ÖHD: Riha’da en az 10 kişi işkenceye uğradı 2026-01-30 14:17:57   RIHA - ÖHD Riha Şubesi, Ocak ayında Riha merkez, Pirûs ve Wêranşar'de yapılan protestolarda 20 kişinin gözaltına alındığını, 13 kişinin tutuklandığını ve en az 10 kişinin işkenceye uğradığını açıkladı.    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Riha Şubesi, HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’ya yönelik saldırılarını protesto etmek amacıyla Ocak 2026 boyunca Riha merkez, Pirsûs (Suruç) ve Wêranşar (Viranşehir) ilçelerinde gerçekleştirilen toplantı ve gösteri yürüyüşlerine dönük polis saldırıları sırasında ve sonrasında yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Dernek binasında yapılan açıklamayı ÖHD yöneticisi Dicle Aksu okudu.   Dicle Aksu, söz konusu eylemlerin tamamının barışçıl nitelikte olmasına rağmen polisin engelleyici ve sert müdahalelerde bulunduğunu vurguladı. Dicle Aksu, “Yürüyüşlerin fiilen engellendiği, sokakların polis kalkanlarıyla kapatıldığı, herhangi bir açık ve yakın tehlike ortaya konulmaksızın dağıtma refleksiyle hareket edildiği tarafımızca tespit edilmiştir” diye konuştu.   Gözaltına alınan 20 kişiden 13 tutuklama   ÖHD’nin Ocak ayı boyunca 6 ayrı polis saldırısını tespit ettiğini belirten Dicle Aksu, bu saldırılar sonucunda en az 20 kişinin gözaltına alındığını, gözaltına alınanlardan 1’i çocuk olmak üzere en az 13 kişinin tutuklandığını, 1 kadın hakkında ev hapsi, 3 çocuk hakkında ise adli kontrol kararı verildiğini aktardı. Bu tablonun, özgürlükten yoksun bırakmanın istisnai bir tedbir olmaktan çıkarıldığını gösterdiğini belirten Dicle Aksu, “Gözaltı ve tutuklamalara gerekçe olarak ağırlıklı biçimde örgüt üyeliği ve örgüt propagandası gibi ağır suçlamalara başvurulduğu tespit edilmiştir. Oysa isnatların büyük bölümü barışçıl toplantılara katılım, slogan atma, basın açıklaması yapma ve pankart taşıma gibi temel haklar kapsamında kalan faaliyetlerden oluşmaktadır” dedi.   'En az 10 kişi işkenceye uğradı'   Raporda mağdur beyanları ve avukat görüşmelerine dayanan tespitlere de yer verdiklerini belirten Dicle Aksu, en az 10 kişinin işkence ve kötü muameleye uğradığını söyledi. Dicle Aksu, "Bu beyanlarda tekme ve yumrukla darp, boğaz sıkma, yere yatırma, ters kelepçe, uzun süre plastik kelepçeyle bekletme, tehdit ve hakaret, tuvalet hakkının engellenmesi, aç ve susuz bırakma, sağlık hizmetine erişimin engellenmesi gibi uygulamalar ortak biçimde yer almaktadır. Şiddetin yalnızca yakalama anıyla sınırlı kalmadığı; nezarethane, hastane sevki ve il dışı sevk süreçlerinde de devam ettiği, bu yönüyle kötü muamelenin sistematik ve süreklilik arz eden bir nitelik taşıdığı anlaşılmaktadır" şeklinde konuştu.   ‘Saldırılar insan onuru ile bağdaşmıyor’   Raporda Pirsûs ve Wêranşar’daki müdahalelere de yer verildiğini aktaran Dicle Aksu, "Suruç ilçesinde gerçekleştirilen protestoya yapılan müdahale sırasında, kolluk kuvvetlerince kullanılan plastik merminin bir kişinin yüzüne isabet etmesi sonucu, söz konusu kişi ağır şekilde yaralanmış ve gözünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bu olay, kolluk güçlerinin kullandığı araç ve yöntemlerin yaşamı ve beden bütünlüğünü doğrudan tehlikeye sokacak nitelikte olduğunu göstermekte; maddi ve manevi bütünlük hakkının ağır ihlalini oluşturmaktadır. Yaşanan süreçte çocukların da gözaltına alındığı, darp edildiği ve örgüt üyeliği ve örgüt propagandası gibi ağır suçlamalarla karşı karşıya bırakıldığı tespit edilmiştir. Bazı çocuklarda kafa travması şüphesi doğuran yaralanmalar bulunmasına rağmen, etkili ve bağımsız bir sağlık incelemesi yapılmadığı yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır. Ayrıca Viranşehir’de gerçekleştirilen bir müdahale sırasında iki buçuk aylık emzirilen bebeği bulunan bir annenin gözaltına alınması, anne ile bebeğin fiilen ayrılması ve bebeğin düzenli anne sütüne erişiminin engellenmesi, hem anne hem de bebek açısından insan onuruyla bağdaşmayan bir muamele niteliği taşımaktadır" diye konuştu.   'Demokratik siyaset alanı daraltılmaya çalışılıyor'   Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin sistematik biçimde engellenmesinin demokratik siyaseti daralttığını ifade eden  Dicle Aksu, “Barış sürecinin kalıcı olabilmesi, devletin şiddetten arındırılmış bir güvenlik anlayışını benimsemesine ve işkenceye sıfır tolerans göstermesine bağlıdır. Aksi halde yaşanan ihlaller toplumsal güvensizliği derinleştirmekte ve çözüm sürecine olan inancı zayıflatmaktadır” dedi.