Cumartesi Anneleri: Zamanaşımı ve cezasızlıkla kayıpların üzeri örtülmesin 2026-02-14 13:21:37   İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 90’ncı haftada Rıdvan Karakoç dosyasında etkili soruşturma talebini yineledi; “zamanaşımı ve cezasızlıkla kayıpların üzeri örtülmesin” diyerek adalet çağrısını sürdürdü.   Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin bin 90’ncısını gerçekleştirdi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eylemde, katledilen Rıdvan Karakoç’un akıbeti soruldu.    Eylemde bu hafta basın metnini Cumartesi İnsanı Besna Tosun okudu.    Besna Tosun, İçişleri Bakanlığı’nın kamu düzenini sağlama görevinin yanında temel hak ve özgürlüklerin kullanımını güvence altına almakla da yükümlü olduğunun altını çizdi. Besna Tosun, mahkeme kararlarının eksiksiz uygulanması ve barışçıl toplantılara yönelik müdahale pratiğinin terk edilmesini istedi.    Kayıp hikayesi   Besna devamında, 1994 yılında katledilen Rıdvan Karakoç’un hikayesini paylaştı.    ‘Verdiği ifade gerekçe gösterildi’   Rıdvan Karakoç’un 1990’lı yıllarda, İstanbul’da Kürt siyasi partileri ile kültür-sanat kurumlarında çalışmalar yürüttüğünü hatırlattı. 1994 yılında gözaltına alınan bir kişinin emniyette verdiği ifade gerekçe gösterilerek Rıdvan Karakoç hakkında yakalama kararı çıkartıldığını söyleyen Besna Tosun, Rıdvan Karakoç’u arayan polislerin, ailesinin evini gözetim altına aldığını kaydetti. Besna, polislerin zaman zaman eve baskınlar düzenleyerek aileyi, “Rıdvan’ı bize getirin; getirmezseniz gördüğümüz yerde öldürürüz” sözleriyle tehdit ettiğini söyledi.   Aile tüm mercilere başvurdu   Besna Tosun devamında şunları belirtti: “Eve gidemeyen Rıdvan, 15 Şubat 1995 tarihine kadar ailesi ve avukatı Eren Keskin ile düzenli olarak haberleşti. Ancak bu tarihten sonra kendisiyle tüm bağlantı kesildi. Ev üzerindeki polis ablukası kaldırıldı, baskınlar sona erdi. Rıdvan’dan bir daha haber alınamadı. Karakoç ailesi, evlatlarından bir iz bulabilmek için tüm yetkili mercilere başvurdu ancak sonuç alamadı. Gözaltına alındığı inkâr edilen Rıdvan için devletin tüm kurumları aynı yanıtı verdi: ‘Bizde yok.’   Kimliği meçhul kişi olarak defnedildi   Tam 110 gün süren ısrarlı arayışın ardından, Rıdvan Karakoç’un işkence izleri taşıyan bedeni Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulundu. Ailesi her yerde onu ararken, cansız bedeninin savcılık dâhil resmi kurumlardan geçtiği, günlerce Adli Tıp Kurumu’nda bekletildiği ve emniyette parmak izi kaydı olmasına rağmen ‘kimliği meçhul kişi’ olarak defnedildiği ortaya çıktı.”   Beykoz Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada 31 yıl boyunca rutin yazışmalar dışında bir işlem yapılmadığına dikkat çeken Besna Tosun, “Soruşturma makamları, suçun faillerini tespit etmek ve yargı önüne çıkarmak için harekete geçmedi. Devlet, etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmeyerek Karakoç ailesine ve kayıp yakınlarına ‘hesap sorulmayacak’ mesajı verdi” şeklinde konuştu.   Zaman aşımı ve cezasızlık politikalarına değinen Besna Tosun, “Zamanaşımı ve cezasızlık politikalarıyla gerçeğin üzeri örtülmemelidir. Rıdvan Karakoç dosyasında derhal etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütün. Arşivleri açın, sorumluları tespit edin ve yargı önüne çıkarın” dedi.   ‘Adaletten vazgeçmeyeceğiz’   Kaç yıl geçerse geçsin adalet demekten vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Besna Tosun, “Kaç yıl geçerse geçsin; Rıdvan Karakoç için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz”  sözlerini kullandı.   Ardından konuşan dosya avukatı Eren Keskin ise şunları kaydetti: “Rıdvan da diğer gözaltında kaybedilenler gibi bu sistematiğin, bu kirli sistematiğin bir kurbanı oldu. Onun mezarının bulunması ‘şans’ gibi görüldü; ailesi ve bizler, avukatları olarak mezarı bulundu diye sevindik. İnsanlar cenazesi bulundu diye sevindi. Oysa burada birçok insanın cenazesi bulunmadı. Cumartesi Anneleri, Kayıplar Komisyonu burada. Bu coğrafyada bu mücadele, buradan gelip geçenler bu mücadeleye sahip çıkmaya başladıkları zaman sonuç alacak.”   Eylem, kayıplar için Galatasaray Meydanı’na bırakılan karanfillerin ardından son buldu.