Kadınlardan Şengal Katliamı açıklaması 2026-08-03 10:41:12   HABER MERKEZİ- Şengal Katliamının yıldönümü nedeniyle yapılan açıklamada,“Akıbeti bilinmeyen Êzidî kadın ve çocukların bulunması, faillerin yargılanması ve Şengal’in statüsünün güvence altına alınması için mücadeleyi yükselteceğimizin sözünü yineliyoruz” denildi.    Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi, 3 Ağustos Şengal Katliamının 12’nci yıldönümü dolayısıyla açıklama yayımladı.    ‘Küresel kurumlar suça ortak olmuşlardır’   TJA, “3 Ağustos'u unutmadık, unutturmayacağız! Şengal'de gerçekleştirilen Êzidî soykırımı ve kadın kırımının hesabını soracağız!” başlıklı açıklamada, katliamın üzerinden 12 yıl geçtiği vurgulandı. Açıklamada, “İnsanlığın gözleri önünde yaşanan bu saldı, yalnızca Êzidî halkına değil; kadınların varlığına, kimliğine, inancına, tarihine ve ortak insanlık değerlerine yönelmiş örgütlü bir yok etme politikasıydı. Şengal'de yaşananlar sıradan bir savaş suçu değildir; kadın bedenini savaşın ganimetine dönüştüren erkek egemen zihniyetin en vahşi biçimde tezahür ettiği, sistematik bir kadın kırımıdır. Binlerce Êzidî katledilmiş, yüz binlercesi yerinden edilmiş; binlerce kadın ve çocuk kaçırılarak köle pazarlarında satılmış, tecavüze, işkenceye ve zorla din değiştirmeye maruz bırakılmıştı. Bugün hala binlerce Êzidî kadın ve çocuğun akıbeti bilinmemektedir. Şengal'de yaşanan bu soykırım dünyanın gözü önünde gerçekleşmiştir. Ancak uluslararası güçler, bölge devletleri ve küresel kurumlar bunu durduracak iradeyi göstermemiş, sessizlikleriyle bu suça ortak olmuşlardır. Başta Avrupa Parlamentosu olmak üzere birçok ülke ve uluslararası kurum yaşananları soykırım olarak tanımış, Birleşmiş Miletler mekanizmaları da bunun insanlığa karşı işlenmiş ağır suçlardan biri olduğunu ortaya koymuştur. Ancak aradan geçen yıllara rağmen faillerin tamamı yargılanmamış, kayıp kadınların tamamına ulaşılamamış ve adalet sağlanmamıştı” denildi.    ‘Ortadoğu'daki kadın özgürlük mücadelesine umut oldular’   Şengal’in, tarih boyunca defalarca fermanlarla hedef alınmış kadim bir coğrafya olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Ortadoğu'yu bir savaş alanına çevirerek emperyal hayallerini gerçekleştirmek isteyen iktidarlar, tarih boyunca Şengal'i hedef alarak Êzidî halkına 73 kez soykırım uygulamıştır. Êzidî kadınlar ve halklar, tüm bu fermanlara rağmen kendi inançlarını, dillerini ve kültürlerini yaşatmaktan vazgeçmemiştir; Tıpkı 74'üncü ferman kabul edilen ve IŞİD çeteleri eliyle gerçekleştirilen bu soykırım ve kadın kırımı politikalarına karşı bugün de mücadeleden vazgeçmedikleri gibi. Nitekim her ferman karşısında olduğu gibi 3 Ağustos'ta da teslim olmayanlar yine Êzidî kadınlar olmuştur. Saç örgülerini direnişin simgesine dönüştüren Êzidî kadınlar; öz örgütlülükleri, öz savunmaları ve demokratik yaşamı inşa eden iradeleriyle yalnızca kendi halklarına değil, Ortadoğu'daki kadın özgürlük mücadelesine de umut olmuşlardır. Bugün Şengal'de sürdürülen öz yönetim ve kadın öncülüğündeki yaşam inşası, kadın kırımına karşı verilebilecek en güçlü cevaptır” ifadelerine yer verildi.    ‘Kadınlara karşı politikalar insanlığa karşı suçtur’   TJA açıklamasının devamı şu şekilde: “3 Ağustos yalnızca geçmişte yaşanmış bir katliamın yıldönümü değildir. Kadınlara yönelik soykırımcı politikaların, zorla kaybetmelerin, kaçırmaların ve sistematik şiddetin bugün de farklı biçimlerde sürdüğünü hatırlatan tarihsel bir gündür. Dün Şengal'de Êzidî kadınlara uygulanan politikalar, bugün Ortadoğu'nun farklı coğrafyalarında kadınları hedef almaya devam etmektedir. Bu nedenle bugün hâlâ akıbeti açıklanmayan tüm Êzidî kadınlar için adalet talep ediyoruz. Aynı zamanda Batı Suriye'de kaçırılan Alevi kadınların ve zorla alıkonulan tüm kadınların derhal bulunmasını, özgürlüklerine kavuşturulmasını ve bu suçların faillerinin yargılanmasını istiyoruz. Kadınlara yönelik kaçırma, alıkoyma ve kimliksizleştirme politikaları insanlığa karşı suçtur ve cezasız bırakılamaz.    Kadınların özgürlük mücadelesini büyütme günüdür   Şengal soykırımının tüm boyutlarıyla tanınması, faillerinin uluslararası hukuk önünde hesap vermesi ve kayıp kadınların bulunması; yalnızca Êzidî halkının değil, bütün kadınların ortak mücadelesidir. Zira cezasızlık politikaları yeni suçların önünü açmakta, kadın kırımını görmezden gelen her yaklaşım yeni katliamların zeminini hazırlamaktadır. Türkiye'nin de Şengal'de yaşananları resmi olarak soykırım ve kadın kırımı olarak tanıması, uluslararası hukuk çerçevesindeki sorumluluklarını yerine getirmesi ve Êzidî halkının haklarını güvence altına alacak adımları atması gerekmektedir. Bunun yanı sıra Şengal'e yönelik devam eden her türlü saldırı son bulmalı; Êzidî halkının iradesi, öz yönetimi ve statüsü güvence altına alınmalıdır. Bizler TJA olarak bir kez daha vurguluyoruz; 3 Ağustos yalnızca Êzidî halkına yönelik gerçekleştirilen soykırımı anma günü değildir; aynı zamanda kadın kırımına karşı küresel mücadele günü, kadınların hafızasını, direnişini ve özgürlük mücadelesini büyütme günüdür. Başta Êzidî kadınlar olmak üzere kaçırılan, kaybedilen, zorla alıkonulan tüm kadınlar bulununcaya; kadın kırımının tüm failleri yargılanıncaya ve Şengal'in güvenliği le statüsü uluslararası güvence altına alınıncaya kadar, hakikati açığa çıkarmaya ve kadın özgürlük mücadelesini büyütmeye devam edeceğiz. Şengal unutmadık, unutturmayacağız!”   ‘Şengal’in statüsü için mücadelemizi yükselteceğiz’   DEM Parti Kadın Meclisi de yaptığı açıklamada, “74’üncü fermana karşı Şengal’de kadınlar öncülüğünde inşa edilen yeni yaşamı selamlıyoruz. Êzidî toplumu, geçmişten bugüne egemen güçlerin soykırımcı saldırılarının hedefi olmuştur. 3 Ağustos 2014 tarihinde IŞİD çeteleri tarafından gerçekleştirilen 74’üncü Ferman, Şengal’i ve Êzidî halkını yeryüzünden silmeyi amaçlayan bir soykırım saldırısıdır. Binlerce Êzidî’nin katledildiği bu soykırımın en büyük hedefi kadınlar olmuştur. Saldırılarda binlerce kadın köle pazarlarında satıldı, katledildi, kaybedildi. Bir halkın varlığına ve inancına yönelik gerçekleştirilen soykırımın 12’nci yıl dönümünde yaşamını yitirenleri saygıyla anıyoruz” ifadelerini kullandı.    ‘Êzidî kadınların mücadelesi özgürlük mücadelesidir’   Akıbeti hala bilinmeyen binlerce kadının hakkı ve yaşamı için mücadelelerini büyüteceklerinin vurgulandığı açıklamada, “Soykırımı farklı yöntemlerle sürdürmek isteyen güçleri uyarıyoruz. Êzidî halkının ve Êzidî kadınların kararlı mücadelesi karşısında yenileceksiniz. Êzidî toplumunun tarihi, fermanlara rağmen var olmanın ve direnmenin tarihidir. Êzidî kadınların IŞİD çetelerine karşı verdiği mücadele, aynı zamanda erkek egemenliğine, sömürüye ve şiddete karşı yürütülen bir özgürlük mücadelesidir. Şengal’de kadınlar öncülüğünde inşa edilen yeni yaşam ise soykırıma