'Kürt sorununun çözümü barışla mümkündür' 2025-11-30 20:05:56   OSMANİYE - DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Osmaniye’de katıldığı dayanışma yemeğinde barışın yalnızca bir müzakere süreci değil, yeni ve demokratik bir ülkenin inşası olduğunu vurgulayarak, kaynakların savaşa değil halka ayrılması gerektiğini söyledi.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Osmaniye İl Örgütü, partililerle dayanışma yemeğinde bir araya geldi. Etkinliğe katılan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Türkiye'de yeni bir dönemin tartışıldığı bugünlerde en kritik başlığın Kürt sorunu olduğunu belirterek, çözümün ancak barış ve demokratik toplum süreciyle mümkün olacağını söyledi. Herkesin emeği ve fikrinin yeni dönemin inşasında değerli olduğunu ifade eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, "100 yıllık tarihimizde Kürt olmanın, Alevi olmanın, kadın ve emekçi olmanın zorluklarını birlikte yaşadık. Kürt halkı bunların daha katmerlisini yaşadı" dedi.   Ekonomipolitikaların da barış süreciyle doğrudan ilişkili olduğu ifade eden Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Kaynaklar savaşa değil, insanların yaşamını güçlendiren alanlara aktarılmalıdır" diye belirtti.    'Barış yeni bir ülkeyi inşa etmektir' ' Kayyım atamaları, siyasetçilerin tutuklanması ve demokratik siyaset alanının daraltılmasına da dikkat çeken Çiğdem Kılıçgün Uçar, "Hukuk demek aynı zamanda barış demektir. Aynı zamanda barış toplumsal demektir. Dinimizi, kimliğimizi, varlığımızı başka kimliklerin altında ezerek tarif edilen bu devlette inkarın, milliyetçiliğin, ırkçılığın değil, demokratik toplum düzeninde herkesin kendisi olarak var olabildiği bir düzenlemeye ihtiyacımız var. O yüzden barış dediğimiz şey, aynı zamanda toplumsaldır. Hiçbirimiz doğduğumuz topraklarımızda iş sahibi olamadık, doyamadık ve göç etmek zorunda kaldık. Çünkü ülkenin ekonomi politikası Kürdistan'da cezalandırma üzerineydi. Ve barış süreci dediğimiz şey, bu ülkenin kaynaklarının savaşa ayrılması değil; altyapısına, insanların yaşamını güçlendiren bir ekonomik düzleme çekilmesidir. Dolayısıyla bu barış içerisinde aynı zamanda ekonomik bir barıştır. Aynı zamanda siyasal bir barış. Kürtlerin siyaset yapma hakkını belediyelere atanan kayyumlarla siyasetçilerimizin rehin tutulmasıyla beraber, siyaset alanı daraltıldı, partiler kapatıldı ve neredeyse siyaset yapmanın zemini ne yazık ki bırakılamadı. Her zaman bir yargının kılıcı demokratik siyasetin zeminini üzerineydi. Barış, aynı zamanda bu ülkede yaşayan Türkler başta olmak üzere herkesin kendi kimliğiyle ve kendi değerleriyle siyaset yapabilme iradesidir. Yeni bir ülkeyi inşa etmektir" ifadelerini kullandı.   'Süreci yürütücüsü biz olacağız'   Kürtlerin tarihsel olarak kimlik, dil ve siyasal temsil haklarının inkâr edildiğine vurgu yapan Çiğdem Kılıçgün Uçar, 1921 Anayasası'ndaki çoğulcu yapının 1924 Anayasası ile ortadan kaldırıldığı hatırlataraktı. Çiğdem Kılıçgün Uçar, Türkiye'nin farklılıklarla zenginleşen bir toplum olduğu, bu çeşitliliğin cezalandırma ve inkâr politikalarıyla bastırılmasının ülkeyi çıkmaza sürüklediği belirterek, Meclis'te kurulan komisyonun İmralı'da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeyi "tarihi" ve "inkarın kırılma noktası" olarak değerlendirdi. Çiğdem Kılıçgün Uçar, konuşmasının devamında şunları kaydetti: "Kürt halkı barış iradesini Sayın Öcalan'la birlikte korudu. Kürt halkı, barışa Sayın Öcalan'ın paradigmasıyla birlikte tutuldu. Dolayısıyla bir süreci inşa ederken o sürecin esas muhatabını görmezden gelemezsiniz. Türkiye'deki çözüm, müzakere süreçlerinin en çok çıkarttığı noktalardan birisi muhataplık meselesiydi. Ve Sayın Abdullah Öcalan 90'lı yıllardan beri Kürt sorununun çözümü için bir muhatap arıyor. Ve bugün bu muhataplığın önemli düzeyde bulunabildi. Meclis'te kurulan komisyon Sayın Öcalan'la görüştü ve o görüşmenin sonuçları emin olun Türkiye'de demokrasinin ve farklı kimliklerin bir arada yaşayabileceğinin en önemli reçetelerinden birisi olacak. Bütün bu kapsamda bize düşen şeyi esasen konuşmak gerekiyor. Bu zorlukları yaşayanlar olarak biz canımızın nereden acıdığını duruyoruz. Hep birlikte o acıyı onarma zamanındayız. Demokratik Toplum ve Barış Süreci'nin eli kolu yoktur. Bu sürecin eli de biz olacağız. Bu sürecin ayağı da biz olacağız. Bu süreci yürütücüsü biz olacağız."