Ayşegül Doğan: Yasal adımlar hızla atılmalı 2026-04-25 14:01:21   ANKARA - DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, yeniden yapılanma süreci için kongre hazırlıklarının başladığını söyledi. Bölge toplantılarına da başlanacağını, bunun ilkinin 29 Nisan’da yapılacağına dikkat çeken Ayşegül Doğan, sürece dair ise hızlı bir biçimde birtakım yasal çerçevelerle somut adımlarla yanıt verilmesi gerektiğini belirtti.    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, iki gün boyunca düzenledikleri Merkez Yürütme Kurulu toplantısı sonrası genel merkez binalarında düzenlediği basın toplantısında açıklamalarda bulundu.   MYK gündemlerindeki temel başlıklarından birinin Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve gelinen aşama, bundan sonra yapılması beklenenler, şu ana kadar buna ilişkin yapılan değerlendirmeler olduğunu ifade eden Ayşegül Doğan, yanı sıra, okuldaki şiddet, kriz, yoksulluk, kadın katliamları ve kongre gündemini tartıştıklarını söyledi. Açlık grevinde eylemlerini sürdüren Doruk Madencilikte çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyeleri ile başlayan Ayşegül Doğan,  işçilerin aylardır ödenmeyen ücretleri, gasp edilen özlük hakları dolayısıyla ve dayatılan ücretsiz izin uygulamaları nedeniyle haklarını aradıklarını söyledi.     Faili meçhul dosyalar   Adalet Bakanlığı’nın kurulduğunu duyurduğu Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’na Gülistan Doku’yu hatırlatarak değinen Ayşegül Doğan, “Gülistan Doku ismi artık devlet imkanlarının bir cinayeti örtbas etmek, kamuoyunu yanıltmak, kamu kaynaklarını kullanarak üstelik nasıl seferber edildiğinin ve zırhlı bir dokunulmazlığın özellikle kadınların hayatlarını nasıl öğüttüğünün adeta bir simgesine dönüştü. Yıllardır bunları anlatmaya çalıştığımız her yerde farklı tepkilerle karşılaştık. Oysa bakın yıllar geçti verilen ortak mücadele sayesinde bugün örtbas edilemeyecek gerçekler ortaya çıkmaya başlıyor. Dêrsim'de 5 Ocak 2020'den bu yana karanlıkta bırakılan bir kayıp vakası gibi gösterilmeye çalışıldı Gülistan Doku. Oysa bir kayıp vakası değil. Bürokrasi, yargı ve siyaset üçgeninde kurulan kirli bir düzeni yeniden nasıl ortaya çıkardığını gördüğünüz, gördüğümüz, birlikte takip ettiğimiz her yeni bilgi ile birlikte kamuoyunun yeniden sarsıldığı bir haysiyet mücadelesinin adına döndü aynı zamanda” sözlerini kullandı.    ‘Birim nasıl çalışacak’   Ayşegül Doğan şunları söyledi: “Bu alenâde bir kayıp vakası değil dendiğinde hep neresi adres gösterildi? Munzur’un soğuk suları adres gösterildi. Meğer o suçlular o suların derinliğinde kendi suçlarını saklıyormuş. Dolayısıyla kamu gücü adaleti tesis etmek için değil suçun, suçlunun, suçluların bu organize ağın yaptıklarını ortadan kaldırmak, bu izi süpürmek için kullanılmış. Üstelik bu süreçte halkın vergileri ile maaş alan memurlar bir katili korumak adına delil imha birimine dönüştürülmüşler bir yandan. Şimdi bu karanlık tablonun ortasında Adalet Bakanlığı bünyesinde faili meçhul suçları araştırma daire başkanlığı kuruldu. Bunun kurulmuş olması kuşkusuz yeterli olmasa da önemli bir adım.  