Freedom House’tan JINNEWS tespiti: Haberler meşru katkı sunuyor 2026-02-24 11:14:24   HABER MERKEZİ - Sofya Alağaş’a gazetecilik faaliyetleri gerekçesiyle verilen hapis cezası kararına dair Freedom House hukuki görüş sundu. Hukuki metinde, “JINNEWS’in hiçbir şekilde PKK/KCK tarafından kontrol edildiği veya geniş ölçüde etkilendiği söylenemez” denildi.    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partili (DEM Parti) Sêrt Belediye Eşbaşkanı Sofya Alağaş, 29 Ocak'ta görevden alınarak yerine kayyım atandı. Sofya Alağaş, belediye eşbaşkanı seçilmeden önce gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek yargılanıyordu. Hakkında açılan davanın 28 Ocak 2025’te görülen duruşmasında Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi, Sofya Alağaş'a “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi.    29 sayfadan oluşan gerekçeli kararda, savcının mütalaası, Sofya Alağaş ile avukatlarının savunmaları ile gizli tanık ifadelerine yer verildi. Sofya Alağaş’ın JINNEWS'in müdürlüğünü yaptığı dönemde ajansta geçen bazı haberler suçlamaya gerekçe  yapıldı. Dijital medya paylaşımları, ev baskınında el konulan mesleki materyaller de gerekçeli kararda "suç" sayıldı.    Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşınan davada avukat Resul Tamur’un talebiyle birlikte Freedom House hukuki görüş sundu. Freedom House’nin desteği ve talebi ile Avrupa ve Amerika’da insan hakları hukuku kapsamında da çalışan bir hukuk firmasına yaptırılan çalışma kapsamında hazırlanan hukuki görüşte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) ihlal edilip, edilmediğine dair tespitler yer aldı. Freedom House'nin tarafından hukuk kurumuna hazırlatılan hukuki görüş, İstinaf’a taşınan dava dosyasına avukat Resul Tamur aracılığıyla gönderildi.    Hazırlanan hukuki görüşte, AİHS’nin 10. maddesiyle güvence altına alınan “ifade ve basın özgürlüğü”, AİHS’nin 7. maddesinin birinci fıkrası altında yer alan “kanunsuz ceza olmaz” ilkesi, AİHS’nin 6. maddesinde belirtilen “adil yargılanma” hakkı kapsamında değerlendirmeler yer aldı.    ‘Siyasi görüşleri nedeniyle hedef alındı’   Hukuki metnin girişinde şu ifadeler yer aldı: “Sayın Alağaş’ın hükümete eleştirel basın faaliyetlerine yönelik zaten haksız olan soruşturma, Sayın Alağaş’ın Siirt belediye eşbaşkanı seçilmesinin ardından hızlandırılmış ve güvenilir olmayan tanık ifadeleriyle desteklenmiştir. Savcılığın PKK üyeliği iddialarını destekleyecek güvenilir hiçbir kanıt sunmamış olmasına rağmen, Diyarbakır 5. ACM Sayın Alağaş’ı uzun bir hapis cezasına çarptırmıştır. Süreç, Sayın Alağaş’ın Siirt belediye eşbaşkanlığı görevinden uzaklaştırılması ve yerine Siirt Valisinin getirilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu koşullar, ceza yargılamasının iddia edilen amaçlarının aksine, Sayın Alağaş’ın siyasi görüşleri nedeniyle hedef alındığını göstermektedir."   ‘Gizlilik kararı yoktu’   Hukuki görüşün devamında, "olayların arka planı", Sofya Alağaş'ın geçmişi, iddianame ve duruşma süreci ve görevden alınma sürecinde yaşananlara dikkat çekildi. Tespitler arasında Sofya Alağaş’ın, gözaltı sürecinde soruşturmaya dair herhangi bir gizlilik kararı olmamasına rağmen avukatlarının dosyaya erişiminin engellendiği hatırlatıldı.    Yine dava dosyasına sonradan eklenen gizli tanık K8Ç4B3L1T5’in avukatların haberi olmadan duruşmada dinlendiği ayrıca Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 2023/24 Esas sayılı davada 11 gazeteci aleyhine ifade verdiği sırada “devlet adına çalıştığını” söylediği hatırlatıldı.    Görüşün "hukuki değerlendirme" kısmında AİHS'in 10'uncu, 6'ncı ve 7'nci maddelere dikkat çekildi.    JINNEWS Haber Müdürü olduğu süreçte açılan soruşturmalarda suç delili olarak gösterilen haberlere dair de tek tek değerlendirme yapılan hukuki görüşte, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) PKK’nin açıklamalarının yayınlanması veya PKK hakkında haber yapılması nedeniyle yayıncıların veya editörlerin mahkum edilmesiyle ilgili olarak Türkiye aleyhine açılan çok sayıda davada AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar verdiği hatırlatıldı. Kararlara dair örnekler de eklendi.    