Amed’de barış paneli: Ortadoğu’da çözüm Kürtlerle mümkün 2026-05-13 21:25:33   AMED - Amed'de düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu kapsamında gerçekleşen panelde Ortadoğu’da barışın koşullarını tartışıldı. Panelde Kürtlerin rolü ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsü öne çıkan başlıklar oldu.   Amed Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen, Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu kapsamında, “Ortadoğu’da barışın imkanları: Tarih, siyaset ve toplumsal dinamikler” başlıklı panel düzenlendi. Belediyenin Ali Emiri Toplantı Salonu’nda düzenlenen panele, çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı. SAMER Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele, Demokratik Birlik Partisi (PYD) Başkanlık Konseyi üyesi Hediye Yûsif, Prof. Dr. Hamit Bozarslan, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Cengiz Çandar ve Siyaset Bilimci Doç. Dr. Arzu yılmaz konuşmacı olarak katıldı.   Panele online katılan Hamit Bozarslan, dünya ve Ortadoğu’daki savaşları hatırlatarak, şimdiki savaşın soğuk savaştan daha ağır olduğunu ifade etti. Şimdiki savaşın öngörürlüğünün olmadığını belirten Hamit Bozarslan, Ortadoğu’da iktidarların genelde geçmişi reddettiğini ve tek tipleştiğini dile getirdi. Hamit Bozarslan, “Tekleştirme süreçleri, Araplaştırma, Türkleştirme, Farslılaştırma ve hatta ademileştirme süreci olarak devam etti. Fakat böyle bir homojen yapının oluşturulması, şiddet olgusunu da oluşturmaktadır” dedi.    ‘Kürler kendi tecrübelerini derinleştirerek Ortadoğu için örnek olabilirler’   Toplumların tarihlerinden ve tecrübelerinden ders almak zorunda olduğunun altını çizen Hamit Bozarslan, “40 yıl önce Kürtlerin sloganı şuydu: ‘Ya Kürdistan ya ölüm.’ Bugün, ‘Jin, jiyan, azadî.’ ‘Kürtlüğün amacı Kürdistan ve yaşam.’ Hem Kürdistan hem yaşam. Kürtlüğün kendisini çok renkli olması, çok dilli olması bu değişime yol açtı. Kürtlerin artık kendi başına Ortadoğu’ya barış getirme, Ortadoğu’yu demokratikleştirme imkanı yok. Kürtlerin şu anda en önemli hedefi kendisinin var olabilmesini sağlamak. Ama barışın ve demokrasinin sağlanmasında Kürler kendi tecrübelerini derinleştirerek, geliştirerek Ortadoğu için örnek olabilirler” ifadelerini kullandı.   'Barışı istiyorsak savaşın ortaya koyduğu riskleri doğru ortaya koymak gerekiyor'   Ardından söz alan Arzu Yılmaz, Türkiye’nin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne girmesinde iç ve bölgesel dinamiklerin belirleyici olduğunu kaydetti. Ortadoğu ve dünyada yaşanan savaşlara, gelişmelere değinen Arzu Yılmaz, çözümsüzlüğün şiddetten arındırılması gerektiğini belirterek, “Çözümsüzlüğün şiddetten arındırılması sürdürüle bilir mi? Eğer Türkiye bölgesel risklere karşı Kürtlerle yan yana durma temel motivasyonuyla yürüdüyse, Kürtlerden başka ortaklar bulduğu taktirde, çözümsüzlüğün sürdürülmesinin de pek ala tehdit olarak sürer. Ortadoğu’da yeni ittifakların geliştiği, Kürtlerle ittifaka ihtiyaç kalmadığı bir momette, Kürtler için ciddi risk oluşacağını da göz önünde tutmak gerekiyor. Barışı istiyorsak savaşın ortaya koyduğu riskleri doğru ortaya koymak gerekiyor” diye kaydetti.   Suriye'de yaşanan gelişmeler   Hediye Yûsif, Rojava’daki kazanımların nasıl elde edildiğini, nasıl korunduğunu ve şu andaki entegrasyon sürecine dair deneyimlerini aktardı. Suriye’de yaşanan entegrasyon sürecine dikkat çeken Hediye Yûsif, şöyle konuştu: “Bir yandan süreç yürürken bir taraftan toplumun demokratik, özgürlük taleplerini savunmamız, sahiplenmemiz gerekiyor. Bu açıdan mücadele ediyoruz. Yeni bir süreç içindeyiz. Şu an direk yönetimde yer almanın mücadelemizi bunun için yürüteceğiz. Rojava modeli başarıya ulaşırsa, o inançtayız ki, etkisini her yere yayacak. Biz bunun mücadelesini yürütüyoruz. Var olan hükümetle büyük bir arayış içindeyiz. Herkesin kendini içinde bulacağı bir sistem için süreç yürüttük.”   ‘Abdullah Öcalan'ın statüsü mecbur belli olacak’   Son olarak söz alan Cengiz Çandar, Türkiye’nin Kürtlersiz olmadığını söyleyerek şunları kaydetti: “Oldurmaya çalıştılar ama olmadı. Kürtlerin kimliği inkar edilmişti, Kürtler yoktu, ‘Kürtler ne oluyor?' diye ayağa kalktı. Zamanda güvenlikçi politikalarla bu iş bastırılmak istenmişti ama olmadı. Şimdide bir süreç var. Niye? Çünkü Kürtlersiz olmuyor, bu sorun bir şekilde çözülmeli. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat bildirisi, tarihi bir bildiridir. Herkesin defalarca bir daha okuması gerekiyor. Çağrıdan sonra açığa çıkan menifesto çok önemli, tekrar tekrar okunması gerekiyor. Bütün bunlar Türkiye için bir şeyi ortaya koyuyor; Kürtlersiz bir Türkiye olmayacak. Bu şu demek: Demokratik entegrasyon ve cumhuriyet, Kürtlerin Türkiye’nin ortağı olması, kurucu ortağı olması demek. Kürtlersiz Suriye yok, İran yok. Kürtlersiz Türkiye de olmayacak. Yeni Türkiye Kürtlersiz olmayacak. Aynı zamanda bu bütün ülkeye etkisini yayacak. Sınırlar, anlamsız sınırlar halini alacak.”   MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan için “kurucu Önder” dediği sözlerini hatırlatan Cengiz Çandar, “Hem kurucu Önder hem statüsü belli değil. Statüsü mecbur belli olacak” dedi.   Panel, konuşmaların ardından soru-cevap kısmının ardından son buldu.