Gecikmiş de olsa bugün hakikatle yüzleşme talebinin kurumsal bir karşılık bulabilme ihtimalinin belirmiş olmasını DEM Parti olarak önemli buluyoruz. Ancak şunları da sormalıyız. Bu bilim nasıl çalışacak? Hangi kriterleri esas alacak? Hangi dosyaları neye göre araştıracak. Tüm bu çalışma yöntemine ilişkin belirsizlikler bir yandan da bu soruların sorulmasına neden oluyor. Dolayısıyla söz konusu başkanlık adaleti sağlamak için çalışmalı. Çalışma ilkelerini ve uygulama yöntemlerini de hukuka uygun bir şekilde belirlemeli.   Karanlıktaki dosyalarla yüzleşilecek mi?   Gülistan Doku cinayetinde de gördüğümüz çeşitli derin odakların siyasi koruma kalkanı altındaki dosyaları görmezden gelinmiyor. Aksine ne olur? Bu birim söylendiği gibi eğer daha önce açıklandığı gibi ucu nereye giderse gitsin yani 90'lı yıllardan bugüne uzanan o karanlıkla hatta daha öncesinden bugüne uzanan o karanlık geçmişle yüzleşebilecek mi? Ya da o karanlık geçmişin suç ağlarıyla devasa bir networkten bahsediyoruz. Bu ağların merkezindeki isimlerle gerçek bir hesaplaşma yürütülecek mi? Bizce yürütülmeli. Aksi takdirde çünkü atılacak her adım eksik kalır. En başında bu yöntemi konuşmak ve ucu nereye, kime dokunursa dokunsun bu karanlıktaki dosyaları aydınlatmak üzere çalışmalı bu daire. Yine bu birim bağımsız gözlemcilerin, baroların, kadın örgütlerinin önerilerine, katkılarına ve ihtiyaç durumunda denetimlerine dahi açık hale getirilmeli. Biz bu kapsamdaki taleplerimizin ve bu birimin çalışmalarının sonuna kadar takipçisi olacağız. Hatta Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulabilir.    Bölge toplantılarına başlanacak   Merkezi örgütlenme komisyonumuzla, binlerce toplantı yaptık. Barış ve Demokratik Toplum Süreci başladığından bu yana yalnızca yaptıklarımızı hatırlatsak dahi binleri aşan toplantıda binlerce, yüzbinlerce, hatta milyonlarca insana ulaştık. Bu bölgelerde de hep şunu esas almaya çalıştık. Önümüzdeki günlerde de bu buluşmalar sürecek. Bu çalışmalarımıza biz büyük bir motivasyonla devam ediyoruz. Bu kapsamda ilki 29 Nisan'da gerçekleşecek bir dizi bölge toplantılarına hazırlanıyoruz. İç Anadolu'dan Marmara'ya, Van'dan Diyarbakır'a, Çukurova'dan Ege Bölgesi'ne uzanacak bu toplantılar Mayıs ayı boyunca sürecek. Geniş kapsamlı örgütlenme toplantıları olarak düşünmek gerekiyor bu toplantıları. Eş Genel Başkanlarımız katılacak bu toplantılara. İl, ilçe eş başkanlarımız, yöneticilerimiz, Parti Meclis üyelerimiz, kadın ve gençlik meclis üyelerimizle farklı bölgelerde bir araya geleceğiz ve bu toplantılarda nasıl daha güçlü örgütlenebiliriz, tam da bu konuları konuşacağız. Bu örgütlülüğü büyütmenin yol ve yöntemlerini hep birlikte tartışacağız.    Olağan kongremizi Eylül veya Ekim gibi yapma kararı çıktı    Kongre çalışmalarımız başladı. DEM Parti yeni döneme hazırlanmak için olağan kongresini yapmak üzere ve bunun takvimini de belirlemek üzere tartışmaları sürdürüyor. Merkez Yürütme Kurulumuzun gündeminde olan kongremizin takvimi de var. Nasıl bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyduğumuzu dünden beri tartışıyoruz. Kongre öncesi biliyorsunuz bugüne kadar bizi takip edenler gayet iyi bilirler ki bizler konferanslar yapıyoruz ve kongre hazırlıkları yalnızca merkezde yapılmıyor. Kongre hazırlıklarını biz yine aynı yöntemle herkese ulaşmaya çalışarak en geniş kesimlerle tartışmaya çalışarak yapıyoruz ve dolayısıyla konferanslar yapıyoruz. Sonra da bir büyük konferans yapıyoruz. Ondan sonra da olağan kongremizi yapıyoruz. Bunun takvimini şu anda hazırlamaya çalışıyoruz. Olağan kongremizi sonbaharda yapacağız. Eylül, Ekim ayı gibi MYK'mızdan şu anda böyle bir tavsiye kararı çıktı. Böyle bir takvim çıktı. Parti meclisimiz de değerlendirip tam tarih netleştiğinde de kamuoyuyla paylaşacağız.    