Yeniden inşa: Çocuklar için değil, çocuklarla birlikte kent 2026-05-21 09:01:11     Pelşin Çetinkaya    AMED - Psikolog Hatice Gök, çocukların sadece korunması gereken bireyler değil, bu kentin söz sahibi özneleri olduğunu vurgulayarak, çocuklarla birlikte bir yaşam ve politika zemini kurulması gerektiğine dikkat çekti.   Amed Büyükşehir Belediyesi ile Önce Çocuklar Derneği ortaklığında Amed’de “Kentleri Çocuklarla Yeniden Kurma Çalıştayı” çocuk hakları temasıyla gerçekleştirildi. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesindeki Çocuk Şube Müdürlüğü organizasyonuyla 2 gün boyunca düzenlenen çalıştayda; Çocuk hakları, kent politikaları, yoksulluk, ayrımcılık ve kamusal sorumluluk başlıklarının ele alındığı çalıştayda, çocukların yalnızca hizmetlerin değil, kent yaşamının da merkezine yerleştirilmesi gerektiğine de vurgu yapıldı. Çalıştayda ayrıca çocukların kent yaşamındaki görünürlüğü, güvenli kamusal alanlara erişimi, kültürel hakları ve karar alma süreçlerine katılımı üzerine kapsamlı değerlendirmeler de yapıldı.   Psikolog Hatice Gök, kent inşasında çocukların rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   ‘Çocuklar bu kentin sadece geleceği değil, bugünü’   Hatice Gök, gerçekleştirilen çalıştayda çocuklarla birlikte kenti yeniden kurma fikrinin tartışıldığını söyleyerek, “Çocuklar yalnızca korunması gereken bireyler olarak değil, kentin söz sahibi özneleri olarak görülmeli. Bir ebeveyn, öğretmen ya da çocuk alanında çalışan biri olmasak bile çocuklarla birlikte yaşıyoruz. Çocuklar da bu kentin bileşenleri. Onlar da bu şehrin içinde nefes alıyor, oyun oynuyor, sokakta yürüyor, otobüse biniyor, hastaneye gidiyor, çalışıyor ve bu kentin emeğine katkı sunuyor. Biz de tartışmayı tam olarak buradan başlatmaya çalıştık. Çocuk meselesi yalnızca belirli uzmanlık alanlarının konusu değil. Çocuklar bu kentin sadece geleceği değil, bugünü. Kent yaşamının tam merkezindeler” dedi.   ‘Önce ‘hangi çocuklar?’ sorusunu sorduk’   “Kenti çocuklarla yeniden kurma” başlığını şekillendirirken temel sorularının “hangi çocuklar?” olduğunu ifade eden Hatice Gök, “Çocuklar toplumsal eşitsizliklerden bağımsız düşünülemez. Çocuklar da bir sınıfın, bir halkın, bir dilin, bir inancın içine doğuyor. Yoksulluk, savaş, dil hakkı, eğitim hakkı gibi meselelerden doğrudan etkileniyorlar. Örneğin çocuk işçiliğini konuşacaksak, hangi çocukların çalışmak zorunda kaldığını görmek gerekiyor. Yoksul ailelerin çocukları emeğini satmak zorunda kalıyor. Dolayısıyla çocuklarla birlikte bir kent inşa etmek istiyorsak, yoksulluğun çocuklar açısından ne kadar belirleyici olduğunu hesaba katmak zorundayız. Bir şey yapmaya çalışırken sadece gelebilen çocuklarla çalışmış oluyoruz. Ekonomik durumu daha iyi olan ya da merkeze yakın yaşayan çocuklar ulaşabiliyor. Ama yoksul çocuklar o alanlara erişemiyor. O yüzden çocuklarla birlikte bir kent kurmaktan söz edeceksek, önce hangi çocukların dışarıda kaldığını görmek zorundayız” diye belirtti.   ‘Çocukların çemberini genişletmek istedik’   Hatice Gök, çalıştayın temel hedeflerinden birinin çocukları toplumsal yaşamın daha görünür bir parçası haline getirmek olduğunu vurgulayarak, “Diyarbakır’daki politik ve toplumsal mücadelelerin çocuklarla birlikte düşünülmesi gerekiyor. Ekolojik yıkıma karşı mücadele ediyoruz, kadınlar şiddete karşı yaşam mücadelesi veriyor, ana dil için mücadele ediyoruz, eğitim hakkını savunuyoruz. Çocuklar bütün bunların içinde aslında. Biz de bu yaşam alanlarına çocukları katabilir miyiz, çocuklar için çemberi biraz daha genişletebilir miyiz diye düşündük. Bazen ‘zaten büyüyecek’, ‘bunları hatırlamaz’ diyerek çocukların yaşadıklarını önemsizleştirebiliyoruz. Oysa çocukluk, insan yaşamının en özgün ve en fazla desteklenmeye ihtiyaç duyan dönemlerinden biri” diye konuştu.   ‘Çocuklar bu kente ait hissedebilsin istiyoruz’   Çalıştayın temel amaçlarından birinin çocukların kentle aidiyet ilişkisini güçlendirmek olduğunu ifade eden Hatice Gök, “Diyarbakır’da yaşayan çocuklar büyüdüklerinde geriye dönüp ‘Ben bu kentin parçasıyım’ diyebilsin istiyoruz. Bu kentin kreşine gittim, parkında oyun oynadım, kendimi ifade edebildim, ana dilimle burada tanıştım diyebilsinler. Aynı zamanda ihmale ve istismara uğramadıkları bir yaşamın imkanları oluşsun istiyoruz. Çocukların kendilerini bu kente ait hissedebilecekleri, söz kurabilecekleri, ana dilleriyle var olabilecekleri alanlar yaratmak istiyoruz” sözlerine yer verdi.   ‘Boşlukların arasında çocuklar kayboluyor’   Hatice Gök, çalıştayda kamusal hakların uygulanmaması ve kurumlar arası koordinasyonsuzluk meselelerinin de tartışıldığını aktararak, “Özellikle merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki kopukluklar çocukları doğrudan etkiliyor. Bir Sosyal Hizmetler Bakanlığı var, Milli Eğitim Bakanlığı var ama aralarında boşluklar oluşuyor. Belediyeler arasında da benzer sorunlar yaşanıyor. Bir kurumun yaptığını diğeri sürdüremiyor. O boşluklarda çocuklar kayboluyor” şeklinde konuştu.    ‘Katılım ‘hadi sen de gel’ demekle olmuyor’   Çalıştayın en kapsayıcı başlıklarından birinin çocukların katılım hakkı olduğunu dile getiren Hatice Gök, “Çocukların karar alma süreçlerine gerçek anlamda dahil edilmesi gerekiyor. Bir yetişkini sokaktan çevirip ‘gel, tartışmaya katıl’ diyemeyeceğimiz gibi çocuklar için de bu böyle işlemiyor. Çocuk bir özne, bir birey. Önce neye katılacağını anlaması gerekiyor. Kenti tanıması, ihtiyaçlarını ifade edebilmesi gerekiyor. Çocukların sözünü gerçekten duymak istiyorsak, önce onları bu alanlara hazırlamamız gerekiyor” ifadelerine yer verdi.    ‘Bir tutum belgesi oluşturmak istiyoruz’   Hatice Gök, çalıştayın sonunda çocuk politikalarına dair ortak bir perspektif oluşturmayı hedeflediklerini kaydederek, “Çocukları nasıl görmemiz gerektiğine dair bir tutum belgesi oluşturmak istiyoruz. Çocuklar neden hak ihlaline uğruyor, bunun hangi bağlamları var, bunları birlikte tartışıyoruz. Yoksulluk, eğitim, aile içi sorunlar, ana dil, savaş, ekoloji… Bunların hepsi çocukların yaşamını etkiliyor. Ayrıca bu çerçeveyi daha sonra kısa, orta ve uzun vadeli planlara dönüştürmeyi hedefliyoruz. Çalışmalar tek seferlik etkinliklerle sınırlı değil. Bir kere çocuğu tiyatroya götürmekle, bir kez ana dilini görebileceği bir ortam yaratmakla mesele çözülmüyor. Çocukların günlük yaşamı devam ediyor. Sokakta çalışan çocukları her gün görüyoruz. O yüzden çocuk meselesini büyük başlıklar içinde kaybetmeden, günlük hayatın içinden bakabilmeliyiz. Boşlukların arasında köprüler kurabilir miyiz diye düşündük. Bundan sonra da adım adım yeni toplantılar, yeni buluşmalar olabilir diye umut ediyoruz” şeklinde konuştu.