Ekin Kültür Sanat Komünü: Asimilasyona karşı sanatı büyütelim 2026-09-22 09:06:47   İSTANBUL - Avcılar’da sanatsal ve kültürel alanın özgürleşmesi amacıyla açılan Ekin Kültür Sanat Komünü, yeni dönem kayıtlarına başladı. Özel savaş politikalarına, asimilasyona ve yozlaşmaya karşı komünal yaşamı savunan kadınlar ve gençler, tüm yurttaşları özgür kültür ve sanat alanında buluşmaya çağırdı.   İstanbul’un Avcılar ilçesine bağlı Merkez Mahallesi’nde sanat ve kültür etkinliklerinin gerçekleştirildiği Ekin Kültür Sanat Komünü, 12 Ekim 2025 tarihinde açılışını gerçekleştirdi. Ekin Kültür Sanat, yalnızca bir kültür hamlesi olmanın ötesinde; kadınlar, çocuklar ve gençler başta olmak üzere tüm yurttaşların kendi kültürlerini, dillerini ve tarihlerini özgürce yaşayabilecekleri ve paylaşabilecekleri bir komün alanı olma iddiasını büyütüyor. Komünün en temel hedeflerinden biri olarak gençler öncülüğünde “kültür komünü” oluşturma fikri öne çıkıyor.   17 dalda sanatsal faaliyet   Ekin Kültür Sanat’ta Kürtçe, bağlama, gitar, bas gitar, elektro gitar, yan flüt, düdük, mey, piyano, erbane, şan, çocuk korosu, dede sazı, keman, tiyatro, sinema ve resim olmak üzere toplam 17 farklı sanatsal ve kültürel alanda ders veriliyor. 20 eğitmenin görev aldığı Ekin Kültür Sanat Komünü’nde yeni dönem için başvurular alınmaya başlandı. Kolektif emek ve komünal yaşam anlayışıyla yürütülen derslere katılmak isteyenler için kayıt süreci ekim ayına kadar devam edecek.   Gençler ayrıca Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” manifestosunda vurguladığı “komün” ve “kooperatifler” perspektifini esas alarak, kapitalist modernitenin bireyselci ve tüketim odaklı yapısına alternatif olarak “Demokratik Komünal Yaşam” modelini hayata geçirmeyi hedefliyor.   Ekin Kültür Sanat Komünü eğitmenlerinden Ruken Arvaz ile öğrencilerinden Helin Demir, hem kültür sanat çalışmalarına hem de yeni dönem kayıt başvurularına ilişkin konuştu.   ‘Ekin’in hitap ettiği kitle gençler’   Bir yılı aşkındır faaliyet yürüttüklerini dile getiren Ruken Arvaz, kültür komününün halkın ve gençlerin kolektif emeğiyle hayat bulduğunu belirtti. Ekin Kültür Sanat’ı komünal bir çalışma olarak değerlendiren Ruken Arvaz, en temel amaçlarından bahsetti. Ruken Arvaz, “Önder Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde bize sunduğu o manifestoda komün ve kooperatifler perspektifi vardı. Biz de biraz onun yoğunlaşmasıyla böyle bir çaba içerisine girmeye başladık. İmkânlar el verdikçe ‘Böyle bir yer nasıl açılabilir?’ diye düşündük. Açılışını yapınca halka ve gençlere çekici geldi. Ekin Komünü’nün temel amacı sadece bir kurum adı altında komünleşme değil. Tam tersine o komün anlayışını topluma güzel bir şekilde yansıtabilmekti. Buranın da temel amaçlarından birisi odur. O komün ruhunu yaşamda gösterebilmek, insanlara öyle aşılayabilmek. Ekin’in hitap ettiği kitle de gençler özelindedir” şeklinde konuştu.   Özel savaş politikası   Halkın yoğun talebi üzerine bu yıl ders sayısını artırdıklarına dikkat çeken Ruken Arvaz, “Kürt Ana Dili Günü’nde hepimizin bir arada, bir emekle sahneye çıkıp bir tiyatro gösterisi yapması herkes için bir ihtiyaçtı. Burası da biraz o emeği karşılama boyutuyla çaba içerisinde. Hepimiz bir atölyeye dahil olarak ya da bir atölye vererek o kitleyi daha çok nasıl genişletebilirizin çabası içerisindeyiz. Özel savaşın gençler üzerindeki etkisi uyuşturucudur, fuhuştur. Gençler için alternatif bir kurumdur aynı zamanda. Dokunduğumuz gençlerin hepsi de artık sanatsal yönüne daha fazla önem veriyor. Hem politik açıdan hem yaşamsal açıdan biraz daha eksiklikleri tamamlayabilme çabasındayız” dedi.   ‘Ekin Kültür bir alternatiftir’   Ruken Arvaz, bu yıl öğrenci sayısını 3’e katlayarak daha geniş kitlelere ulaşmayı amaçladıklarını belirterek, tüm aileleri ve gençleri sürece dahil olmaya davet etti. Kayıt süresinin bir ay süreceğini ifade eden Ruken Arvaz, ekim ayının ilk haftasında derslerin başlamasını planladıklarını aktardı. Ruken Arvaz, “Derslerimizde bağlama, gitar, bas gitar, elektro gitar, yan flüt, düdük, mey, şan, piyano, keman, resim atölyesi, tiyatro atölyesi, sinema atölyesi, dede sazı ve çocuk korosu, aynı zamanda Kürtçe çocuk tiyatrosu da var. Şimdiye kadar yaklaşık 30 başvuru aldık. Okulların da başlamasıyla beraber hem alternatif yaşamda hem de genel itibarıyla kültür sanat açısından bir alternatif oluşturduğu için gençlerin ilgisi fazla” diye konuştu.   Kayıt başvurusuna çağrı   Gençlerin toplumsal ve kültürel değerlerine sahip çıkması gerektiğine dikkat çeken Ruken Arvaz, şöyle konuştu: “Genellikle üniversite öğrencilerinin yoğunlaştığı görülebiliyor. Onun dışında ailelerimiz de ilgili yaklaşıyor. Hem çocukların kendi dilinde eğitim almasına hem de Kürtçe özelinde değil, genel enstrümanlar için de talepleri var. Çocukların biraz daha ekrandan uzak kalması da onlar için bir avantaj yaratıyor. O yüzden tüm gençleri Ekin Kültür’e davet ediyorum.”   ‘Kültür sanat her şeyin başlangıcıdır’   Ekin Kültür Sanat Komünü’nde tiyatro ve bağlama eğitimi alan öğrenci Helin Demir ise kuruma uzanan hikâyesini ve buradaki deneyimlerini paylaştı. Bir arkadaşının “Gidip bir çaylarını içelim” davetiyle merkeze ilk adımı attığını belirten Helin Demir, başlangıçta sanata eğilimi olmadığını düşünerek çekimser yaklaştığını ancak mekânın atmosferinden kısa sürede etkilendiğini ifade etti. Merkezin sunduğu komün yaşam biçiminin ve eğitimin niteliğinin kendisini çok etkilediğini paylaşan Helin Demir, deneyimlerini şu sözlerle aktardı: “Bir halk olarak, bir toplum olarak önce kültür ve sanattan başlamam gerektiğini düşünmüştüm. Çünkü bir birey kültürünü ve sanatını bilmediğinde hayatı boyunca da hiçbir şekilde ilerleyebileceğini düşünmüyorum. Bir genç olarak da burada bulunmaktan çok mutluluk ve gurur duyuyorum. Hatta öğrencilikten çıkıp kültür ve sanatın komünitesi olarak bulunuyorum. Böyle bir adım da attım. Kültür ve sanat bence her şeyin başlangıcıdır. Hatta sistem hayatında edinemeyeceğim arkadaşlıkları burada edindim. Sistem bizi tamamen asimilasyona uğratıyordu. Eğitim hayatında bize seçmeli ders olarak bile Kürtçe dersleri verilmiyor. Burada böyle Kürtçe derslerinin olması, bizim kültürümüzün yansıtılması, unutulmaması açısından çok önemli bir nokta.”   Yoldaşlık ruhu   “Unutulan bir kültürün toplumu da unutulur, yaşatılamaz” diyen Helin Demir, “Bu tarz kültür ve sanat kurumlarımız bir gencin, bir çocuğun, bir ailenin kendi benliğini arayışında olması açısından önemlidir. Çünkü bir insan kendi benliğini eğer bulamazsa yaşamını ilerletemez, sürdüremez. Burada arkadaşlık ruhu çok iyi ilerliyor. Çünkü kimse kimseye bir çıkar doğrultusunda bakmıyor. Tamamen yoldaşlık ruhuyla ilerliyor. Bazen ‘Müzik aletini çalmayı öğrensem bana ne katkısı olabilir ki? Ne faydası olabilir ki?’ diye düşünüyor insan. Çoğu genç aslında bunu dile getiriyor. Ama bence çok katkısı var. Hem insanın ruhunu sakinleştirmek açısından çok katkısı var. Özellikle kadınların buraya yoğunlaşması gerekiyor. Çünkü genelde kadın arkadaşlar hep arka planda tutuluyor. Ama kadın arkadaşların kültür ve sanatta aktif olması, kendilerini bulması, ‘Evet, biz buradayız, kültür sanatta da varız’ demesi gerekiyor. Bir kadın her şeyi başarabilir” şeklinde konuştu.