Ankara'dan seslenildi: Savaşı sınırın ötesine taşıyarak barış olmayacak! 2026-01-20 19:54:08   ANKARA - Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ çetelerinin Rojava'da teslimiyet dayatmasının karşısında olduklarını ifade ederek, “Savaşın sınırın öte tarafına taşınmasıyla barış olmayacak” dedi.    Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, HTŞ’ye bağlı çetelerin Rojava’ya yönelik gerçekleştirdiği saldırılara ve katliamlara karşı Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Burada, “HTŞ Çetelerine Destek Suriyede Katliam Demek Kadınlar Direnin Kürt Halkının Yanında” pankartı açan kadınlar ellerinde “Emperyalizim Yenilecek Direnen Kadınlar Kazanacak”, “Barış Hemen Şimdi”, “Yaşasın halkların eşitliği ve kardeşliği” , “Halklar ve inançlar için barış istiyoruz” dövizleri taşıdı. Kadınlar sık sık “Rojava halkı yalnız değildir”, “Biji berxwedana Rojava”, “Jin jiyan azadi” sloganları attı.     İnisiyatiften İlgi Kahraman, cihadist HTŞ çetelerinin teslimiyet dayatmasının karşısında olduklarını ifade ederek, “Savaşın sınırın öte tarafına taşınmasıyla barış olmayacak” diyerek Türkiye’de yürütülen barış sürecine vurgu yaptı.    ‘Tüm halklara karşı savaş suçuna devam etti’   Ardından basın metnini inisiyatif adına Nebun Nebahat Çalpan okudu. Geçen yıl inisiyatif olarak Suriye’de Alevi, Dürzi katliamlarına ses çıkardıklarını bugün ise yine aynı yerde olduklarını belirten Nebahat Çalpan, “Çünkü Suriye’de katliamlar durmuyor! Adına Şam Yönetimi denen HTŞ, Türkiye’den ve emperyalist güçlerden aldığı meşruiyet ve icazetle Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallerini günlerce bombalayarak, halka ağır silahlarla saldırarak, insanları yerinden ederek, göçe zorlayarak, nüfusu yeniden dizayn etmeye çalışarak başta Kürtler olmak üzere bu mahallelerde yaşayan Süryani, Arap ve diğer tüm halklara karşı savaş suçu işlemeye devam etti. Bu mahallelerin seçilmiş halk meclisleri ise sivil halka ve kendilerini yönetme hakkına karşı yapılan bu saldırılar karşısında direnme kararı aldı. HTŞ, bu direnişe karşılık insanlara ağır işkenceler uyguladı ve bu işkence görüntülerini medyaya servis etti. Özellikle direnişçi kadınları binalardan attıkları görüntüleri servis etmeleri kadınları birinci hedef olarak gördüklerini açıkça gösteriyordu” dedi.    ‘Dünün IŞİD’i bugünün takım elbiseli HTŞ’si’   Avrupa ülkelerine seslenen Nebahat Çalpan, “Bugün ‘kadın hakları ve demokrasinin beşiği’ olduklarını iddia eden Avrupa ülkelerinin başkanlarının resmi ziyaretlerle bu katliama ilişkin hiçbir açıklama yapmadan, meşruiyetini güçlendirdikleri HTŞ’nin Suriye’deki farklı etnik ve inanç grupları için, ama özellikle kadınlar için ne anlama geldiğini biz kadınlar çok iyi biliyoruz. Bunu, bugün adı HTŞ olan IŞİD’in yıllar boyunca Ezidi kadınları köle pazarlarında sattığına şahit olduğumuz için biliyoruz. On yıl önce LGBTİ+ları binaların tepelerinden atan IŞİD, bugün direnişçi Kürt kadınları binalardan atan takım elbiseli HTŞ... Kadınları kaçıran, satan, kadınlara yaşam hakkı tanımayan, tecavüz eden, öldüren bu cihatçı çetelerin her türlü özgürlük ve eşitlik girişimini yok etmeye çalışması tesadüf değil. Cihatçı HTŞ çeteleri eliyle Halep’teki Süryani ve Kürt mahallelerindeki halklara ve kadınlara uygulanan bu şiddet ve katliam açıkça Türkiye’deki barış sürecini baskı altına almanın ve teslimiyeti dayatmanın bir tezahürüdür” diye belirtti.   ‘Cihadist erkek şiddeti hepimize tehdittir’   Nebun Nebahat Çalpan açıklamanın devamında şöyle konuştu: “Bu saldırılar yıllardır hem Türkiye’de hem de Kürtlerin yaşadıkları farklı coğrafyalarda süren; Kürtleri yerinden etme, zorla göç ettirme politikalarının bir devamıdır. HTŞ çetelerinin kadınlara yönelik savaş suçlarının Ortadoğu’da ve bizzat Türkiye’de barış ve halkların özgürlüğü için mücadele eden tüm kadınlara, hepimize, cihatçı militarist erkek şiddetinin tehdidi olduğunun da farkındayız. Rojava’da yaşananlara karşı sessiz kalmıyor; çatışmalar durmasına rağmen ablukaların ve kuşatmanın sürdürülmesini; ayrıca başka bölgelere de yönelen saldırıları kabul etmiyoruz. Kalıcı bir barışın inşa edilmesi talebimizi tekrarlıyoruz. Bunun içinse kararnamelere değil, Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin ve Hıristiyanların, kısacası makbul kimlik dışında kalan tüm halkların haklarının ve özgürlüklerinin demokratik bir anayasa ile güvence altına alınmasına ihtiyaç var. Suriye’de halkların, kadınların eşitlik ve barış içinde yaşayabilmesi ise emperyalistlerin müdahalesiyle değil, halkların kendi talepleri ve iradeleri doğrusunda kendilerini yönetebilecek bir demokrasinin oluşmasıyla mümkün olabilir.     ‘Bu savaş Türkiye’deki barış sürecini de etkiliyor’   Rojava’daki saldırılara karşı yükselen barış taleplerinin ise Türkiye’de de giderek baskı altına alındığını görüyoruz. Halep için yapılan basın açıklamaları ve barışçıl eylemler sırasında yaşanan gözaltılar ve sonrasında gerçekleşen ev baskınları ile tutuklamalar, ifade özgürlüğüne ve demokratik haklara yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor. Barışı savunmak suç değildir. Buna rağmen, barış talebinin kriminalize edilmesi, Türkiye’de yürütülmesi gereken barış sürecini de doğrudan etkiliyor ve barışın toplumsallaşmasını engelliyor.  Bizler Türkiye’de Kürt sorununda demokratik ve siyasi bir çözüm temelinde barışı inşa etmek, kadınların barışa ilişkin politikalarını hayata geçirmek için örgütlenen Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak şunu söylüyoruz; HTŞ makbul saymadığı her etnik ve inanç grubunu katletmeye çalıştıkça, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelelerine saldırdıkça ne kimse güvende olabilir ne de demokratik bir barış gerçekleşebilir.  Biz kadınlar Rojava’ya yönelik saldırıların durması için sesimizi yükseltiyoruz, direnen kadınların yanında durarak ortak mücadelemizi büyütüyoruz.”   Yarın yapılacak eylem için çağrı   Basın açıklamasının ardından kadınlar yarın Kolej Metro İstasyonu önünden Sakarya Caddesi’ne Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde gerçekleşecek olan yürüyüşe katılım çağrısı yaptı. çıklamada, " Cihadist çeteler, Rojava’da saldırılarını derhal durdurmalıdır. Rojava’ya dönük saldırılar güvenlik meselesi değil, örgütlü inkar, imha ve tasfiye politikasıdır. Kadınların öncülüğünde kurulan eşitlikçi ve ortak yaşam hedef alıyor. Katliamlarla Rojava’da bir halkın geleceği yok edilmek istenmektedir” denildi.    Açıklama, “Rojava rumeta me ye”, “Bijî berxwedana Rojava” sloganlarıyla son buldu.