Demokratik Konfederalizm 2025-08-29 09:05:49     “Demokratik Konfederalizm çok boyutlu bir örgütlenme modelidir. İç içelik ve eş zamanlılık temelindeki çoklu bir ağlaşma üzerinden gelişir. Ki günümüzdeki kadın mücadeleleri büyük ölçüde ve son derece çok boyutludur. Tek bir gündem ya da hedef ile sınırlı kalmayıp, birçok toplumsal ve siyasal sorunla temas eder. O nedenle de küresel kadın mücadelesinin çok boyutlu bir forma dayalı olarak yapılanması büyük önem arz eder.”   Çiçek Solmaz   Abdullah Öcalan’ın, 15 Şubat 1999’dan beri, dünyada eşi benzeri görülmemiş tecrit koşulları altında geliştirdiği Demokratik Konfederalizm modeli, kendi başına bir sistem değildir. Dayandığı sistem demokratik modernitedir. Demokratik Konfederalizm ise çokluğa dayalı bir yapılanma biçimidir. Aynı zamanda demokratik bir ilişki sistematiğini de ifade eder. Bununla birlikte demokratik bir örgütlenme anlayışıdır.    Demokratik Konfederalizmi mevcut birlik ya da konfederasyonlarla karıştırmamalıyız. Yine bir çatı örgütü olarak da düşünmemeliyiz. Kendiliklerin oluşturduğu çokluklar arasında bütünlük oluşturan, ancak bunu merkeziyetçilik inşa etmeden başaran bir modeldir. Zira Demokratik Konfederalizm mümkün olduğunca merkeziyetçilikten kaçınır. Bu, tamamen gevşek, dağınık, örgütsüz veya yönetimsiz bir yapılanma anlamına gelmiyor. Ancak Demokratik Konfederalist yapılanmanın merkezi fonksiyonu sadece bir koordinasyon rolü ile sınırlıdır. Politikaların oluşturulması ile bunların koordinasyonu ve icrası arasında kesin bir ayrım yapar. Politika oluşturmak yalnızca kendiliklerin katılımcı demokrasi uygulamasına dayanan çoklukların yetkisindedir.   Burada önemli bir nokta, yerel ile küresel, kendilik ile çokluk arasındaki ilişkidir. Demokratik Konfederalizm yerel ile bölgesel ya da küresel arasındaki diyalektiğe dayandığından ne yereli küreselin karşısına diker ne de yereli küreselin alternatifi olarak algılar. Her varlığın demokratik özerkliğini esas alır. Ancak bu özerklik daha geniş bir bütünlük içinde anlam bulur. Dolayısıyla yerelci değil, daha çok bütünleştiricidir. Bu ilişkinin kavranması için, bağımsızlık ve bağımlılık hususlarına netlik getirmek gerekiyor. Demokratik Konfederalizm’de bağımsızlık ve bağımlılık kavramları diyalektik biçimde gelişerek çok daha zengin bir biçim olan karşılıklı bağımlılığa dönüşümünü içerir. Varlık bu açıdan hem özerk hem birbirine bağımlı. Buradaki karşılıklı bağımlılık kavramından olumsuz bir anlam çıkarılmamalı. Demokratik Konfederalizm, ilişkilerin karşılıklı bağımlılık, işbirliği, dayanışma ve toplumsallığın ruhsal şekillenmesini besleyerek bir birlikteliğin zeminini oluşturur.    Demokratik Konfederalizm çok boyutlu bir örgütlenme modelidir. İç içelik ve eş zamanlılık temelindeki çoklu bir ağlaşma üzerinden gelişir. Ki günümüzdeki kadın mücadeleleri büyük ölçüde ve son derece çok boyutludur. Tek bir gündem ya da hedef ile sınırlı kalmayıp, birçok toplumsal ve siyasal sorunla temas eder. O nedenle de küresel kadın mücadelesinin çok boyutlu bir forma dayalı olarak yapılanması büyük önem arz eder. Aksi halde kadın mücadeleleri arasındaki parçalılığın ve kopukluğun aşılması çok zordur. Kendilikleri yadsımadan bütünlük oluşturabilecek ve bunu yaparken en yerelden en küresel düzeye kadar, giderek katlanan ama bunu yaparken bağları gevşetmeyen bir model bu yüzden bize çok gereklidir.    Daha iyi anlaşılabilmesi için Rojava Kürdistan’ında demokratik konfederal temelde örgütlenen kadın hareketinden örnek vermek istiyoruz. Kadın özgürlük mücadelesi kendini burada ağırlıkta şu boyutlar üzerinden yapılandırıyor: Kadın meclis ve komünler, sosyal alan, komünal ekonomi, eğitim, toplumsal adalet, sağlık, demokratik siyaset, öz savunma, diplomasi ve ekoloji. Her bir boyut onlarca, hatta yüzlerce özerk birimden oluşuyor. Örneğin ekonomi alanında sayısız kadın kooperatifi, işletme, üretim birimi yerini buluyor. En ufak birimden başlamak üzere demokratik konfederal temelde örgütlenen ekonomi boyutu hem kendi yerelinde (köy, kasaba ya da şehir düzeyinde) hem de bölgesel düzeyde komünleşerek, meclisleşerek delege sistemiyle kendisiyle ilgili bütün gerekli tartışmaları yürütür, kararlar alır ve bu kararlarını uygular. Farklı yerellerdeki birimler arasında ilişkiler, ortaklaşma, yardımlaşma ve koordinasyon söz konusu olduğu gibi, örneğin şehirler arasındaki meclisler de daima ilişki içindedir. Yani hem yatay hem de dikey bir ilişki sistemi mevcuttur. Aynı durum diğer boyutlar için de geçerlidir. Ancak her bir boyut kendini bir bütünün parçası olarak gördüğü