Ortadoğu Gençlik Heyeti'nden saldırılara karşı açıklama 2026-01-19 18:08:43   ANKARA - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşmek için başvuruda bulunan Ortadoğu Gençlik Heyeti, yaptığı açıklamada HTŞ'nin Rojava'da devam ettirdiği katliamların "ulusal tasfiye" olduğunu vurgulayarak, "Bu ihlallerden sorumlu olan tüm tarafları hukuki ve ahlaki olarak tamamen sorumlu tutuyor; uluslararası toplumu, insan hakları örgütlerini ve Birleşmiş Milletler’i acilen harekete geçmeye, ihlalleri durdurmaya, sivilleri korumaya ve suç faillerinin hesap vermesini sağlamaya çağırıyoruz    Mısır, Fas, Tunus, Lübnan ve Irak'taki siyasi parti ve örgüt temsilcileri ile aktivist gençlerden oluşan Ortadoğu Gençlik Heyeti, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme talebi ile Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulundu. Gençler, başvuru sonrası bakanlık önünde açıklama yaptı. Açıklamanın Türkçesini Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Gençlik Meclisi üyesi Rezan Kağanarslan, Arapçasını ise Süryani Genç gazeteci Caesser Matti okudu.   Açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, siyasal ve sivil haklarının iade edilmesi talep edildi. Açıklamada, Türkiye ve HTŞ destekli paramiliter grupların saLdırılarında gerçekleştirdiği katliamlara tepki gösterilerek, "Kürt halkı, Halep’te 'silahsızlandırma' bahanesiyle Colani milisleri tarafından zorla yerinden edilme, sistematik baskı ve kolektif hakların açık ihlali yoluyla örgütlü suçlara maruz bırakılmaktadır" denildi.    'Tasfiye saldırıları devrimci öncülüğün taşıyıcıları olan Kürt kadınlarını hedef almakta'   Açıklamamın devamında şunlar kaydedildi:   "Bu uygulamaların arkasında, emperyalist hâkimiyet ve tekelleşmeyi hedefleyen saldırgan projeler bulunmaktadır. Aynı şekilde Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (Rojava) bölgesinde de sivilleri hedef alan, yaşam, onur ve güvenlik haklarını ihlal eden; emperyalizmin bölgeye yönelik yeni projesi doğrultusunda sağcı bir tahakkümü pekiştirmeyi amaçlayan etnik ve ulusal tasfiye saldırıları sürmektedir. Bu politikalar özellikle, devrimci öncülüğün taşıyıcıları olan Kürt kadınlarını hedef almaktadır. Ataerkil sistem, kadınların iradesini zorla yerinden etme, güvencesizleştirme ve onları şiddet, yoksulluk ve çifte sömürü döngülerine itme yoluyla kırmaya çalışmaktadır. Halkların baskı altına alınması, bölgede kadınlara yönelik baskının bir başka yüzüdür; her ikisi de bedenlerimiz, düşüncelerimiz, kimliğimiz ve toprağımız üzerinde tahakküm kurmayı amaçlayan ataerkil, sınıfsal ve otoriter bir yapıdan beslenmektedir.   Abdullah Öcalan'ın tutukluluğu sürecin siyasi yükümlülüklerine aykırıdır   Kürt halkının mücadelesi bağlamında, Yoldaş Abdullah Öcalan’ın tutukluluğunun devam etmesi; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Medeni ve Siyasal Haklar ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmeler ve adalet ilkeleri dâhil olmak üzere uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin açık bir ihlalidir. Aynı zamanda bu durum, bölgede ezilen halklar için yürütülmesi gereken her türlü ciddi barış sürecinin temel siyasi yükümlülüklerine aykırıdır.   Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Yoldaş Abdullah Öcalan aracılığıyla, toplumsal barışın ön koşulu olarak diyaloga dayalı demokratik çözümü ilk kez ortaya koymuştur. Buna rağmen Türkiye Cumhuriyeti devleti, barış sürecinin gereklerini ve anlaşma maddelerini yerine getirmemiş; aksine tecrit ve hapis politikalarını sürdürmüştür."   Talepler sıralandı   *Demokratik çözümün, Türkiye devletine barış ortamını hazırlama ve Kürt ile Türk halklarının haklarını tanıma yönünde hukuki ve ahlaki bir yükümlülük getiren ileri bir siyasi adım olduğunu kabul ediyoruz. Bu hakların başında, herhangi bir siyasi çözümün temel tarafı olarak Yoldaş Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gelmektedir.   *Kürt davasını destekledikleri gerekçesiyle tutuklanan tüm yoldaşların, başta Kürt halkının mücadele sembolü olan Yoldaş Abdullah Öcalan olmak üzere, derhâl serbest bırakılmasını talep ediyoruz.   *Halep vilayetinde Kürt halkına ve Kuzey-Doğu Suriye’ye karşı işlenen suçları kesin bir dille reddediyoruz. Direnişi boyun eğdirmek amacıyla ‘silahsızlandırma’ söylemi kullanılırken faşist milislere öldürme ve sürgün konusunda sınırsız alan açılması, gerçek bir barışın önünü açamaz. Toplumsal eşitlik ve demokrasi olmadan barış kurulamaz; yıkılmış köylerin enkazı ve zorunlu göç koridorları üzerinde direnen halkların iradesi kırılarak istikrar sağlanamaz."   Dayanışma vurgusu   Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı: "Ayrıca Rojava’da Kürt halkı ve Kuzey-Doğu Suriye halklarıyla tam dayanışma içinde olduğumuzu vurguluyor; şiddet, baskı ve tasfiyeden uzak, adalet ve karşılıklı saygı temelinde barış ve güven içinde yaşama haklarını savunuyoruz. Rojava’da yaşananlar, uluslararası ve insancıl hukukun açık ihlali olup bölgesel istikrar ve toplumsal barış için doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır. Bu süreç, özgürlük ve ortak insani değerler uğruna ağır bedeller ödemiş bir halkın acılarını daha da derinleştirmektedir.   Uluslararası topluma ve kurumlara çağrı   Bu ihlallerden sorumlu olan tüm tarafları hukuki ve ahlaki olarak tamamen sorumlu tutuyor; uluslararası toplumu, insan hakları örgütlerini ve Birleşmiş Milletler’i acilen harekete geçmeye, ihlalleri durdurmaya, sivilleri korumaya ve suç faillerinin hesap vermesini sağlamaya çağırıyoruz. Anlaşmalara saygı gösterilmeden kalıcı barışın, siyasi tutuklular varken adaletin mümkün olmadığını vurguluyor; Yoldaş Abdullah Öcalan’ın hiçbir koşul olmaksızın derhâl serbest bırakılmasını, yasal haklarının tamamının güvence altına alınmasını ve Kürt halkı ile Kuzey-Doğu Suriye halklarının dil, kültür, sivil, siyasi, ekonomik ve sosyal haklarının tanınmasını talep ediyoruz."