Pervin Buldan: Kürt sorunu güvenlikle değil, Abdullah Öcalan’la çözülür 2017-10-26 12:20:36     ANKARA - PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın koşullarına ilişkin Meclis'teki toplantıda konuşan HDP Milletvekili ve İmralı Heyeti’nde Pervin Buldan, “Bursa Cumhuriyet Başsavcısı açılama yaptı ancak bu açıklama yeterli değil. Hükümetin ve devletin duyarlı olması gerektiği yönündeki çağrımızı yineliyoruz. Sayın Öcalan sıradan bir tutuklu değildir. Acilen İmralı adasına avukatları yada ailesi gitmelidir" ifadelerini kullandı. Pervin, “Güvenlikçi politikalarla Kürt sorununun çözülemeyeceğini herkes çok iyi biliyor. Öncelikli olarak Sayın Öcalan’la görüşmelerin başlaması gerekmektedir" diye konuştu.    HDP'nin İmralı heyetinde yer alan İstanbul Milletvekili Pervin Buldan ve Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile Urfa Milletvekili Dilek Öcalan, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın güvenlik ve sağlık koşullarına ilişkin Meclis'te basın toplantısı düzenlendi.   Toplantıda konuşan İmralı Heyeti’nden, Meclis Başkanvekili Pervin Buldan, açıklamalarda bulundu.    18 yıllık tecrit   Abdullah Öcalan'a dönük tecridin 18 yıldır devam ettiğinin altını çizen Pervin, "Zaman zaman avukatlarının, ailesinin, siyasi heyetlerin gittiğini biliyoruz. Ama orada farklı bir sistem var ve bu sistemin Türkiye’nin geleceği açısından üzerinde durulması gereken bir sistem olduğunu belirtmek isterim. Sayın Öcalan’dan uzun süreden beri haber alınamıyor. Biz heyet olarak, 5 Nisan 2015’te görüştük" dedi.    ‘Açıklama yeterli değil’   15 gün önce sosyal medyada Abdullah Öcalan’ın yaşamını yitirdiğine dair paylaşımlar yapıldığını anımsatan Pervin, "Bursa Cumhuriyet Başsavcısı açılama yaptı ancak bu açıklama yeterli değil. Hükümetin ve devletin duyarlı olması gerektiği yönündeki çağrımızı yineliyoruz. Sayın Öcalan sıradan bir tutuklu değildir. Hükümetin ve devletin sıradan bir tutuklu gibi yaklaşmaması gerekir. Sayın Öcalan’dan haber alana kadar kaygımız devam edecek. Acilen İmralı adasına avukatları yada ailesi gitmelidir" ifadelerini kullandı.    'Abdullah Öcalan barış aktörüdür’   Abdullah Öcalan'ın sadece Türkiye açısından değil tüm Ortadoğu açısından bir barış aktörü olduğuna vurgu yapan Pervin, "Biz Sayın Öcalan’ın barış sürecindeki rolüne hep birlikte tanıklık ettik. Bir umut vardı, huzur vardı. Kimsenin burnu kanamadı. O sürece bir kez daha dönülmeli. Türkiye’deki Ortadoğu’daki barış açısından Sayın Öcalan’la yürütülecek bir süreç dikkate alınmalı. Görüşmelerin bir kez daha başlaması gerektiğini belirtmek istiyorum. Güvenlikçi politikalarla Kürt sorununun çözülemeyeceğini herkes çok iyi biliyor. Öncelikli olarak Sayın Öcalan’la görüşmelerin başlaması gerekmektedir" diye konuştu.    Ardından konuşan Urfa Milletvekili Dilek Öcalan da, değerlendirmelerde bulundu.    'Sıradan yaklaşılamaz’   Abdullah Öcalan'ın güvenlik ve sağlı koşullarına ilişkin endişelerin tüm Türkiye’ye sirayet ettiğini ifade eden Dilek, "Tecrit sürdürülmeye çalışıldığındaki Türkiye tablosunu hepimiz gördük. Tecrit sürdürüldüğü müddetçe Kürdistan’daki yansıması kan gözyaşı ölüm oldu. Bu şiddet, kaos her geçen gün artarak devam etmektedir. Çünkü tecrit ağırlaşmaktadır. Bu açıklamayı bize yansıyan kaygıları dile getirmek için yapıyoruz. Biz henüz hükümetten ve devletten kendi yasalarını yerine getirmesi noktasında bir adım görmedik. Türkiye kendi hukukunu hiçe sayarak, uluslararası bütün hukukları hiçe sayarak şu an itibariyle tecridi sürdürüyor. Bu sadece bizim talebimiz değil. Bu tüm Ortadoğu halklarının talebidir. Sayın Öcalan milyonlarca insanın iradesi olarak kabul ettiği bir şahsiyettir. Sıradan bir insan olarak yaklaşılmasını kabul etmiyoruz" şeklinde konuştu.    Hükümet, Adalet Bakanlığı ve İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na çağrıda bulunan Dilek, "Bu sorun üzerinden ne kadar çok süre geçerse kangrenleşen ve savaşa zemin hazırlayan bir pozisyondan öteye geçilemez" dedi.    'Sorumluluk hükümettedir’   İmralı'daki tecride ilişkin olarak cezaevlerine yeniden açlık grevi eylemine başladığını aktaran Dilek, "Bu kararın hükümet tarafından görülmesi gerekiyor. Gözlerindeki, vicdanlarındaki perdenin kalkması gerekiyor. Bizim talebimiz şahsi bir talep değil. Tüm toplumun talebi bu tecridin kaldırılması yönündedir. Kendi iç hukukunuza ihanet etmeden bu sorunu bir an önce çözmeniz gerekiyor. Bu sorumluluk başta hükümetindir. Ayrıca uluslararası alanda AİHM, CPT gibi kurumların harekete geçmesi gerekmektedir" diye belirtti.    ‘Hükümet süreci toplumsallaştırmadı’   Heyetin açıklamalarının ardından Sırrı Süreyya Önder, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Çözüm sürecinin sonlanması sonrası yaşanan şiddet ortamı sonrası ortaya çıkan güvensizliğin nasıl aşılacağını soran basın mensubunun sorusuna Sırrı, "Çözüm süreci nihai bir uzlaşma değildir. Dünyada çatışma süreci yaşayan tüm ülkelerde süreç başladı diye bıçakla kesilir gibi kesilmez. Bu tarafların cesaret ve samimiyetine bağlı bir süreye ihtiyaç duyar. Hükümet hiçbir zaman bu süreci toplumsallaştıracak bir cesaret içine girmedi. Kriminalize etme dilini bir kenara bırakmadı. Elbette bizim de eksikliklerimiz var. 2 buçuk yıl sonra bir deklarasyon açıklıyorsunuz, önemli bir aşamayı tüm dünya önünde kayıt altına alıyorsunuz ama buna sahip çıkma cesaretinizi 8 gün sürdüremiyorsunuz. 8'inci gün 'ne masası' diyorsunuz. Hükümet hep oy hesabı ve günlük yaklaşımları baz aldı" yanıtını verdi.