için hem şehir hem bölge hem de daha geniş düzeyde boyutlar arasında demokratik konfederal temelde bir ilişki ve koordinasyon sağlanır. Her boyut kendi içinde özerk olsa da, bütünü ilgilendiren konularda karşılıklı bağımlılık ilkesi temelinde ortak örgütlenme de geliştirilir. Ortak örgütlenme derken, burada kast edilen salt eylem alanı değildir. Ki bu alan da çok önemlidir. Ancak kadınların içinde bulunulan genel durumu birlikte değerlendirip tahlil etmesi, kadın devriminde hem sağlanan gelişmeleri hem de karşı saldırıları tespit etmesi, bu doğrultuda devrimi ilerletecek adımları belirlemesi, karşılaşılan zorlukları paylaşması, hep birlikte çözüm yolları geliştirmesi, ortak kararlar alıp bu kararları uygulama sorumluluğunu paylaşması ve böylece egemen sistemin oldukça parçalı kıldığı yaşamı ve onun uğruna yürütülen mücadeleyi bütünlüklü kılması stratejik öneme sahiptir. Yine bütünlüklü bir bakış açısına dayanan ortak perspektiflerin birimler ve boyutlar tarafından kendi özgün zeminlerine uyarlayıp uygulamaları kadın hareketi açısından büyük bir koordine, etki ve uygulama gücünü açığa çıkarıyor. Hâkim sistemle yaşamın her alanında koordineli ve örgütlü mücadele etme imkânını sunuyor.    Demokratik Konfederalizm bu yönüyle, tüm zaman ve mekân koşullarında örgütlü kadın gücünün konfederal ağlardan oluşan öz sistematiğiyle ataerkil hegemonyaya karşılık vermesi anlamına geliyor.    Abdullah Öcalan, Demokratik Konfederalizmi öncelikle toplulukların öz yönetim modeli olarak tasarlamıştır. Temel özelliklerini şöyle sıralamıştır. (Abdullah Öcalan, Özgürlük Sosyolojisi):   *Farklı ve çok katmanlı, yatay ve dikey siyasi oluşumlara açıktır. Merkezi, yerel ve bölgesel siyasi oluşumları denge içinde bir arada tutar. Her biri somut koşullara cevap verdiğinden, çoğulcu siyasi yapı, toplumsal problemlerin en doğru çözüm yollarını bulmaya daha yakındır.    *Ahlaki ve politik topluma dayanır. Toplumlar esas olarak politik ve ahlakidir. Ekonomik, siyasi, ideolojik ve askeri tekeller toplumun bu temel doğasını kemirerek artı-değer, hatta toplumsal haraç peşinde koşan aygıtlardır.    *Demokratik siyasete dayanır. Ulus-devletin katı merkezli, düz çizgili, bürokratik yönetim ve idare anlayışına karşılık, tüm toplumsal gruplar ve kültürel kimliklerin kendilerini ifade eden siyasi oluşumlarla toplumun öz yönetimini gerçekleştirirler. Asıl olan meclisli, tartışmalı karar yeteneğidir. Genel merkezî koordinasyon kurulundan (meclis, komisyon, kongre) yerel kurullara kadar her grup ve kültürün bünyesine uygun, çok yapılı, farklılıklar içinde birlik arayan kurullar demetiyle toplumsal işlerin demokratik yönetimi ve denetimi gerçekleştirilir.   *Öz savunmaya dayanır. Askeri tekel olarak değil, toplumun iç ve dış güvenlik ihtiyaçlarına göre demokratik organların sıkı kontrolü altında öz savunma birlikleri temel güçtür. Görevleri, ahlaki ve politik toplumun özgür ve farklılıklar temelinde eşitlikçi karar yapısı olarak, demokratik siyaset iradesini geçerli kılmaktır. İçten ve dıştan bu iradeyi boşa çıkaran, engelleyen, yok eden güçlerin müdahalesini etkisiz kılmaktır.   *Genelde hegemonyacılığa, özelde ideolojik hegemonyacılığa yer yoktur. Toplum işlerinin kolektif yönetiminde karşılıklı anlayış, farklı önerilere saygı ve demokratik karar esaslarına bağlılık şarttır: Demokratik uygarlık ve modernitenin yönetim anlayışı. İdeolojik hegemonya söz konusu olamaz. Çoğulculuk, farklı görüş ve ideolojiler arasında da geçerlidir. Yönetimin kendini ideolojik kamuflajla güçlendirmesine ihtiyacı yoktur. Toplumun ahlaki ve politik yapısını aşındırmadıkça, hegemonya peşinde koşmadıkça, her görüş, düşünce ve inanç serbestçe ifade edilme hakkına sahiptir.   *Süper hegemonik güç denetimindeki ulus-devletin BM’li birlik anlayışına karşılık, ulusal toplumların Dünya Demokratik Konfederal Birliği’nden yanadır. Gerek sayısal gerek niteliksel olarak, çok daha geniş toplulukları demokratik siyaset kriterlerince Dünya Demokratik Konfederasyonu’nda birleştirmek, daha güvenlikli, barışçı, ekolojik, adil ve üretimsel bir dünya için şarttır.    Demokratik Konfederal temelde örgütlenen ve yapılaşan Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi olarak bu modelin küresel kadın özgürlük ve eşitlik mücadelesinin acil ihtiyaç duyduğu işlevli bütünlüğü örmek için yol gösterici olduğuna inanıyoruz. Bir sonraki bölümde Dünya Kadınlarının Demokratik Konfederalizmi biçimindeki önermemizi açımlamak istiyoruz.    Not: Yazının devamı haftaya “Dünya Kadınlarının Demokratik Konfederalizmi” başlığıyla yayınlanacaktır.