Fatma Nur ve Hifa için adalet: Bu davayı bırakmayacağız 2026-10-14 16:15:08   İSTANBUL - Hifa İkra Şengüler’e yönelik “çocuğa cinsel istismarı” davasında fail Ayhan Şengüler hakkında verilen beraat kararına tepki gösteren kadın örgütleri ve milletvekilleri,  Fatma Nur ve Hifa’nın adalet mücadelesinin yarım kalmayacağının mesajını verdi.    Şüpheli şekilde yaşamını yitiren Hifa İkra Şengüler’e yönelik tecavüz suçundan Ayhan Şengüler hakkında açılan davanın duruşması, İstanbul Anadolu 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, fail Ayhan Şengüler hakkında beraat kararı verdi. Kararın ardından açıklama yapan kadın örgütleri, beraat kararına tepki göstererek Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra için adalet çağrılarını yineledi.   'Fatma Nur ve Hifa’yı unutturmayacağız’   Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği avukatlarından Müjde Tozbey, duruşma salonunda yaşananları anlatarak, şunları söyledi: “İlk başta biz barolar, kadın örgütleri, Hifa ve Fatma için duruşma salonuna girmek isterken başkanın kararıyla salona alınmayacağımız söylendi. Bizim uğraşımız ve mücadelemiz sayesinde duruşma salonuna girdik. Katılma taleplerimiz reddedildi, O sırada istismarcı baba oturuyor, çok rahat. Onu reddeden yok. Bizim bazı avukatlarımız bile ayakta beklemek zorunda kaldı. Biz bunları umursamadık. Önemli olan Fatma ve Hifa için durmaktı. Fatma ve Hifa ölmüştü. Artık tüm toplum, Türkiye tarihi Fatma’yı ve Hifa’yı kaydetti, biliyor. Bu nedenle duruşmalarını Türkiye toplumu izlemeli dedik. Heyet tarafından talebimiz reddedildi. Katılma taleplerimiz de reddedildi ve üstüne tutuklama talebimiz de reddedildi."   Mahkeme heyetinin kararından sonra kararı protesto ederek duruşma salonunu terk ettiklerini aktaran Müjde Tozbey, “Bizi konu mankeni olarak kullanmanıza izin vermeyeceğiz. Heyetinizi reddediyoruz dedik ve duruşma salonunu terk ettik. Ama sanılmasın ki bugün terk ettik ve bir daha gelmeyeceğiz. Türkiye tarihi bugün Gülistan Doku’yu unutmadı, Rojin’i unutmadı. Fatma Nur ve Hifa’yı da unutmayacak. Biz de unutturmayacağız. Sadece mahkeme salonlarında değil, her yerde, alanlarda, barolarımızda, evlerimizde, mahallelerimizde Fatma Nur ve Hifa için adaletin sağlanması amacıyla mücadele etmeye devam edeceğiz. Bir daha geleceğiz, istinaf duruşmalarına da katılacağız” dedi.   ‘Onların mücadelesi bizlere emanet   İstanbul Baro Kadın Hakları Merkezi'nden Yelda Koçak Urfa ise, davaya katılma taleplerinin bugün de reddedildiğini belirterek," Çocuğun insan hakları, kadının insan hakları da anayasal çerçevede takip ve koruma yükümlülüğümüzde olan haklardandır. Ancak ne yazık ki mahkeme herhangi bir gerekçe göstermeksizin üstelik de şikayetçinin de mağdurun da hayatta olmadığı ve hakkını koruyamayacağı, adalet arayışını sürdüremeyeceği bir durumda Barolar Birliği'nin de katılma talebini reddetti. Biz bu davanın her aşamasında takipçisi olmaya devam edeceğiz. Çünkü bu bizim anayasal bir görevimiz. Çünkü Hifa ve Fatma artık hayatta değil. Onların adalet mücadelesi bizlere emanet” sözlerini kullandı.     