Rojava protesto raporu: 930 gözaltı 123 tutuklanma 2026-04-03 14:08:57   ANKARA - İHD, Rojava'ya yönelik saldırıların ardından başlayan protesto eylemlerinde en az 930 kişinin gözaltına alındığını, gazeteciler ve çocukların da aralarında yer aldığı en az 123 kişinin tutuklandığı açıkladı.    İnsan Hakları Derneği'nin (İHD), HTŞ, DAİŞ ve Türkiye'ye bağlı çetelerin, 6 Ocak'ta Kuzey ve Doğu Suriye'ye başlattığı saldırılara karşı düzenlenen protestolarda yaşanan ihlallere ilişkin raporunu açıkladı. Derneğin sitesinde yayınlanan raporda, Türkiye genelinde en az 22 ilde düzenlenen 70'ten fazla barışçıl gösteriye polis müdahale edildiği, saldırılarda biber gazı, plastik mermi ve tazyikli su kullanıldığı, ayrıca çok sayıda kişiye fiziksel şiddet uygulandığı kaydedildi.    Protestolar da en az 930 kişinin gözaltına alındığının belirtildiği raporda, gazeteciler ve çocukların da yer aldığı en az 123 kişinin tutuklandığı bilgisi verildi. Müdahaleler sırasında bir kişinin yaşamını yitirdiği ve çok sayıda kişinin işkence ve kötü muameleye maruz kaldığının tespit edildiği raporda, protestolarda gözaltına alınan en az 46 yabancı uyruklu kişinin sınır dışı edildiği bilgisi yer aldı.   Raporda, Riha, Mêrdîn, Amed'de valilikler tarafından eylem ve etkinlik yasakları getirildiğine değinilerek Mersin'de bir mültecinin, protestoculara yönelik rastgele açılan ateş sonucu yaşamını yitirdiği aktarıldı. Raporda ayrıca en az 5 kişinin yaralandığı, bunlardan 4'ünün gazeteci olduğu ifade edildi.    Basın ve ifade özgürlüğüne dair ihlaller   Basın ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlallerin de yer aldığı raporda, en az 8 gazetecinin haber takibi sırasında gözaltına alındığı ve gazeteci Nedim Oruç'un tutuklandığı kaydedildi. Raporda, Mezopotamya Ajansı, JINNEWS, ETHA, Yeni Yaşam ve Ajansa Welat'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda medya kuruluşunun dijital medya hesapları ve internet sitelerine erişim engeli getirildiği, yüzlerce dijtal medya hesabının da kapatıldığı belirtildi.   Dijital medyada paylaşılan içerikler nedeniyle gözaltı ve tutuklamaların yaşandığına değinilen raporda, saldırılara tepki olarak saç örme videosu paylaşan 2'si çocuk 4 kişinin gözaltına alındığı ve bir çocuğun tutuklandığı bilgisi yer aldı. Raporda, saç örme vidosu paylaşımı sebebiyle bir hemşirenin görevden uzaklaştırıldığı ve Amedspor'a tribünlerden saç örme kareografi açıldığı gerekçesiyle kulüp başkanı ve futbolcu Çekdar Orhan hakkında idari yaptırımlar uygulandığına yer verildi.   İhlaller     Protestolara, polis saldırılarında zorunluluk ve orantılılık ilkelerine uyulmadığının ifade edildiği raporda, "Biber gazı, plastik mermi, tazyikli su, fiziksel şiddet, ters kelepçe, tehdit, aşağılayıcı muamele ve sağlık hizmetine erişimin engellenmesi gibi uygulamaların yaygın biçimde kullanıldığını göstermektedir. Özellikle bazı vakalarda kişilerin yaşam hakkını tehdit edecek ölçüde ağır yaralanmalarına rağmen etkili tıbbi korumadan yoksun bırakılması, işkence yasağı ile yaşam hakkı arasındaki yakın ilişkiyi açık biçimde ortaya koymaktadır. Benzer biçimde; avukata erişimin engellenmesi ya da geciktirilmesi, gözaltı listelerine ve süreç bilgilerine erişimin kısıtlanması, müdafi olmaksızın işlem yürütülmesi ve çocukların özel korunma güvencelerinin fiilen askıya alınması, ihlallerin münferit değil, yapısal ve sistematik bir karakter taşıdığına işaret etmektedir" denildi.   