Pervin Buldan: İktidar, Sayın Öcalan’ın görev tanımını yapmalıdır 2026-10-23 14:29:01   WAN - DE M Parti Wan İl Örgütü kongresinde konuşan Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, İmralı'da konuşulanların fiilen hayata geçmesini gerektiğini belirtirken, DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan ise, “Devletin, iktidarın bir an önce bunun adını koyarak Sayın Öcalan’ın görev tanımını yapmalıdır. Bu tanımlama yapıldıktan sonra sürecin daha hızlı yürüyeceğine inanıyorum” dedi.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Wan İl Örgütü, Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları’nın katılımıyla 3’üncü Olağan İl Kongresi’ni gerçekleştirdi. Kentteki bir düğün salonunda “Barış ve Demokratik Toplum Şiarıyla Örgütleniyoruz” şiarıyla yapılan kongreye DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, milletvekilleri, belediye eşbaşkanları, kentin sivil toplum örgütü temsilcileri ile yüzlerce kişi katıldı. Salona Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri, “jin, jiyan, azadî” pankartı asılırken, kongrede sık sık “Bijî Serok Apo” sloganları atıldı. Kongre, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ve Çerxa Şoreşê marşının okunmasıyla başladı.   ‘Sayın Öcalan’ın Siyasallaşma Kurulundaki çalışmasına başlaması gerekiyor’   DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, “Sayın Öcalan’ın selamını size getirmekten büyük bir onur duyuyorum. Büyük beklentilerin olduğu bir süreç. Aşama aşama devam eden bir süreç ve halkımız büyük bir beklenti içerisinde. Sürecin kendi mecrasında yürüdüğünü söylemek isterim. Sürecin daha iyi yürümesini için Sayın Öcalan’ın bir an önce Siyasallaşma Kurulundaki çalışmasına başlaması gerekiyor. Devletin, iktidarın bir an önce bunun adını koyarak Sayın Öcalan’ın görev tanımını yapmalıdır. Bu tanımlama yapıldıktan sonra sürecin daha hızlı yürüyeceğine inanıyorum. Sayın Öcalan bu kurulan başına geldikten sonra bu sürecin daha hızlı ilerleyeceğini biliyoruz. Bundan sonra karşılıklı adımların atılacağına inanıyorum. Buradan Cumhurbaşkanına sesleniyorum; ilk adım olarak çalınan halkımızın iradesinin, belediye eşbaşkanlarımızı kayyımı geri çekerek, görevine iade ederek ilk adımı atabilirsiniz. Halkımız büyük bir beklenti içerisindedir. Barışın kıymetini biliyoruz ve bu sürecin heba olmasını asla istemeyiz. Daha bir ay önce burada kurulan taziyelerden ne kadar acı yaşandığını biliyoruz. Ne mutlu ki iki yıldır bu ülkeye cenaze gelmiyor, anneler ağlamıyor. Yeni acılara ve yeni bedellere kimsenin tahammülü yoktur. Kürt ve Türk anneleri için de yürütüyoruz. İşimiz zor, yolumuz uzun ama başaracağımıza inanıyoruz” dedi.   Ardından konuşan Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları, konuşmasına Zonguldak'ın Kilimli ilçesindeki özel maden ocağında meydana gelen ve grizu patlamasında yaşamını yitirenler ve 15 yıl önce Wan depreminde yaşamını yitirenleri anarak başladı.   ‘İran, Kürt halkının haklarını tanımlamak zorunda’   Wan’ın sınır kenti olmasına rağmen büyük bir yoksulluk yaşadığına dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, “Van İran sınırında olan nadide kentlerimizden birisi. Genellikle dünyada sınır kentlerinde yaşayan insanlar böyle büyük bir açlık ve büyük bir sefalet çekmez ama Türkiye'de çeker. Çünkü Türkiye'de bugün mevcut olan ilişkilerin geldiği durum ortada. Ve yine bölgemizde esasen geldiği durum ortada. Wan aynı zamanda ABD ve İsrail'in İran'da başlatmış olduğu savaşın en ağır bedelini yaşayan kentlerimizden biri. Savaş yanı başımızda, sınırın öte yanında füzeler atılıyor ve bu durumda Wan halkının da yaşadığı mağduriyet ortada. Biz buradan Wan sınırından İran rejimine seslenmek istiyoruz; Emperyalist güçlerin bu bölgede oynamak istediği oyunun gayet farkındayız. Biz emperyalist güçlerinin işgaline hayır dediğimiz gibi aynı zamanda İran rejiminin baskılarına da ‘hayır’ diyoruz. İran'da başta Kürt siyasetçiler olmak üzere, kadınlar olmak üzere hala idamın devam ettiğini hepimiz biliyoruz. Sanatçılar idam ediliyor. Saçının teli gözüktüğü için Jîna Mahsa Emînî katledildi. Buradan İran'a sesleniyoruz; oradaki Kürt halkın dört parçada olduğu gibi kendi yönetimleriyle kendi ülkelerinin sınırları içerisinde çözüm arayışında. Rojhilat halkının talebi ortadadır. Rojhilat halkının emperyalist güçlerin savaş çığırtkanlığı karşısında ortaya koyduğu ortadadır. İran, oradaki Kürt halkının haklarını tanımlamak, vermek zorundadır” dedi.   ‘İmralı'da konuşulanlar fiilen hayata geçmeli’   Sürece dair değerlendirmede bulunan Tülay Hatimoğulları, “Barış süreci halkımızın bugüne kadar çatışmanın en yoğun olduğu dönemde en temel talebiydi. 30 yıl önce de biz barış diyorduk, şimdi de barış diyoruz. Ama iktidar ve devlet şunu bilmeli. Toplumda barışa olan inanç çok yüksek. Herkes Kürt sorunu çözülsün istiyor. Ama barışın bu süreçte mevcut olan iktidara ve mevcut olan bu süreci yürüten devlet anlayışına karşı ne yazık ki gittikçe güven yitimi oluyor. Toplum güvenmek istiyor, toplum verilen sözlerin tutulmasını istiyor. Toplum İmralı'da konuşulanların fiilen hayata geçmesini istiyor. Bununla ilgili ‘teyit, tespit yapamıyoruz’ diyorlar. 8 Ekim'de hareketin rapor niteliğinde çok önemli bir açıklaması oldu. Adres adres çekildiklerini ifade ettiler. Dolayısıyla burada teyit ve tespiti yapmak için daha ne bekleniyor? Bu süreç neden uzuyor? Elbette ki müzakerenin kendine ait bir akışı vardır. Elbette ki bu sürecin adım adım ilerleyeceğini hepimiz biliyoruz. Ama bir türlü diğer adıma geçilmediğinin de altını çizmeliyiz. Diğer adıma geçebilmek için yani ülkede demokratikleşme, demokratik yasalardan bahsedebilmemiz için bu çerçeve yasanın hayat bulması gerekiyor. Silah bırakan insanların, sürgündeki insanların Türkiye'ye dönerek demokratik siyasete katılmasını hepimiz bekliyoruz” dedi.   ‘Kalıcı barışın yolunu bulacağız’   Dönemin bekleme dönemi değil Abdullah Öcalan’ın elini güçlendirme zamanı olduğunu söyleyen Tülay Hatimoğulları, “Sayın Öcalan'ın İmralı'da elini güçlendirmenin yolu daha çok örgütlenmek, daha çok barışı talep etmekten, barışın mücadelesini geçmişten çok daha güçlü bir şekilde vermekten geçer. O yüzden bizim yeni dönemdeki yol haritamız bu anlamıyla son derece önemli ve güçlü olacak. Silahların yerini siyasetin, güvensizliğin yerini hukukun, inkarın yerini eşitliğin aldığı kalıcı bir barışın yolunu bulacağız. Türkiye'de sorunları ne kadar konuşursak konuşalım az kalıyor. Bu ülkede barış barışı inşa edememek çok büyük bir sorun. Bu ülkede geçinememek, bu ülkede barınamamak, bu ülkede çalıştığımız halde yoksulluğa mahkûm olmak bu ülkenin yine en büyük sorunu ve bu sorunların çözülmesi gerekiyor” dedi.   ‘Rojin için adalet, bütün kadınlar için adalet!’   Kadın katliamlarına değinen Tülay Hatimoğulları, “Türkiye'nin tamamında yine önemli gündemlerden biri kadın cinayetleri. Sevgili Rojin Kabaiş ve Rojin'in babası, ailesi hala adalet mücadelesini sürdürüyor. Bugün gelinen noktada Rojin'in ailesi, kadın hareketi, güçlü bir mücadele yürütüyor. Buradan Van'dan bir kez daha şunu soruyoruz; üniversite rektörü ve yönetimi kurulu bu işin neresindedir? İhmaller, yargının ihmalkarlığı bu sürecin neresinde? Rojin'in ölümü aydınlatılmalıdır. Rojin için adalet, bütün kadınlar için adalet!”   Sürece sahip çıkma çağrısı   Barış ve Demokratik Toplum Sürecine herkesin dört elle sarılması gerektiğinin altını çizen Tülay Hatimoğulları, konuşmasını şöyle tamamladı: “Sayın Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla gerçekleşen barış ve demokratik toplum sürecini inşa etmek gibi tarihsel bir görevle karşı karşıyayız. Barış ve demokratik toplumun inşası toplumun en küçük yapıtaşından yani sokak sokak, mahalle mahalle örgütlenmekten geçtiğini hepimiz biliyoruz. Toplumu dönüştürmenin başka yolu yok. Uyuşturucuyla mücadele etmenin başka yolu yok. Gençlerin bu topluma siyasi ve bilimsel bir akılla kazanılmasının, toplumsal bir akılla kazanılmasının başka bir yolu yok. Demokrasi ile kalıcı barışı inşa etmenin başka bir yolu yok.’   Konuşmaların ardından raporlar okundu. Ardından tek liste ile gidilen seçimde DEM Parti il eşbaşkanlığına Gülşen Kurt ve Avukat Veysi Güneş seçildi.    Kongre müzik ve halaylarla sona erdi.