Cumartesi Anneleri: AİHM kararları uygulansın 2026-01-31 13:36:30   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, katledilen Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz dosyalarının yeniden açılarak, AİHM kararlarının uygulanmasını istedi.    Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin bin 88’ncisini gerçekleştirdi. Eylemde kayıpların fotoğrafları taşındı. Bu haftaki eylemde Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbeti soruldu.    Kayp hikayesi   Kayıp hikayesini okuyan İkbal Eren, şunları söyledi: "Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz, 25 yıl önce Silopi’de gözaltında kaybedildi. Bu yıllarda yürütülen güvenlikçi politikalar, yalnızca çatışmayı derinleştirmekle kalmadı; çok sayıda Kürt siyasetçinin infaz edilmesine, gözaltında kaybedilmesine ve siyasal temsilin tasfiye edilmesine yol açtı. Yaşananlar, ağır ve onarılmaz insan hakları ihlalleri olarak toplumsal hafızada yer aldı.    Serdar Tanış, 2000 yılında Silopi’de HADEP İlçe Teşkilatını açmak için yürüttüğü çalışmalar esnasında jandarma tarafından tehdit edildi. 3 Ocak 2001’de ilçe başkanı olmasıyla birlikte baskılar arttı. 25 Ocak 2001’de Serdar Tanış, Ebubekir Deniz ile birlikte Silopi Jandarma Komutanlığı’na ifade vermek için gitti, ve bir daha kendilerinden haber alınamadı.    Silopi Jandarma Komutanlığı, Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’i hiç görmediklerini iddia etti. Kamuoyu baskısı sayesinde Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, Serdar Tanış ve  Ebubekir Deniz’in 25 Ocak’ta karakola geldiklerini, ancak yarım saat sonra ayrıldıklarını ileri sürdü."    Babası tehdit edildi   İkbal Eren, Serdar Tanış’ın babası Şuayip Tanış’ın yaşananlara dair görüşlerini şöyle aktardı: "Oğlum ilçe teşkilatını açmaya çalışırken Levent Ersöz bizi sürekli tehdit etti. Beni Şırnak İl Jandarma Komutanlığı’na götürdüler. ‘Oğlun bu işten vazgeçsin, yoksa sizin için iyi olmaz’ dediler. Oğlum Diyarbakır’a gittiğinde Levent Ersöz beni telefonla arayıp ‘Serdar Şırnak topraklarına ayak basarsa yaşatmam’ dedi. Oğlum Diyarbakır’dan döndüğünde Silopi Jandarma Karakolu’na çağrıldı. Gitti, bir daha da dönmedi.”   İnsan hakları örgütlerinin ,Birleşmiş Milletler’in aydınların girişimlerine rağmen dosyanın aydınlatılmadığıni dile getiren İkbal Eren, "Dosya, etkin bir soruşturma yürütülmeden 2015 yılında takipsizlik kararıyla kapatıldı. Bu karara yapılan itiraz ise Cizre Sulh Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi" diye konuştu.   'AİHM kararı uygulansın'   İkbal Eren, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2005 yılında verdiği kararla Türkiye’yi yaşam hakkının ihlalini hatırlatarak, kararın uygulanmasını istedi.    İkbal Eren Serdar Tanış'ın ve Ebubekir Deniz’in gözaltında kaybedilmesinin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğununun altını çizerek, “Kaç yıl geçerse geçsin tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz" diye belirtti.    Ardından konuşan dosyanın avukatı Eren Keskin, “Aile çok perişan durumdaydı. Biz heyet olarak jandarma komutanlığına gittiğimizde Levent Ersöz’ü bulduk karşımızda Şırnak jandarma komutanı ben heyet sözcüsü olarak yaptıklarının hukuk dışı olduğunu anlatmaya çalışırken hepimizi omuzumuzdan ittirerek şiddet uygulamaya başladılar ve Ersöz şunları söyledi: ‘Burası Türkiye cumhuriyetinden farklı bir yer burada sadece benim sözüm geçer her şeye ben  karar veririm’ biz o zaman çok net anladık bir daha haber alamayacağımız” ifadelerini kullandı.   Eylem, kayıplar için Galatasaray Meydanı’na bırakılan karanfillerin ardından son buldu