Süreç ilerleyecek   Barış ve Demokratik Toplum Süreci, ilerliyor mu, ilerlemiyor mu, tıkandı mı, bir sorun var mı, yok mu? En sık karşılaştığımız sorular bunlar oluyor ve en son 23 Nisan resepsiyonundan sonraki bazı diyalogların akabinde de sizler de merak ediyorsunuz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci ilerliyor, ilerleyecek. Biz buna inanıyoruz ve bunun için de hem coşkuluyuz, hem heyecanlıyız, hem kararlıyız. Bu coşku, kararlılık ve heyecanla gidiyoruz kongremize ve kongre hazırlıklarını da böyle bir motivasyonla yapıyoruz. Bunu başarabileceğimize inanıyoruz. Zaman zaman temposunda düşüklük görülüyor. Zaman zaman duraksamalar oluyor. Bazen ritmi istenilen hızda olmuyor. Ve bu kamuoyuna şöyle yansıyor. Demek ki bir tıkanıklık var diye yansıyor. İşte bu yansımalara ilişkin biz başta siyasi partiler olmak üzere Türkiye'de herkes barışı isteyen, yaşam hakkını savunan, demokrasi hakkını savunan, eşitlikten yana olan, özgürlükten yana olan herkes bunu başarabilmemiz için birlikte sorumluluk hissetmeli. Bu çağrıyı çok yaptık, yineleyelim.    Gerekenlerin yapılmasının vakti    Bakınız 27 Şubat 2025'in üzerinden epey zaman geçti. Bir yılı devirdik ki 1’inci yılında da 2’nci mesajı geldi Sayın Öcalan'ın. Ondan sonra yaptığımız merkez yürütme kurulu sonrası basın toplantımızda bir bölüm paylaşmak istiyorum. Demişiz ki o zamanda kanayan bir yara var. Evet, bu herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir konu. Onlarca yıldır kanamakta olan bu yarayı açıkta bırakmamak gerekiyor. O yüzden de bu fırsata çok hızlı bir biçimde birtakım yasal çerçevelerle somut adımlarla yanıt vermek gerekiyor ki kaygılar ve endişeler ortadan kalksın. Riskler ortadan kalksın. Yeni riskler oluşmasın. Böyle bir siyasal iradeyi ortaya koymak ve bu iradeyi de bir takım yasal düzenlemeler için değerlendirmek gerekiyor demişiz. Şimdi bu oldukça uzun bir açıklamaydı.  O gün yaptığımız tespit bugün hala geçerliliğini koruyorsa evet ne yazık ki temposu, ritmi, kim nasıl adlandırmak isterse adlandırsın istenilen hızda değil demektir. Biraz hızlandırmalıyız. Bunu birlikte yapmalıyız. Hep beraber yapmalıyız. Bu Türkiye toplumunun ortak talebi, Türkiye toplumunun ortak beklentisi. Hepimiz 27 Şubat Şubat 2025'te Sayın Öcalan'ın yaptığı çağrının ne kadar hayati bir çağrı olduğunu, bunun gereklerinin yerine getirilmesinin ne kadar önemli olduğunu, eşzamanlı bir biçimde adımların atılmasının ne kadar değerli olduğunu defaat ile konuştuk. Şimdi artık gerçekten onlarca yıldır süren bu halin bir şekilde ortadan kaldırılması, silahların tümden devre dışı kalması için gerekenlerin yapılmasının vakti. Kalıcı bir biçimde bunun son bulma ihtimalinden değil. Bu fırsatın kalıcı hale gelmesinden bahsediyoruz. Bu artık bir ihtimal değil.”