnak’ta kesilen bir meşe ağacının acısını nasıl ki içimizde hissediyorsak Akbelen’de yerinden edilen bir zeytin ağacının da acısını içimizde hissetmemiz gerekir. Bizlerin acıları ortaktır. Doğamıza hep birlikte sahip çıkacağız. En kısa zamanda da dostlarımıza özgürlük diliyoruz.”