Öneri ve talepler   Raporda, toplumsal olaylara müdahalede hak ihlallerinin önüne geçilmesi için şu öneriler ve talepler sıralandı:    "*Protestolara müdahale sırasında ve sonrasında meydana gelen yaşam hakkı ihlalleri, işkence ve kötü muamele iddiaları, sağlık hizmetine erişimin engellenmesi, cezaevi ve sınır dışı süreçlerinde uygulanan şiddet ile kolluk ve diğer kamu görevlilerinin sorumluluğunu doğurabilecek tüm eylemler hakkında derhal, bağımsız, tarafsız ve etkili soruşturmalar yürütülmeli; sorumlular cezasızlıkla korunmamalıdır.   * Barışçıl protestoların toptan yasaklanmasına son verilmeli; valiliklerce alınan genel ve ayrım gözetmeyen yasak kararları kaldırılmalı; polis müdahaleleri, yalnızca kanunilik, meşru amaç, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri çerçevesinde sınırlandırılmalıdır.   * Gözaltı, nakil, hastane, cezaevi ve sınır dışı süreçlerinin tümünde bağımsız denetim mekanizmaları işletilmelidir. İşkence iddialarının belgelenmesini engelleyen tüm pratikler kaldırılmalı; İstanbul Protokolü'ne uygun tıbbi muayene ve raporlama güvence altına alınmalıdır.   *Gözaltına alınan herkesin avukata derhal ve etkili erişimi sağlanmalı; avukatların müvekkillerinin nerede olduğu, hangi işlemlere tabi tutulduğu ve sağlık durumları hakkında bilgiye ulaşması engellenmemelidir. Avukatsız ifade alma, baskı altında belge imzalatma, fiili teşhis dayatmaları ve delil üretmeye yönelik hukuka aykırı pratikler hakkında etkili idari ve cezai süreçler işletilmelidir.   * Çocukların protestolar ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle kriminalize edilmesine son verilmeli; çocuklara yönelik yakalama, gözaltı, nakil ve tutuklama tedbirleri istisnai hale getirilmeli; çocuğun üstün yararı ilkesi tüm işlemlerde esas alınmalıdır. Çocukların kelepçelenmesi, avukatsız sorgulanması, geç saatlerde işleme tabi tutulması ve cezaevi girişinde kötü muameleye maruz bırakılması gibi uygulamalar hakkında özel soruşturma mekanizmaları devreye sokulmalıdır.   * Gazetecilerin haber takibi sırasında hedef alınıp işkence ve kötü muamele ile gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına son verilmeli; haber kuruluşları ile gazetecilere ait internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engelleri kaldırılmalıdır. Sosyal medya paylaşımları nedeniyle yürütülen keyfi soruşturma ve cezalandırma pratikleri son bulmalıdır.   *Etnik kimliğe dayalı hedef gösterme ve nefret söylemiyle mücadele edilmeli; kamu makamları ve siyasi aktörler toplumsal kutuplaşmayı ve düşmanlaştırmayı derinleştiren açıklamalardan kaçınmalı, hak temelli ve barışçıl bir dil benimsemelidir.   *Türkiye, taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri ile Anayasa'dan doğan yükümlülükleri doğrultusunda yaşam hakkını, işkence yasağını, toplantı ve gösteri özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını etkili biçimde güvence altına almalı; ulusal ve uluslararası denetim mekanizmalarıyla tam iş birliği içinde hareket etmelidir."