Ankara katliamında yaşamını yitirenler anıldı 2026-10-10 12:04:30   ANKARA - Ankara Katliamı'nın 11’inci yıl dönümünde yaşamını yitirenler için yapılan anmada  “O gün katledilenler, savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için oradaydı. Onlar biliyordu ki barış, yalnızca silahların sustuğu bir çatışmasızlık hâli değildi” denildi.   Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB), Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve 10 Ekim Derneği öncülüğünde 10 Ekim Katliamı'nın 11’inci yıl dönümünde yaşamını yitirenlerin anısına Ulus Metro İstasyonundan Ankara Gar’ı önüne sessiz yürüyüş düzenlendi.    Anmaya, yaşamını yitirenlerin aileleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hamitoğulları, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda kişi katıldı. “10 Ekim katliamını unutturmayacağız” pankartının açıldığı anmada, “Adalet istiyoruz”, “Onlara sözümüz emeğin barışın demokrasinin ülkesi”, “10 Ekim katliamı insanlığa karşı suçtur” ve “Unutmayacağız affetmeyeceğiz” dövizleri taşındı.    Sessiz yürüyüşle katliamın yaşandığı yere varan kitle, “Katil İŞİD işbirlikçi AKP”, “10 Ekim’i unutma unutturma”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Savaşa hayır barış hemen şimdi” sloganları attı. Ardından katliamın yaşandığı 10.04’te yaşamını yitirenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.    ‘Savaşa karşı barışı savunduk'   Daha sonra TTB Merkez Konseyi Başkanı Pınar Saip basın metnini okudu. 10 Ekim 2015 tarihinde ülkenin dört bir yanından insanların savaşa karşı barışı savunmak için Ankara Gar’ı önünde bir araya geldiğini hatırlatan Pınar Saip, “DİSK, KESK, TMMOB ve TTB olarak çağrısını yaptığımız ‘Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’ için bir aradaydık. IŞİD'in gerçekleştirdiği çifte bombalı saldırı sonucunda 104 arkadaşımızı, yoldaşımızı, canımızı yitirdik. 500'den fazla arkadaşımız yaralandı. Aradan 11 yıl geçti; acımız ilk günkü kadar taze, öfkemiz ilk günkü kadar diri” dedi.     ‘Barış ısrarının takipçisiyiz’   Katliamın, eşit, özgür ve demokratik bir ülkede yaşamak isteyen herkesin iradesine yönelik bir saldırı olduğunu söyleyen Pınar Saip, “O gün katledilenler, savaşa karşı barışın sesini yükseltmek için oradaydı. Onlar biliyordu ki barış, yalnızca silahların sustuğu bir çatışmasızlık hâli değildir; adaletin, eşitliğin ve bir arada kardeşçe yaşama iradesinin adıdır. Demokrasinin, eşit yurttaşlığın ve toplumsal adaletin tesis edilmediği bir barış, eksik ve kırılgan bir barıştır. Bizler, 10 Ekim’de yitirdiğimiz canların barış ısrarının takipçisiyiz” şeklinde konuştu.   ‘Gerçek barış yalnızca silahların susmasıyla kurulamaz’   Türkiye’nin çatışma sürecinin sona ermesi için tarihi bir eşikte olduğuna değinen Pınar Saip şöyle devam etti: “Silahların bırakılması ve çatışmaların durması yönünde atılan adımları ülkemizin demokratik geleceği açısından önemsiyoruz. Ancak çok iyi biliyoruz ki; gerçek ve kalıcı barış, yalnızca silahların susmasıyla kurulamaz.  Kürt sorunu özelinde kalıcı barış, inkâr ve güvenlik politikalarıyla değil; demokratik siyaset zemininde, eşit yurttaşlık ve temel haklar temelinde mümkündür. Barış, sadece bir güvenlik meselesine indirgenemez; barış, demokratik ve eşitlikçi bir toplumun inşa sürecidir. Bu sürecin kapsayıcı olması ve toplumun tüm kesimlerinin iradesine dayalı yürütülmesi gerekmektedir. Bizler bir arada, eşit, özgür ve kardeşçe yaşayacağımız bir düzeni kurmak; kalıcı ve onurlu barış için mücadelemizi sürdüreceğiz.”   ‘Demokrasi talebi bugün daha acildir’   Barış çağrısının “en gür” yükseldiği anda katliamın gerçekleşmesinin tesadüf olmadığına dikkat çeken Pınar Saip, “10 Ekim Katliamı emekçilerin barış ve demokrasi talebini susturma girişimidir. Bugün halk hızla yoksullaşırken, gelir dağılımı adaletsizliği artarken, emekçiler açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilirken, itiraz eden herkesin terörle, düşmanlıkla yaftalandığı bir düzen kurulmak istenmektedir. İşte tam da bu yüzden 10 Ekim'de katledilenlerin savunduğu demokrasi talebi, bugün daha güncel ve daha acildir” dedi.     ‘Gerçek sorumlular yargılanmadı’   11 yıldır adalet aradıklarını vurgulayan Pınar Saip, katliamın arkasındaki asıl sorumluların korunduğunu belirterek “Tüm istihbarat bilgilerine rağmen önlem almayanlar, güvenlik bürokrasisindeki ihmaller, katliama giden yoldaki denetimsizlik ve sorumsuzluklar ortaya çıkarılmamıştır. Gerçek sorumlular yargılanmamıştır. Bu nedenle vicdanlar rahat değildir. 10 Ekim davasında adalet sağlanmamıştır” diye belirtti.   ‘Sorumluluk üstlenmemek bir itiraftır’   İktidarın; idari, siyasi ve hukuki bütün süreçlerde kendi sorumluluğunu reddeden bir tutum içine girdiğini dile getiren Pınar Saip şöyle devam etti: “Bu tutum yalnızca geçmişte yaşanan bir katliamın sorumluluğundan kaçmak değildir; aynı zamanda geleceğe ilişkin son derece ağır bir itiraftır. Başkentin ortasında, izinleri alınmış bir mitingde 104 insanın katledilmesinde dahi sorumluluk üstlenilmiyorsa, bunun anlamı açıktır: Yarın bu ülkenin herhangi bir kentinde, herhangi bir mitingde, yürüyüşte ya da demokratik eylem alanında benzer bir katliam yaşanabilir, yurttaşların can güvenliği sağlanamayabilir ve siyasi iktidar bir kez daha ‘Bizim kusurumuz yok’ diyebilir. 10 Ekim’deki bu tutum, yalnızca geçmişin üzerini örtmek değil; gelecekte yaşanabilecek benzer katliamlar karşısında da sorumluluk üstlenmeyeceğini ilan etmektir.”   Anma, katliamın yaşandığı yere karanfiller bırakılmasının ardından son buldu.