AİHM’in özellikle Abdullah Öcalan için “Kürt halkının lideri” ve PKK için “gerilla” ifadelerinin şiddete teşvik etmediğini, “Yaşasın Öcalan” veya “Yaşasın Kürdistan direnişi” sloganlarının da şiddete teşvik etmediğini tespit ettiği kaydedilen görüşte, “Ayrıca, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü talep etmek veya tutukluluğunu ya da tutukluluk koşullarını eleştirmek şiddete teşvik etmez. Karar, bu ilkeleri ihlal etmektedir" denildi.    ‘JINNEWS geniş yelpazede habercilik yapıyor’   JINNEWS’in örgüt yayın organı olmadığına dikkat çekilen hukuki görüşte, şunlar belirtildi. “JINNEWS’in özellikle kadınlara ses veren ve geleneksel (erkek merkezli) habercilikte düşünmemeyi teşvik etmek ve tartışmalı ve belki de popüler olmayan konularda da haber yapmak isteyen feminist bir haber portalı olduğu dikkate alınmalıdır. Kararda, JINNEWS’te yayınlanan makalelerin sadece çok küçük bir kısmını seçmiştir. Yayınlanan tüm makaleler dikkate alındığında, JINNEWS’in geniş bir yelpazede konuları ele aldığı ve çok çeşitli görüşlere yer verdiği görülmektedir. Bu kadar geniş bir görüş yelpazesini yansıtarak, okuyucularının bir durumla ilgili farklı bakış açılarını karşılaştırmalarına ve kendi görüşlerini oluşturmalarına olanak tanımaktadır. JINNEWS’in hiçbir şekilde PKK/KCK tarafından kontrol edildiği veya geniş ölçüde etkilendiği söylenemez. Haberlerinin önemli bir kısmı - örneğin Afrin’de sivillere yönelik saldırılarla ilgili makaleler- küresel kamuoyu tarafından desteklenmektedir ve hiçbir şekilde haksız değildir. Kararda kasıtlı olarak az sayıda makaleye yer verilmesi, JINNEWS’i bir medya kuruluşu olarak doğru bir şekilde temsil etmemektedir. Alıntılanan haberlerde ele alınan konular tartışmalı olabilir ve görüşler hükümetin görüşlerine aykırı olabilir, ancak makaleler haber değeri taşımakta, kamuoyunu ilgilendiren konuları ele almakta ve kamuoyundaki tartışmalara meşru katkılar sağlamaktadır."   ‘Tecrit koşullarını eleştirmek meşru siyasi bir görüştür’   JINNEWS'te yer alan ve suç delili olarak sayılan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın koşullarına dair haberlere ilişkin de "Öcalan’ın hapis cezasının süresi ve tecrit koşullarını eleştirmek meşru bir siyasi görüştür. Ayrıca, Öcalan’ın özgürlüğünü talep etmek terör suçlarını meşrulaştırmak olarak anlaşılamaz.  Öcalan, on yıldan fazla bir süre önce askeri mücadeleyi terk etmiş ve günümüzde Kürt özerkliği için siyasi ve barışçıl mücadele fikrini savunmaktadır. Aynı nedenlerle, Öcalan’ın doğum gününü kutlayan etkinlikler hakkında haber yapmak şiddete çağrı veya şiddeti haklı gösterme olarak anlaşılamaz. Tüm bu haberler haber değeri taşımaktadır ve devam eden kamuoyu tartışmasına katkıda bulunmaktadır" diye belirtildi.    Yine suç unsuru olarak gösterilen "On binlerce kişi meydanlarda: İşgali ve ihaneti yok edeceğiz” , “Amara'ya Gitmek İsteyen Kitle: Öcalan’sız Dünyayı Başınıza Yıkarız” , “Afrin’e Saldırılar 4. Yılında Protesto Edildi” ve “Saldırılara Karşı Kendi Direnişimizi Yapma Çağrısı” haberlerinin  haber değeri olan olayları kapsadığı ve kamuoyu tartışmalarına katkı sunduğu vurgulandı.    Sofya Alağaş'ın dosyasına dahil edilen haberlere dair hukuki tespitler şöyle:    " * ‘Kürtleri kimyasallarla yok edemezsiniz’ başlıklı haber, belirli kaynaklara dayanarak Kürt şehirlerine kimyasal silah saldırıları yapıldığı iddialarını aktarmaktadır. Makale, saldırıların savaş suçu olduğunu iddia eden kadınların ifadelerinden uzun alıntılar içeriyor. Haber değeri olan olayları ve bunlara yönelik meşru eleştirileri aktarmaktadır.    * Öcalan’ın kadınların özgürlük mücadelesine yaptığı katkıları öven haberinin tam metni şöyledir: ‘Abdullah Öcalan en büyük katkıyı Kürt kadınları başta olmak üzere kadınların özgürlük mücadelesine sundu. 