Sedef Güler davası: Dosyada çete izi 2026-04-28 09:10:58     İSTANBUL-  Sedef Güler’i katleden failler hakkında açılan davanın yarın görülecek duruşmasına ilişkin konuşan avukat Ezgi Koç, dava dosyasının katliamda bir çete faaliyetine işaret ettiğine dikkat çekerek, katliama değil Sedef Güler’in yaşam tarzına odaklanan medyanın yaklaşımının bilinçli bir tercih olduğunu ifade etti.    İstanbul’un Büyükçekmece ilçesinde 7 Haziran 2024’te Sedef Güler işkence edilerek katledilmiş halde bulundu. Katliama dair açılan davanın 8’inci duruşması, İstanbul Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yarın (29 Nisan) görülecek. Fail Yavuz Güngör ve Fırat Baykara, "Kadını ve kendini savunamayacak durumda bulunan kişiyi kasten öldürme", Yiğit Hüseyin Ayvalık ise "Suçluyu kayırma" suçlamasıyla yargılanmaları devam ediyor.    Dosya avukatı Ezgi Koç davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   ‘Failler duruşmada hazır edilmeli’   Duruşma salonunun yetersiz olduğuna dikkat çeken Ezgi Koç, her dava öncesinde gerçekleştirdikleri büyük salon talebinin karşılanmadığını belirtti. Bu nedenle davayı takip etmek isteyen avukat, sivil toplum örgütleri ve Sedef Güler’in yakınlarının duruşma salonu dışında kalmak zorunda bırakıldığını kaydeden Ezgi Koç, “Sanıklar duruşmalara Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) aracılığıyla katılması bizim soru sorma hakkımızı kısıtlıyor. Sanıkların her celse duruşma salonunda fiziken hazır bulunmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.    ‘Avukatların değişmesi süreci aksatıyor’   Faillerin duruşma esnasında Sedef Güler’in annesi Gülizar Sezer’e ve ailesine yönelik sözlü saldırıda bulunduğunu dile getiren Ezgi Koç, “Bu konuda yaptığımız şikayetlere olumlu bir yanıt verilmedi. Dosyadaki avukatlar da değiştiği için süreç aksıyor” sözlerini kullandı.    ‘Planlı ve organize bir katliam’    Katliamın planlı ve organize bir şekilde gerçekleştirildiğini söyleyen Ezgi Koç, “Planlı bir şekilde hareket etmişler, malzeme temin etmişler ve cesedi saklamak için hazırlık yapmışlar. Bu bir kadın cinayetidir ve organize şekilde işlenmiştir. Sedef genç bir kadındı. Öldürüldükten sonra cesedinin saklanması sürecinde kameralarla tespit ettiğimiz iki erkek bulunuyor ve ikisi de tutuklu” şeklinde konuştu.   ‘Bir örgüt yapılanması var’   Faillerden Yavuz Güngör’ün geçmişinde “uyuşturucu kaçakçılığı” gibi suçların bulunduğunu belirterek dosyada bir örgüt yapılanmasından söz etmenin mümkün olduğunu paylaşan Ezgi Koç, ”Yavuz Güngör  bir çetenin lideri. Uyuşturucu ticareti geçmişi var. Duruşma sırasında kendi beyanlarından alıntı. Kulaktan dolma bilgi değil. Dosyadaki diğer sanık ve bizim şüpheli olarak beyanda bulunduğumuz diğer kişiler Yavuz Güngör’ün sanığın çalışanları konumundalar.    Ezgi Koç devamında, “Bu dosyanın örgütlü suç kapsamında incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Delillerin toplanması aşamasında bu sanıkların birikmiş ve çok kapsamlı bir suç geçmişi olduğu için delil karartmayı da bildikleri için mesela Sedef'in telefonunu atmışlar. Bu telefon araştırılmasının düzgün yapılmadığını düşünüyoruz" diye belirtti.    Medya katliamı görmedi   Diğer kadın katliamlarında olduğu gibi bu dosyada da, medyanın failleri aklayan ve katliamı meşrulaştıran bir dil kullandığını ifade eden Ezgi Koç, bunun bilinçli bir tercih olduğunu belirtti. Sedef Güler’in de yaşam tarzının ön planda tutulduğuna dikkat çeken Ezgi Koç, “Bir kadının yaşamı, toplumsal rollere uygunluğu ya da ahlaki yargılar bu davanın konusu değildir. Bu söylemler kadın cinayetlerini meşrulaştıran bir zemin yaratıyor. Bu duruşmada delillerin şeffaf bir şekilde sunulması ve netleştirilmesini bekliyoruz. Sanıkların fiziken duruşmada hazır bulunması, doğrudan sorgulanmaları ve yurt dışındaki şüphelilerin getirilerek dinlenmesi gerekiyor” dedi.   ‘Doğru politikalar üretilse kadın katliamları engellenir’   Kadın katliamlarının münferit olmadığını ve yapısal değişikliklerin şart olduğunu vurgulayan Ezgi Koç, devletin doğru politikalarla bunun önüne geçebileceğine işaret etti. Ezgi Koç, “Politikalar doğru üretilse, burası güvenli bir ülke haline getirilirse birçok kadın cinayetini önleyebiliriz. Cinayetlerin sanki haklı bir sebebi olabilirmiş gibi onları meşrulaştıracak bir söylem oluşturuluyor. İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönmek zorundayız ve aktif olarak işletmek zorundayız. Kadınları güçlendirmek zorundayız. İç güvenlik politikalarımızda bu suça karışmış kişilerin infaz politikasının hataları infaz kanunumuzun eksiklikleri nedeniyle dışarıda olan ve aslında ıslah sürecini tamamlamamış kişilerin serbest gezmesini engellemek zorundayız. Caydırıcı cezalar vermek zorundayız ki bunların önünü alabilelim" sözlerini kullandı.