'Mahkeme salonunu terk ettik ama mücadeleye devam'   YENİ Parti milletvekili Aylin Nazlıaka, birçok sivil toplum örgütü, kadın ve hak hakları savunucusu ile siyasi parti temsilcilerinin Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra’nın davasını takip etmek için geldiğini belirterek, “Ama sadece bir dava takibine gelmedik. Onların yarım bıraktığı mücadeleyi tamamlamaya geldik. Mahkeme salonunu terk ettik ama bu, mücadelemizi tamamlamadığımız anlamına gelmiyor. Mücadelemiz sonuna kadar devam edecek ve gerçek anlamda suçlulardan hesap soruluncaya kadar dayanışma içerisinde bu süreci yönetmeye devam edeceğiz” dedi.   Hifa İkra’nın duruşma salonunda istismara nasıl maruz kaldığını anlatmak zorunda bırakılmasına tepki gösteren Aylin Nazlıaka, “Çocuklar yetişkinlerin küçültülmüş hali değildir. O çocuğun yeniden travmatize olacağını bilmeyen yoktu. Oysa adli görüşme odaları, çocuk izlem merkezleri ve çocuk koruma sistemi bunun için vardır” ifadelerini kullandı. Hifa İkra’nın yaşadığı travmanın süreç içerisinde arttığını, annesi Fatma Nur’un ise adliye önünde yağmur, çamur, soğuk ve kar demeden adalet nöbeti tuttuğunu belirten Nazlı, “Eğer bir anne, eğer bir çocuk adalet arayışı için nöbet tutmak zorunda kalıyorsa bu ülkeyi yönetenlerin dönüp bir kez daha düşünmesi gerekiyor” diye konuştu.   Özgül Saki: Çocuk istismarı meşrulaştırılıyor, davayı bırakmayacağız   DEM Parti İstanbul milletvekili Özgü Saki ise şu ifadeleri kullandı: Devlet, yargı, tarikat, erkek kıskacında çocuk istismarı meşrulaştırıldı. Biraz önceki beraat kararıyla birlikte buraya gelen. Ve bunun olmaması için Fatma Nur gidilebilecek her yere, başvurulabilecek bütün her yere başvurdu. Dedi ki: ‘Çocuğum istismara uğruyor.’ Zaten kendisinin de tecavüz mağduru olduğunu ve tecavüz eden kişiyle evlendirildiğini biliyoruz. Ve tüm bunlar aleniyken bugün duruşma salonunda izlediklerimiz tahammül edilebilir gibi değildi. Tüm avukatların talebi reddedildi. Tam böyle bir kıskaç halinde çocuk istismarı, taciz, tecavüz, kadın cinayeti uzun süredir meşrulaştırılıyor. Ama Fatma Nur'un dediğini biz unutmuyoruz. Bir gün başıma bir şey gelirse sakın intihar diye üstünün kapatılmasına izin vermeyin dedi. O anlamda bu davayı tabii ki bırakmayacağız. Sonuna kadar devam edeceği” şeklinde konuştu.     Sevda Karaca: Fatma Nur’a ve Hifa’ya sözümüz var   EMEP İstanbul Milletvekili Sevda Karaca, duruşmada yaşananlara tepki göstererek, “Bugün diktatörlüğün şanına yaraşır bir gün oldu. Duruşma salonunun önüne gittik, keyfi bir kararla ne avukatların ne milletvekillerinin ne de gözlemci olarak orada bulunmak isteyen baroların salona alınmayacağı söylendi. Israr ettik, girdik içeriye” dedi. Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra’nın yargılama sürecinde maruz kaldığı haksızlıklara dikkat çeken Sevda Karaca, “Bu memlekette anadan kıza bir miras olarak ölümü, tecavüzü, tacizi, istismarı bırakmak istemeyen kadınlara kimin nasıl parmak salladığını gösteriyordu. Bizim itirazımız da öfkemiz de biraz bunaydı” ifadelerini kullandı.   