YJŞ-YBŞ Komutanı: DAİŞ’lilerin Irak’a transferi bir saldırı planının parçası 2026-01-29 09:01:42   Derya Ren   HABER MERKEZİ - Rojava’ya yönelik saldırıların Şengal için de ciddi tehlike oluşturduğunu ifade eden YJŞ-YBŞ Komutanı Viyan Hebabî, “Şiilere, Haşd-i Şabi ve Şengal halkına saldırmak için hazırlık yapıyorlar” dedi.   Rojava’ya yönelik HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı paramiliter güçlerin saldırıları devam ediyor. 15 günlük ateşkese rağmen çetelerin Hesekê, Çilaxa ve Kobanê’ye yönelik saldırıları durmuş değil. Sivil halkın hedef alındığı saldırılarda çok sayıda kişi yaşamını yitirdi.   Saldırılar devam ederken, bir taraftan da QSD’nin denetiminde bulunan cezaevlerinde tutulan DAİŞ’liler Irak’ta bulunan cezaevlerine transfer ediliyor. DAİŞ’lilerin transferi, benzer bir saldırı dalgasının Irak için de düşünüldüğü yorumlarına neden oluyor.    Konuya dair Şengal Kadın Birlikleri (YJŞ) ve Şengal Koruma Birlikleri (YBŞ) Komutanı Viyan Hebabî değerlendirmelerde bulundu.   Rojava’ya yönelik saldırılarla birlikte ortaya çıkan direnişe dikkati çeken Viyan Hebabî, “Ziyad Heleb, Deniz Çiya başta olmak üzere yaşamını yitirenleri saygıyla anıyorum. Şu an kış koşullarına rağmen cephelerde savaşanların direnişini selamlıyorum. Duruşlarını kutluyorum. Rojava halkının ve savaşçılarının duruşu, bizim için her zaman bir örnek oldu. Biz mücadele ve direniş gösterme ilhamını Rojava halkından öğrendik” dedi.   ‘Ortak yaşam projesine bir saldırı var’   Rojava’ya yönelik saldırıların başladığı tarihe işaret eden Viyan Hebabî, şunları söyledi: “HTŞ’nin gelmesiyle birlikte savaş konsepti hazırlandı. Sadece Suriye ordusu işin içinde demek, çok büyük bir yanılgı olur. Saldırılar uluslararası bir komplonun sonucudur. DAİŞ’e karşı insanlık onurunu savunanlar, bugün uluslararası komplo ile karşı karşıyadır. 6 Ocak’tan bu yana devam eden saldırılarla ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ hedef alındı. Kürt halkının soykırımı hedeflendi. Efrîn işgalinden bu yana Türkiye’nin planladığı bir durumdur. Çünkü o süreçte de demografya ile oynandı. Şu anda da aynı şey yapılmak isteniyor. Rojava Devrimi’ne, Kürt kazanımlarına ve Özerk yönetimin ortaya koymuş olduğu ortak yaşam projesine bir saldırıdır. Şu an medya üzerinden yürütülmeye çalışılan bir saldırı durumu da var. Ancak bunun arkasında Türkiye ve uluslararası güçler var. Hegemonik güçler, Rojava Devrimi üzerinde yapamadıklarını Geçici Şam Hükümeti ile yapmak istiyor.”   ‘Özgür kadın gerçekliğini yok etmek istiyorlar’   Viyan Hebabî, bilinçli bir şekilde karışıklık çıkarmaya çalıştıklarıı belirterek, “Savaşın ahlakı, kanunu olur. Son saldırılara baktığımızda yaşanan savaş suçlarını uluslararası güçler, insan hakları aktivistleri görüyor ama ses çıkarmıyorlar. Önderliğin felsefesi ile yaratılan özgür kadın gerçekliğini yok etmek istiyorlar. Öte yandan her savaşta kadınlar hedef alınıyor. 2014 yılında da bunu gördük. Bununla birlikte özgür kadının hedef alınmaya çalışılmasına karşılık kadınlar birliği oluştu. Kadın savaşçının cenazesinin balkondan atılması, saç örgüsünün kesilmesi… Buna karşı dünya kadınları ayağa kalktı” ifadelerini kullandı.   ‘Rojava’nın yanı sıra Şengal’e de saldırmak istiyorlar’   Viyan Hebabî, Rojava’ya yönelik saldırıların Şengal için de bir tehdit olduğunun altını çizerek, “Hakan Fidan bunu açık bir şekilde söyledi. ‘PKK Şengal’de, PKK Rojava’da’ diyerek işgal bahanesi yaratıyor. Bu da PKK’nin Türkiye’nin kabusu haline geldiğini gösteriyor. 2018 yılında PKK buradan resmi bir şekilde çıktı. PKK kendisini feshetti. Hedef PKK değil, hedef Kürtleri yok etmektir. 2014 yılında yapılanın aynısını yapmak istiyorlar. DAİŞ gibi karanlık bir gücü saldılar. Ama nasıl ki eli boş döndülerse, bu kez yine aynı şey olacaktır. Türkiye Rojava’ya saldırmasının yanı sıra Şengal’e de saldırmak istiyor. Çünkü DAİŞ’in intikamını almaya çalışıyor. Bugün eğer Kobanê çemberin içerisindeyse, DAİŞ’ e karşı verdiği büyük direnişten kaynaklıdır” diye konuştu.   ‘Özel savaş medyası devrededir’   Rojava’ya yönelik saldırılarda “özel savaş medyası” diye tanımladığı Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve kimi batı ülkelerinin medyasına işaret eden Viyan Hebabî, şunları söyledi: “Özel savaş medyası devrededir. 2014 yılında Şengal için bunu yaptılar. Garantör güçleri işin içerisinde olduğundan kaynaklı saldırıları görmezden geliyorlar. Savaşçıların cenazelerini yakıyorlar, cenazelere hakaret ediyorlar, binadan atıyorlar, sivil halkı katlediyorlar. Bunlar savaş suçudur görmezden geliniyor.”   ‘Şiilere, Haşd-i Şabi ve Şengal halkına saldırmak için hazırlık yapıyorlar’   Şengal’e yönelik olası bir saldırı durumunun da söz konusu olabileceğini söyleyen Viyan Hebabî, “Olası bir saldırıda Irak Hükümeti saldırıların karşısında durmaz. Colani ve DAİŞ’in çeteleri yıllardır Irak Hükümeti içerisinde kendilerini örgütlüyorlar. Şu an Şiilere, Haşd-i Şabi ve Şengal halkına saldırmak için hazırlık yapıyorlar. Yıllardan bu yana bu hazırlıklar yapılıyor. Ya Irak Hükümeti bunu görmüyor ya da destek veriyor. Eğer bir saldırı durumu olursa büyük bir savaş durumu da ortaya çıkar. Êzidîler bu durumun farkında ve ona göre örgütleniyorlar” diye ekledi.   DAİŞ neden Irak’a transfer edildi?   Suriye-Irak sınırına çok fazla yığınak yapıldığına işaret eden Viyan Hebabî, son olarak şunları söyledi: “DAİŞ’lilerin Irak cezaevlerine nakil edilmesi halkta ciddi bir tedirginlik yarattı. Halk geleceği görüyor, bundan dolayı da bir kaygılanma durumu ortaya çıkıyor. Getirilen çetelerin cezaevlerinde kalacağını sanmıyorum. QSD yıllarca o çeteleri tuttu. Neden QSD’nin elinden çıkarıldılar? Bunu sormak gerekiyor. Eğer o çeteler bırakılsa, sadece Ortadoğu için değil tüm dünya için ciddi bir tehdit oluşturur. Öte yandan HTŞ kendi çetelerini kendi eliyle Irak’a göndermez. Onların serbest kalma durumu da var. Biz YJŞ olarak kendimizi örgütlediğimiz zaman Êzidî kadınların intikamını alma sözü vermiştik. YJŞ-YBŞ intikam için kuruldu. Ancak bugün savunma gücü olarak kendi varlığını sürdürüyor. Rojava’da ortaya çıkan direniş ruhu burada da çıkacaktır. YPG-YPJ ve QSD savaşçılarının ortaya koyduğu mücadele ortadadır. Biz bu topraklara ve verilen mücadeleye layık olacağız. Biz Rojava’dan aldığımız ilhamla direnişimizi sürdüreceğiz. Hiçbir saldırıya karşı boyun eğmeyeceğiz. Direnmek yaşamaktır.”