'Umut hakkı' için AKBK'ye bildirimde bulunuldu 2026-06-04 12:36:34   Elfazi Toral   İSTANBUL - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve diğer siyasi tutukluların "Umut hakkı" kararlarının uygulanması için çok sayıda kurum, AKBK'ye bildirimde bulundu.    İnsan hakları, hukuk örgütü ve 10 baro, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AKBK) 9-10-11 Haziran tarihlerinde gerçekleştireceği toplantı öncesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’ye yönelik AİHM kararları ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile diğer siyasi tutukluların "Umut hakkı" kararının uygulanması için bildirimde bulundu. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Êlih Barosu, Amed Barosu, Colemêrg Barosu, Mêrdîn Barosu, Mûş Barosu, Îdir Barosu, Sêrt Barosu, Riha Barosu, Şirnex Barosu, Wan Barosu  bildirimde bulunan kurumlar arasında.   Geçmiş komite kararlarına yer verilen bildirimde, “Türkiye’den mahkeme içtihadı doğrultusunda somut yasal reformlara ilişkin açık bir takvim ve uygulanabilir bir mekanizma sunmasını talep etmiş; mevcut durumun devam etmesinden duyduğu ciddi endişeyi kayda geçirmiştir” hatırlatması yapıldı.    AİHM kararları   Bildirimde, Türkiye’nin AİHM’in 'İhlal' kararlarına uymadığı vurgulanarak, “Hükümet, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına tabi belirli mahkûm kategorilerinin koşullu salıverilme kapsamı dışında bırakıldığını açıkça kabul etmekte; buna rağmen mevcut sistemin yeterli olduğunu savunmaktadır. Türkiye’nin kategorik koşullu salıverme yasaklarını açıkça kabul edip ‘istisnai’ ve ‘dar’ bir uygulama olarak tarif etmesi, AİHM ‘Öcalan (2)’ kararında yer alan belirlemelerle açıkça çelişmektedir. Türkiye genel koşullu salıverme sistemini anlatıyor ancak ‘istisna’ kapsamındaki mahkûm grupları için bir gözden geçirme mekanizmasının bulunmamasını değerlendirmiyor. Ayrıca hükümetin savunmasının önemli bir kısmı, cezanın indirgenebilirliği meselesi yerine yüksek güvenlikli infaz rejimlerinin meşruluğu ve cezanın uygulandığı suçların niteliği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Türkiye takip cevabında hiçbir yasa taslağı hazırlığı, reform takvimi, gözden geçirme mekanizmalarına ilişkin çalışma, AİHM kararlarının uygulanması gibi reform vaadinde bulunmuyor, aksine mevcut sistemi savunuyor. Bu yaklaşım AİHM ve AKBK tarafından tespit edilen yapısal soruna doğrudan cevap vermemektedir” denildi.    ‘Umut Hakkı’    Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında kurulan Meclis Komisyonu’nun ortak rapor hazırladığı, ancak somut adımların atılmadığı belirtilen bildirimde, "Ortak raporda AİHM ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyulması, hukuk devleti, insan hakları ve demokratikleşme çerçevesinde çeşitli öneriler sıralandığı ancak raporun ilgili bölümleri incelendiğinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ilişkin infaz rejiminin mahkeme içtihadı doğrultusunda dönüştürülmesini sağlayacak somut bir mekanizmanın öngörülmediği görülmektedir” diye belirtildi.    Bildirimin  devamında  şu ifadelere yer verildi: “Nitekim raporda ‘umut hakkı’ kavramına doğrudan yer verilmemesi ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına tabi mahkûmlar bakımından uygulanabilir bir gözden geçirme mekanizmasına ilişkin herhangi bir modelin önerilmemesi, söz konusu meselenin açık biçimde ele alınmaktan kaçınıldığını göstermektedir. Bu durum, mevcut tartışmaların daha çok genel ilke ve yönelimler düzeyinde kaldığını, ihlalin kaynağını oluşturan yasal ve yapısal unsurların ortadan kaldırılmasına yönelik somut bir normatif çerçevenin henüz ortaya konulmadığını göstermektedir. Bu yaklaşım, özellikle mahkeme içtihadında merkezi bir yer tutan ‘cezanın gözden geçirilebilirliği’ meselesinin açık biçimde ele alınmamasına yol açmaktadır.”   Bildirimde, mevcut durumda yasal çerçevenin değişmediği, cezanın indirgenebilir olmadığı, herhangi bir gözden geçirme mekanizmasının bulunmadığı, tartışmaların somut reforma dönüşmediği tespit edildiği vurgulanarak, “Bu nedenle ihlalin hem bireysel hem de yapısal düzeyde devam ettiği değerlendirilmektedir” denildi.   Bildirimin devamında şu önerilere yer verildi:    “* Komitenin, Öcalan (2), Gurban, Kaytan ve Boltan-Türkiye kararlarının uygulanmasının denetim sürecini daha etkin biçimde yürütmesini,   * Bu gruptaki ilk kararın Mart 2014’te verildiği, başvurucuların 'Umut Hakkı'ndan mahrum tutularak on yıllardır cezaevinde tutuldukları ve Sözleşme’ye aykırı bu ceza infaz rejiminden yüzlerce başka hükümlünün etkilendiği göz önünde bulundurularak grubun, Komite’nin düzenli insan hakları toplantıları gündemine alınmasını,   * Bakanlar Komitesi Başkanı ya da Genel Sekreterin 'Reykjavik Principles for Democracy kapsamında, kararların uygulanması konusunda ilgili ulusal muhataplarıyla siyasi diyaloglarını güçlendirmesini ve Türkiye yetkililerine mektup yazmasını,   * Komite’nin, Türkiye Hükümeti’nden tüm dava grubu için istatistiki bilgi istenilmesini, 'Ülkede kaç kişinin ağırlaştırılmış müebbet mahkûmu olduğu, yıllara göre kaç kişinin bu cezaya çarptırıldığı, ilgili hükümlerin hangi yıllarda kesinleştiği, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan kişilerin kaç yıldır cezaevinde tutuldukların, Cumhurbaşkanlığı affından yararlanan ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü mahpus sayısı, tek başına kalamaz raporu bulunan ağırlaştırılmış müebbet sayısı'nı içerecek şekilde bilgi verilmesinin talep edilmesini,   * AİHM kararlarında belirtilen ilkeler uyarınca Türkiye hukukunda herhangi bir ayrım gözetilmeksizin, belirli suçlar bakımından kategorik koşullu salıverilme yasaklarına dair hükümlerin ilga edilmesinin istenilmesini ve ihlalin kaynağı olan kanunların değiştirilmesini gerektiren genel önlemleri almaya çağrılmasını ve Gurban group of cases v. Türkiye davasının güçlendirilmiş prosedür kapsamında kalmasını,   * Mevcut infaz rejimine ilişkin AİHM kararlarının tam anlamıyla uygulanabilmesi için, hem 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nda hem de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan ve yukarıda detaylandırılan hükümler, Türkiye’de kamuoyunda tartışılmakta olan demokratik müzakere süreci bağlamında yapılması gereken yasal reformlar, doğrudan insan hakları standartlarını ilgilendirmektedir. Bu nedenle, önerilecek yasa değişikliklerinin demokratik meşruiyetini ve AİHS’ye uygunluğunu güvence altına almak amacıyla, özellikle umut hakkı bağlamında konunun Venedik Komisyonu’nun incelemesine sunulmasını saygıyla talep-tavsiye etmektedir.”