Duruşma sonrası kadınların öfke ve yas içinde olduğunu belirten Sevda Karaca, mahkemenin gizlilik kararına ve beraat kararına tepki göstererek, “Genel ahlak mı, kamu düzeni mi? Ahlakınız batsın. Sizin ahlakınız, herkesin gözü önünde tarikat, cemaat, devlet üçgeninde bir kız çocuğunu, bir anneyi ölüme sürüklemeyi ve aynı zamanda onu korumayı görebilmektir. Reddediyoruz bu ahlakı da, bu kamu düzenini de” diye konuştu. Adalet arayışını sürdüreceklerini vurgulayan Sevda Karaca, “Sizin adalet saraylarınızda adalet aramıyoruz artık. Sokakta arıyoruz, birlikte arıyoruz, yan yana durarak arıyoruz. Fatma’nın, Hifa’nın bize emanet ettiği adalet mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz. Fatma Nur’a sözümüz var, Hifa’ya sözümüz var. Bu ülkenin bütün kadınlarına sözümüz var” dedi.   KCDP: Adalet arayan kadınlar yalnız bırakılıyor   Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) İstanbul Temsilcisi Şirin Yalınçakoğlu, Fatma Nur Çelik ile görüştüklerinde yaşadıklarına tanıklık ettiğini belirterek, “Bir deri bir kemik, bakımsız, her yerden dışlanmış, ailesi tarafından reddedilmiş, istismara uğramış, bunu ispatlamaya çalışan, hukuktan destek alamayan bir kadın gördüm. Küçücük çocuğun adliyede cinsel saldırı failiyle aynı anda konuşmasını, kendisine neler yapıldığını anlatmasını isteyen mahkeme heyetinin önünde neye, nasıl bir trajediye, nasıl bir travmaya maruz kaldığını kendi gözlerimle gördüm. Bunun acısını hiçbir zaman unutmadım” dedi. Fatma Nur’un kendisine, “Ben inancım gereği asla intihar etmeyeceğim. Beni defalarca intihara yönlendirdiler. Beni günlerce eve kapattılar. İtiraz etmeyeyim, çocuğumun hakkını savunmayayım diye adımı günahkâra, deliye çıkardılar” dediğini aktaran Şirin Yalınçakoğlu, benzer uygulamaların adalet arayan başka kadınlara da yöneltildiğini söyledi.   EHP: Fatma Nur ve Hifa’nın mücadelesi yarım kalmayacak   EHP’li Sosyal Feministler adına konuşan Sibel Uzun ise, Fatma Nur Çelik’in yaşamının tehdit altında olduğunu ve ilgili kurumların gerekli adımları atmadığını belirterek, “Sağlık Bakanlığı, Aile Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı buna seyirci kaldı. İki hafta sonra kız kardeşimizi ve küçük çocuk Hifa’yı kaybettik” dedi. Basın özgürlüğüne yönelik müdahalelerle çocuk istismarı davasında verilen beraat kararına tepki gösteren Uzun, “Bir taraftan basın özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına, diğer taraftan çocuk istismarcılarının beraatine şahit oluyoruz. Korkunç bir tablodur. Kadınların korunmasını, şüpheli ölümlerin açığa çıkarılmasını ve çocuk istismarlarının ortadan kaldırılmasını istiyorsak bu dava Türkiye’nin davası olarak ilan edilmelidir” ifadelerini kullandı.   ‘Davanın sonuna kadar takipçisi olacağız’   Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra’nın şüpheli ölümlerinin istismar davasıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Sibel Uzun, “Fatma Nur ve Hifa’nın ölümüyle ilgili şüpheli ölüm davasıyla bir araya getirilmeli ve birlikte ele alınmak zorunda. Biz bu davanın sonuna kadar peşinde olacağız. Tıpkı Rojin’in ve Gülistan Doku’nun mücadelesini nasıl büyüttüysek Fatma Nur ve Hifa’nın mücadelesi de yarım kalmayacak. Biz kadınlar olarak hiçbir kadının bu ülkede yalnız yürümediğini göstereceğiz. İlgisiz kalan ve beraat kararının önünü açanlar bunun hesabını adım adım verecek" dedi.