1998 yılında geliştirdiği Kadın Kurtuluş ideolojisi ile kadınların her alanda özgün örgütlüğünün önünü açarken bugün dünyanın çeşitli yerlerinde tartışılan Jineolojî ise kadın mücadelesinde çığır açtı.’ Öcalan’ın, Jineoloji kavramı altında cinsiyet eşitliğini savunmasını ayrıntılı olarak ele almıştır. Bu feminist kavram, temelde kadınların güçlendirilmesi, sosyal adalet ve demokratik değerlere odaklanmaktadır ve şiddeti teşvik eden veya haklı gösteren bir kavram olarak yorumlanamaz. Analitik nitelikteki röportajlar, kamuoyunun bir durumla ilgili farklı bir bakış açısı hakkında bilgilendirilme hakkına ilişkindir.    * ‘Sanatçılar tek ses: Çözümün adresi Önderlik’ başlıklı haber esas olarak iki şarkıcıdan yapılan tarafsız alıntılarından oluşmakta ve Türkiye ile Irak Kürdistanı’nın Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine yönelik devam eden saldırıları bağlamında, meşru bir kamuoyu ilgisi konusu olan bir meseleye ilişkin kamuoyu tartışmasına katkıda bulunmaktadır. Sanatçıların konuşmalarının içeriği, PKK liderine ve direniş hareketlerine atıfta bulunmaları nedeniyle Türkiye’de ne kadar tartışmalı algılanırsa algılansın, AİHM’nin tutarlı içtihat hukuku uyarınca şiddete teşvik teşkil etmemektedir.   Resimler, bayraklar şiddete teşvik etmez   * Haberlerde, PKK lideri Abdullah Öcalan gibi üst düzey yöneticiler de dahil olmak üzere PKK üyelerinin fotoğraflarının yanı sıra TJA amblemleri, PKK’yı simgeleyen kumaş parçaları veya PKK’nın geçmişte faaliyet gösterdiği kırsal alanların fotoğraflarının yer alması da şiddeti kışkırtmamakta veya terörist suçları meşrulaştırmamaktadır. Bu motifler, haber içeriğiyle doğrudan ilgili oldukları için yukarıda özetlenen içeriğin gösterilmesine uygundur. Bağlam içinde anlaşıldığında, resimler şiddete veya nefrete teşvik edemez.    * Gerekçeli kararda yer alan, kamuya açıklanmamış araştırma materyalleri, daha geniş bir kitleye yayınlanmadıkları için şiddete teşvik edemezler. Aslında, yayınlanmadan önce gerçekleşen davranışları cezalandırmak bir tür sansürdür ve AİHS’nin 10. maddesine aykırıdır. Son olarak, verilen cezanın yalnızca istisnai durumlarda haklı görülebilecek ve oto-sansürü teşvik edecek, hatta zorunlu kılacak kadar ağır olduğu dikkate alınmalıdır.   * Karar, Sayın Alağaş ile PKK/KCK arasındaki bağlantı iddiasını esas olarak JINNEWS’te yayınlanan basın açıklamalarına dayandırmaktadır. Ancak bu, PKK/KCK ile en fazla dolaylı bir bağlantısı olan nesnel bir davranıştır ve bu nedenle, TCK’nın 314. maddesi bağlamında kasıt veya gerekli bağlantıyı tespit etmek için tek başına yetersizdir. Kararın ayrıca iki tanığın ifadesine dayandığı görülmektedir. Bu deliller, adil yargılanma hakkına saygı gösterilen süreçlerle elde edilmemiştir. Bu durum AİHS’nin 7. maddesinin birinci fıkrasına göre yasallık ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırıdır.  Bu durum, Hakim Akif Besen’in İstinaf konusu karara ilişkin muhalefet şerhinde de yansıtılmıştır.     * Karar gizli tanık ifadelerine dayanmaktadır, mahkumiyeti gizli tanık ifadeleri üzerine kesin olarak dayandırdığı için de AİHS’nin 6. maddesini ihlal etmektedir. Ulusal makamlar, tanıkların kimliklerinin gizli tutulması için yeterli, ilgili, somut ve gerçek nedenlere açıkça dayanmamışlardır. Savcılık veya Diyarbakır 5.ACM, soruşturma veya yargılama sürecinin hiçbir aşamasında tanıkların kimliklerinin gizli tutulmasını haklı kılacak nedenleri açıklamamıştır.    * Tüm bu koşullar göz önüne alındığında, burada herhangi bir hak dengesinin olduğu söylenemez. Aksine, terazi Sayın Alağaş’ın aleyhine eğilmiştir. Savcılık, gizli tanıkların kimliklerinin neden gizli kalması gerektiğini açıklamamıştır. Ayrıca, kimlikleri Sayın Alağaş’a açıklanırsa gizli tanıkların hangi haklarının tehlikeye gireceğini de açıklamamıştır. Bu nedenle, gizli tanık ifadelerinin delil olarak kabul edilmesi için 'makul bir neden' sunulmamıştır. 1 Nolu Gizli Tanık duruşmanın hiçbir aşamasında hazır bile bulunmamıştır. Gizli Tanık K8Ç4B3L1T5 bir devlet görevlisiydi ve mahkeme bu tanığı neden güvenilir bulduğunu açıklamadı."