karşı direnişin, eşit ve özgür bir geleceği kurma iradesinin ve demokratik yaşamda ısrarın en güçlü göstergesidir. Soykırımın 12’nci yıl dönümünde; ‘Adalet ve Özgürlük İçin – Sen de Ferman Tutsaklarının Sesi Ol’ şiarıyla Êzidî kadınlar tarafından başlatılan uluslararası kampanyayı destekliyor, kampanyanın taleplerini sahiplendiğimizi ve dayanışmamızı büyüteceğimizi belirtiyoruz. Akıbeti bilinmeyen Êzidî kadın ve çocukların bulunması, faillerin yargılanması ve Şengal’in statüsünün güvence altına alınması için mücadeleyi yükselteceğimizin sözünü yineliyoruz. 3 Ağustos’un ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ olarak kabul edilmesi çağırımızı da buradan bir kez daha yapıyoruz” denildi.    Kürt Kadınlar Ulusal Birlik Platformu: Katliam soykırım olarak tanınmalı    Kürt Kadınlar Ulusal Birlik Platformu, Şengal Katliamı’nın yıl dönümüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, katliamın Irak ve Şengal uluslararası toplum tarafından  soykırım (jenosid) olarak tanınmasını talep etti. Platform ayrıca, Şengal Özerk Yönetimi ile öz savunma güçlerinin resmen tanınmasını ve kaçırılan binlerce Êzidî kadın ile kız çocuğunun akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.   Açıklamada şu ifadelere yer verildi:   "Bugün, çağdaş tarihin en karanlık sayfalarından birine; 3 Ağustos 2014'te DAİŞ çetelerinin Şengal'de kadim Êzidî halkına karşı gerçekleştirdiği büyük insani felaketin yıl dönümüne dönüyoruz. Şengal Katliamı (74'üncü Ferman), yalnızca bir inanç topluluğunu hedef alan bir saldırı değil; Êzidî Kürtlerin kimliğini, kültürünü ve tarihsel varlığını yok etmeyi amaçlayan sistematik bir saldırıydı. Bu saldırıların en ağır yükünü ise kadınlar taşıdı. Binlerce Êzidî kadın ve kız çocuğu kaçırıldı, köleleştirildi ve ortaçağ köle pazarlarını andıran biçimde alınıp satıldı. Yüzlerce kadın katledildi; cinsel şiddet ve toplumsal kırım politikalarının hedefi oldu. Bu suçlar, uluslararası ceza hukuku açısından tüm ölçütleriyle soykırım ve insanlığa karşı suç niteliği taşımaktadır.   Êzidî kadınlar sessiz mağdurlar olmadı    Ancak kadınların direnişi ve örgütlenmesi sayesinde, tüm acılara rağmen Êzidî kadınlar sessiz mağdurlar olmadı. Aksine direnişin ve iradenin simgesi haline geldiler. Kendi örgütlenmelerini ve öz savunma güçlerini oluşturan Şengalli kadınlar, yaşamın her alanında örgütlenerek yalnızca öz örgütlülük ve öz savunmanın yeni katliamların önüne geçebileceğini kanıtladı. Kobanê, Şengal ve Kürdistan'ın dört bir yanında kadınların karanlık DAİŞ zihniyetine karşı sergilediği direniş, bu zihniyete karşı verilen mücadelede yeni bir tarih yazdı.   Platform, benzer suçların bir daha yaşanmaması ve adaletin sağlanması için şu temel talepleri sıraladı:   “*Şengal'de işlenen suçların, Irak hükümeti ve uluslararası toplum tarafından Êzidî halkına ve kadınlara yönelik soykırım (jenosid) ve kadın kırımı (femisid) olarak resmen tanınması.    *Hâlâ kayıp olan binlerce Êzidî kadın ve kız çocuğunun akıbetinin ortaya çıkarılması için uluslararası ve bölgesel girişimlerin güçlendirilmesi.    *Şengal halkının kendi kendini yönetme hakkı doğrultusunda Şengal Özerk Yönetimi ile öz savunma sisteminin resmen tanınması ve böylece yeni katliamların önüne geçilmesi.    *Katliam, kaçırma, köleleştirme ve kadın ticaretine karışan tüm DAİŞ üyeleri ile işbirlikçilerinin uluslararası mahkemelerde yargılanması ve cezalandırılması.