‘Saldırılar demokratikleşme projemize karşı’ 2026-01-14 09:52:12   HABER MERKEZİ- HTŞ’nin radikal İslamcı bir anlayışla, “Allahu ekber” sloganları atarak Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye saldırdığını belirten avukat Bêrîvan Yunis, “Saldırıların, demokratikleşme projemize karşı sistematik bir planın parçası olduğunu söyleyebiliriz" dedi.   HTŞ çeteleri Türkiye’nin ve uluslararası güçlerin iş birliğiyle 6 Ocak’ta Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine saldırdı. Saldırılarda siviller ve İç Güvenlik Güçleri hedef alındı. Çok sayıda kişi katledildi, yaralandı, çocuklara işkence yapıldı. Ayrıca zorla yerinden edilen birçok sivilin akıbeti hâlâ bilinmiyor. Tüm bu zorluklara rağmen Kürt halkı mahallelerde direniş gösterdi.   Avukat Berîvan Yunis konuyla ilgili JINNEWS’e değerlendirmelerde bulundu.    Berîvan Yunis, HTŞ'nin katliam yaptığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Şehîd Ziya Heleb şahsında, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê direnişinde hayatını kaybeden tüm şehitleri ve özgürlük mücadelesinde şehit düşenleri anıyoruz. Yaralananlara acil şifalar diliyoruz. Bu mahallelerdeki direnişi selamlıyoruz. Bu, mahallelerde yaşan halk üçüncü kez göç ettiriliyor. Esad’ın yıkılması ve HTŞ’nin gelişinin üzerinden bir yıl geçti. HTŞ’nin gelişi, uluslararası güçlerin eliyle gerçekleşti. HTŞ’ye çok dar bir hareket alanı tanındı ve bu adımlar dünyanın gözü önünde atıldı. Esad’ın gidişi ile bir umut belirdi. Ancak HTŞ’nin gelişi ile de birçok insanın umudu kırıldı. Tarihe dönüp baktığımızda HTŞ’in kökeninde El Qaide ve El Nusra var. HTŞ, Suriye sahil bölgesinde bulunan Suweyda’daki Durzi ve Alevilere saldırdı. HTŞ katliam gerçekleştirdi."   1 Nisan Anlaşması’na dikkat çeken Bêrîvan Yunis, “Şêxmeqsûd ve Eşrefiye’de yaklaşık 400 bin Kürt yaşıyor. Bunun yanında Hristiyanlar, Araplar ve Türkmenler de vardı. Bu mahallelerde halk kendi sistemini oluşturdu ve baskılara karşı durdu. Esad’ın çekilmesinden sonra 1 Nisan Anlaşması imzalandı. Bu anlaşmayla demokratik bir proje esas alındı. Mahallelerde İç Güvenlik Güçleri vardı. Bu anlaşma ile YPG ve YPJ güçleri mahallelerden çekildi. Ancak sonrasında, Türkiye ve uluslararası güçlerin desteğiyle HTŞ bu mahallelere saldırdı. Saldırılar hem güvenliğe, hem sivillere, hem de Kürt halkının kültür ve kimliğine yöneldi. Ancak halk mahallelerinden çıkmama kararı aldı” ifadelerini kullandı.    Uluslararası toplum sessiz   Berîvan Yunis, uluslararası toplumun sessizliğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “1 Nisan Anlaşması, uluslararası gözlemcilerin katılımıyla imzalanmıştı. Ancak bu anlaşma hayata geçirilmedi ve uluslararası toplum Kürt halkına yönelik saldırılar karşısında sessiz kaldı. Burada bir uluslararası plan da var. Kürt halkının kimliğine yönelik bir tehdit söz konusu. Radikal İslamcı anlayış merkeziyetçi bir sistem dayatıyor. Ancak Kürtler bunu kabul etmiyor. Kürtler barış ve huzur içinde yerlerini almak istiyor. Bu radikal İslam anlayışı ise demokrasi umudunu yok ediyor. Suriye’de, tüm tarafların katılımıyla siyasi bir geçiş sağlanmalıdır. Ancak HTŞ, ‘Allahu Ekber’ sloganlarıyla bu katliamları açıkça gerçekleştirdi. Bu nedenle bu saldırıların, demokratikleşme projemize karşı sistematik bir planın parçası olduğunu söyleyebiliriz.”    Özerk yönetim Suriye için bir örnek   “Kürtler, Kürt halkına yönelik bu saldırıları hem Kürdistan’da hem de Avrupa’da kabul etmedi ve kınadı” diyen Bêrîvan Yunis, “Bu bir soykırım saldırısıdır. Demokratik Özerk Yönetim modeli Suriye için bir örnek olabilir. Kürtler her yerde katlediliyor. İran’da da bunu görüyoruz. Kürt halkı, orada da mevcut radikal anlayışa karşı çıktı ve sistemi kınadı” dedi.