Tutsak kadınlar: Kadın kentlerinden kadınlar ülkesine uzanan yol mümkün 2026-06-07 17:55:00   AMED-Sincan Kadın Cezaevi’nden konferansa mesaj gönderen tutsak kadınlar, kadınların demokratik, ekolojik ve özgür toplumun inşasında öncü rol üstlenmesi gerektiğini belirterek, “Kadın kentlerinden, kadınlar ülkesine uzanan özgür toplum inşası mümkündür” dedi.   Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Kurulu’nun, "Kadın İradesiyle Komünleşiyor, Yerel Yönetimlerle Özgür Toplumu Örüyoruz" şiarıyla gerçekleştirdiği Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Konferansı 2’inci gününde Ali Emiri Konferans Salonu'nda devam ediyor. Hem Türkiye hem de Kürdistan’dan birçok delegenin katılımıyla devam eden konferansa tutsak siyasetçiler, Leyla Güven, Zeynep Karaman ve Ayşe Gökkan mesaj gönderdi.   Tutsak kadınların mesajı şöyle: “Sevgili Konferans Bileşeni Kadın Yoldaşlar! Her birinizi yeni dönemin inşacı ruhuyla selamlıyor, konferansımızın kadın yönetim sanatını topluma ulaştırmada kat edilecek yolun temel taşlarının döşenmesine vesile olmasını canı gönülden diliyoruz. Sevgili Kadınlar, Hani her kentin bir ruhu vardır denilir ya; doğrudur bizce de köy, kent, kasaba, mahalle, tüm yerleşim alanlarında tarihten gelen ortak bir hafıza vardır. Dil, kültür, inanç ve benzeri olgular aynı coğrafyada yaşayan toplumların ortak ruhunu yaratırlar. Bu toplumlar, Neolitik dönemde olduğu gibi doğadaki her şeyin canlı olduğuna; yani hayvanlar, ağaçlar, toprak, su, hava ve benzeri her varoluş evrendeki her bir canlıya aittir denildiğinde; kadınlar öncülüğünde binlerce yıl yaşamlarını iş ve rol koordinasyonu temelinde sürdürebilmişlerdir. Ancak daha sonra Önder Apo’nun belirttiği üzere erkek kulübünde örgütlenen kastik katil zihniyet ‘özne insandır, insanın da erkeğidir dolayısıyla bütün canlılar da onların eril doyumsuz egolarına hizmet edecektir’ diyerek demokratik, ekolojik, kadın sistemine ihanet etmiştir. O tarihten bu yana da kadın kırımı, doğa yıkımı ve her türlü tahakküm artarak devam etmiştir. Bugün biz kadınlar bilinçlenerek tarihsel kodlarımıza dönmek çabasındayız. Bu nedenle de eril zihniyetin partisel, ailesel, bireysel çıkarları için rant alanlarına dönüştürdüğü yerel yönetimleri kadın aklıyla halkla beraber hakiki özüne kavuşturmaya çalışıyoruz. Devlet kurumlarına dönüştürülen bu alanları yeniden halkların kurumlarına dönüştürmek ancak kadın bakış açısıyla mümkündür. Bunun çok da kolay olmadığının elbette farkındayız. Halkımızın biz kadınlara duyduğu güvenle bu zor alanlara talip olduk. Sevgili Kadınlar; Bizler Kürt Kadın Hareketi olarak yerel yönetimlerde artık amatör değiliz. 1999 yılında üç kadın belediye başkanı, çok sınırlı sayıda da belediye meclis üyesi kadın arkadaşla çıktığımız bu yolda her seçimde güçlenerek bu günlere geldik. Eş başkanlık ve her kademede eşit temsiliyet çabalarımız büyük ölçüde hayat buldu. Bugünden sonra da demokratik toplum çağrısı temelinde sistemimizi revize ederek yolumuza devam edeceğiz. Önderliğimiz yaptığı tüm çağrılarda ‘Bu sürecin öncüsü kadınlar olacak’ diyorsa, bu güvenin ete kemiğe bürünmesi için dün bir yapıyorsak bugün bin yapmak zorundayız. Demokratik – komünal toplumun uygulama alanı tam da yerel yönetimlerdir. Yerel Yönetimlerde inşa edilecek bu demokratik model merkezi yönetimlerde de ‘tek adamlar’ anlayışına karşı yatay, toplumcu bir model olacaktır. Demokratik Cumhuriyetin, Demokratik Ulusun yolu da yerinde yönetimlerle açılacaktır. O halde bu alanlarda kadınlar eliyle ezberler bozan radikal kararlar almalıyız. Masa başında hazırlanan mevzuatlarla hareket edersek farklı bir sonuç bekleyemeyiz. Bir kentte kadınlar şiddet görüyor, katlediliyorsa, sokaklar kadınlar için tekin değil ise, çocuk yaşta evlendiriliyorsa, kuma, berdel vb anlayışlarla karşılaşıyorsa, yerel politikalarımız neler olabilir üzerinden tekrar tekrar tartışmak gerekiyor. Kadın Hareketimizin ilan ettiği ‘Kadın Kentleri’ bu anlamda ciddi bir önem kazanıyor. Kadın Kentlerinden Kadınlar Ülkesine uzanan bir özgür toplum inşası çok mu ütopik kalıyor? Bence değil. Ayrıca ütopya imkansız olan değil, henüz gerçekleşmemiş olandır. Kadınlar ‘ama’ yerine ‘rağmen’ diyerek yol alırsa başarı kaçınılmaz olacaktır. Zira eril zihniyetin yerel hizmetleri yol, su, kanalizasyon olgusuna indirgemesine rağmen ‘yeryüzü aşkın yüzü oluncaya kadar’ çalışacağız. Tarihte tüm toplumsal değerleri yaratan biz Kadınlar, bugün de toplumun huzur ve refah içinde özgürce yaşayabilecekleri kentleri yaratabiliriz. Ne de olsa yaratım kadın işidir. Sevgili Kadınlar; sizler büyük bir emek ve çabayla zaten elinizden geleni yapıyorsunuz. Bizler de tutsak kadınlar olarak sizlere başarılar diliyoruz. Sincan Kadın Cezaevi”