KCDP: Kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz 2026-10-23 20:35:41   İZMİR - İzmir’de katledilen Ebru Serep, Pınar Güneş ve Özge Penbegül için açıklama yapan KCDP, kadınların yaşam hakkının korunması için önlem alınmasını istedi. Esra Akın, “Kadınlar öldürülmeden önce önlem alınsın, kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz!” dedi.   Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), İzmir’de katledilen Ebru Serep, Pınar Güneş ve Özge Penbegül için Alsancak’ta bulunan İzmir Barosu önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Ebru’nun, Pınar’ın, Özge’nin hesabını soracağız. Kadın cinayetlerini durduracağız” pankartının açıldığı basın açıklamasında “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Kadın cinayetlerini durduracağız”, “Koruma, aklama, failleri yargıla” sloganları atıldı. Çok sayıda kadının katıldığı açıklamada basın metnini platform adına avukat Esra Akın okudu.   ‘Kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz’   Kadınların yaşam hakkını korumak için alınması gereken önlemlerin hâlâ etkin biçimde uygulanmadığını vurgulayan Esra Akın, Seferihisar’da Ebru Serep’in, eskiden birlikte olduğu itfaiye eri fail Abdullah Karabina’nın evini ateşe vermesi sonucu ağır yaralandığını dile getirdi. Günlerce hastanede yaşam mücadelesi verdikten sonra Ebru Serep’in hayatını kaybettiğini ifade eden Esra Akın, “Üç kadının ailesi, sevdikleri, arkadaşları bugün onların yokluğuyla karşı karşıya. Biz artık kadınların öldürülmesinin ardından aynı açıklamaları yapmak istemiyoruz. Kadınlar öldürülmeden önce önlem alınsın, kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz! Çünkü bunlar yalnızca bireysel nedenlerle açıklanabilecek cinayetler değil. Bir kadın hakkında uzaklaştırma kararı bulunan erkek tarafından öldürülüyor. Bir başka kadın, polis memuru olan nişanlısı tarafından öldürülüyor. Kadınların yaşamını tehdit eden erkekler silahlara erişmeye devam ediyor. Peki kadınların yaşam hakkını korumakla sorumlu olanlar ne yapıyor? Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak açıkladığımız Eylül 2026 raporuna göre yalnızca bir ayda 28 kadın öldürüldü, 19 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Öldürülen 28 kadından 23'ünün hangi gerekçeyle öldürüldüğü tespit edilemedi. Kadınların yarısı evlerinde, 15'i ise ateşli silahlarla öldürüldü. Bunlar yalnızca rakam değil. Her birinin bir adı, bir hayatı vardı. Her birinin geride kalan ailesi, yakınları ve sürdürülmesi gereken bir adalet mücadelesi var” dedi.   ‘Kadınların yaşamı söz konusuyken hiçbir ihmal kabul edilemez’   Kadınların evlerinde, sokaklarda, iş yerlerinde; evli oldukları, birlikte oldukları ya da eskiden birlikte oldukları erkekler tarafından katledildiğini kaydeden Esra Akın, “Biz biliyoruz ki kadın cinayetleri önlenebilir. Bunun için yasalar var, koruma mekanizmaları var. Ama mesele bu yasaların uygulanması, kadınların gerçekten korunması. Bir kadın şiddetten korunmak için başvurmuşsa, uzaklaştırma kararı alınmışsa devletin görevi o kararın uygulanmasını sağlamaktır. Kadın öldürüldükten sonra yapılan açıklamalar, başlatılan soruşturmalar onu geri getirmiyor. Özge Penbegül'ün bir polis memuru tarafından öldürülmesi de başka bir sorumluluğu önümüze koyuyor. Kadınları korumakla görevli kurumlarda çalışan erkekler de kadın cinayetlerinin faili olabiliyor. Kadınların yaşamını korumakla görevli bir polis memuru bir kadını öldürüyorsa, burada yalnızca failin değil, kamu kurumlarının denetim ve sorumluluk mekanizmalarının da sorgulanması gerekiyor. Bir diğer mesele de silahlar. Eylül ayında öldürülen kadınların yarısından fazlası ateşli silahlarla öldürüldü. Pınar Güneş ve Özge Penbegül de silahla öldürüldü. Kadınları tehdit eden erkekler silahlara nasıl erişiyor? Bu silahları kim denetliyor? Şiddet riski bulunan erkeklerin silahlara erişimini engellemek için neden yeterli önlem alınmıyor? Kadınların yaşamı söz konusuyken hiçbir ihmal kabul edilemez” şeklinde konuştu.   ‘Kadınların öldürülmediği bir ülke için mücadele edeceğiz’   6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanması gerektiğine dikkat çeken Esra Akın, uzaklaştırma kararlarının ihlallerinin karşılıksız bırakılması gerektiğini belirtti. Şiddet tehdidi altındaki kadınların başvurularının ciddiye alınması gerektiğini kaydeden Esra Akın, “Görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri de hesap vermeli. Kadın cinayeti davalarında cezasızlığa yol açan uygulamalara son verilmeli. Kadınları öldüren erkeklerin haksız tahrik ve iyi hâl indirimleriyle daha az ceza almasını kabul etmiyoruz. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkıldı. Ama biz İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Bugün İzmir'den soruyoruz: Uzaklaştırma kararı bulunan bir erkek nasıl oluyor da bir kadının evini ateşe verebiliyor? Kadınların yaşam hakkını korumakla görevli bir polis memuru nasıl oluyor da bir kadın cinayetinin faili oluyor? Kadınlar silahlarla öldürülmeye devam ederken neden etkili önlemler alınmıyor? Bu soruları sormaktan vazgeçmeyeceğiz. Kadınların öldürülmesini sıradanlaştırmanıza, cinayetlerin ardından birkaç açıklamayla sorumluluğun üzerini örtmenize izin vermeyeceğiz. Bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Ebru Serep'in, Pınar Güneş'in, Özge Penbegül'ün ve öldürülen bütün kadınların aileleri, yakınları asla yalnız yürümeyecek! Adalet mücadelelerinde yan yana olacağız. Kadınların öldürülmediği, şiddete maruz bırakılmadığı, eşit ve özgür yaşayabildiği bir ülke için mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.   Açıklama sloganlarla sona erdi.