Wan’da uyuşturucu kullanımı 20 bini aştı! 2026-03-04 09:03:13   Aycan Metin    WAN - Uyuşturucu kullanımının 20 bini aştığını belirten Şiyar Be Platformu Eşsözcüsü Ruken Kılıç, “Bağımlılık ne bir suçtur ne de bir hastalıktır. Toplumsal ve sistemsel sorunların yarattığı bir sonuçtur. İktidar kendini meşrulaştırmak için bizleri uyuşturmak istiyor” diyerek özel savaş politikalarına vurgu yaptı.    Kürdistan’ın birçok kentinde madde bağımlılığı gün geçtikçe artıyor. Artan madde bağımlılığının, gençler ve kadınlar üzerindeki baskıları artırdığı değerlendirilerek, bağımlılık özel savaş politikası olarak ele alınıyor. Uyuşturucunun giderek yaygınlaştığı Kürdistan kentlerinden biri olan Wan’da, bağımlılık toplumsal yapıyı derinden etkiyor. 6 Aralık 2025’te Wan’da kurulan Şiyar Be Platformu Eşsözcüsü Ruken Kılıç, özel savaş politikaları kapsamında artan madde bağımlılığı ile doğurduğu bireysel ve toplumsal sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.     ‘Biz, kentin vicdanıyız’   Kentte yapılan başvurular ve şikâyetler üzerine madde bağımlılığının ciddi oranda arttığını dile getiren Ruken Kılıç, halkın bu durumdan büyük rahatsızlık duyduğunu kaydetti. Bunun üzerine kendilerini “kentin vicdanı” olarak gördüklerini ve platformu bu amaçla kurduklarını anlatan Ruken Kılıç, “Sivil toplum örgütlerinin içinde bulunduğu 10 kişilik bir grup oluşturduk. Kentin bütün STK’larına ve siyasi partilerine ziyarette bulunup, kentin bu durumunu anlattık. Bu durumdan rahatsız bir kitle gördük ve bu kitle çalışmalara dahil olmak istediklerini söyledi. Platformu kurduktan sonra bize başvuruların arttığını gördük. Özellikle ailelerden ‘Bizim çocuklarımız maddeyle tanışmış, madde bağımlısı olmuş, aile ilişkilerimiz çok daralmış ve artık biz çocuklarımız ile bu mücadeleyi veriyoruz’ şeklinde bize başvurular yapıldı. Biz bir tedavi merkezi değiliz, sadece farkındalık yaratmak ve buna tavır koymak amacıyla bir araya geldik” dedi.    Wan’da madde kullanımı 20 bini aştı   Ruken Kılıç, uyuşturucu artışının arkasında yapısal bir sorun bulunduğunu ve bunu “özel savaş politikası” olarak tanımladıklarını belirtti. Artan bağımlılığa dikkat çeken Ruken Kılıç, Wan’da net bir sayı olmamakla birlikte, kendilerine ulaşan verinin 20 bini aştığını söyledi. Ruken Kılıç, “Madde bağımlılığı, kentin bütün siyasal, sosyal, toplumsal, ekonomik ve ekolojik sorunlarını da beraberinde doğuruyor. Tedavi sürecini biz tek başımıza yapamayız, biz sadece farkındalık yaratabiliriz ve bu konuda uyarabiliriz. Bürokrasiyi, devlet mekanizmasını, Emniyeti, okulları ve Kaymakamlıkları bu noktada biraz zorlayabiliriz” şeklinde konuştu.    Kadınlar üzerindeki etkileri   Özel savaş politikasının sadece uyuşturucuyu değil, birçok sonucu doğurduğuna vurgu yapan Ruken Kılıç, kadınlar üzerindeki etkisine değindi. Özel savaş politikasının en çok kadın ve çocuklar üzerinden yürütüldüğüne dikkat çeken Ruken Kılıç, kadınların çok yönlü şiddete maruz kaldığını belirtti. Ruken Kılıç, uyuşturucunun aile içi şiddeti de arttırdığını kaydederek, kadın katliamlarına yol açtığını dile getirerek, “Türkiye’de kadınların maruz kaldığı şiddet, sistemin egemen gücünün kontrolüyle gerçekleşiyor. Toplumu ekonomik yaşamdan yani üretimden geriye çekiyor. Kadın zaten toplumsal olarak birçok şiddete maruz kalıyorken, bu defa eşi, ailesi, çocuğu tarafından maddenin doğurduğu sonuçları yaşıyor. Kadın ölüme çok açık bir hale getiriliyor” sözlerine yer verdi.     ‘İktidar kendini meşrulaşmak için bizi uyuşturuyor’   İktidarın kendini meşrulaştırmak amacıyla, politik kimlikten, ekolojiden, kadın bilincinden uzak bir toplum yaratarak, madde kullanımıyla toplumu uyuşturduğunu aktaran Ruken Kılıç, “Kültürel ve ekonomik anlamda çalışmaların olmaması, gençleri umutsuzluğa sürüklüyor. Umutsuzluk, gençleri maddeyle tanıştırıyor. Toplumsal sorunlardan uzaklaşan gençler, beraberinde çok büyük sorunlar da getiriyor. Umutsuz bir toplum haline getirilmemizin en büyük nedeni, iktidarın kendini meşrulaştırmak için bizleri uyuşturmak istemesidir” şeklinde konuştu.   Özel savaşın yeni aparatı: Diziler    Uyuşturucu kullanımının bir etkisinin de eğitim ve medya politikaları olduğunu ifade eden Ruken Kılıç, mevcut müfredatın uyuşturucuyla mücadele için yeterli olmadığını aktardı. Televizyon dizilerinde şiddet, mafya figürleri ve uyuşturucu baronlarının özendirici şekilde sunulduğunu dile getiren Ruken Kılıç, bu durumun özellikle ekonomik çöküntü ve derin yoksulluğun yaşandığı bir ortamda gençleri suça ve madde kullanımına yönlendirdiğini kaydetti. Ruken Kılıç, “Müfredatı kendi ideolojisine, kendi inanç tarzına ve yönetmeliğine uygun bir şekilde üretiyor. Bu müfredat, uyuşturucu ile mücadele için yeterli bir müfredat değildir. Televizyonlarda izlenilen birçok dizide neleri görüyoruz? Uyuşturucuyu, şiddeti ve fuhuşu özendirme gibi birçok kötü örnek görüyoruz. En son yayınlanan dizilerden biri ise özel savaş politikasına örnek olan bir dizi. Asker gidiyor Kürdistan'da bir genç kıza, onunla evlenirse onu kurtaracağını söylüyor, böyle bir dizi ortaya çıkarmışlar. Bu bilinçli yapılan bir mekanizmadır” diye belirtti.    ‘Bağımlılık ne bir suçtur ne de bir hastalıktır’   Uyuşturucu ile mücadelede ailelerin üzerine düşen sorumluluğa dikkat çeken Ruken Kılıç, ailelerin çocuklarının sosyal çevresi, psikolojik ve fizyolojik durumlarına ilişkin farkındalığının yüksek olması gerektiğini söyledi. Ruken Kılıç, “Aile ilk toplumdur. Çocukların dışarıda nelerle uğraştığına, hangi sosyal çevre içinde olduğuna dair, ailenin farkındalık durumunun yüksek olması gerekiyor. Bağımlılık ne bir suçtur ne de bir hastalıktır. Toplumsal ve sistemsel sorunların yarattığı bir sonuçtur. Tanımın, aile ve toplum tarafından iyi konulması gerekiyor. Bizler bütün toplumun bireyleriz, sistemin sonuçlarını da suçlayıcı, yargılayıcı hastalık olarak görmek, kişiyi yalnızlığa ve tükenişe teslim etmektir. Hastalık olduğunda kontrolsüzdür ama bu kişinin, toplumsal, psikolojik ve sosyolojik olarak yaşamış olduğu travmadan dolayı bir kaçışıdır. Yaşamış olduğu sorunların dışında bir tercihtir. Aslında bu tercihe iten sorunlar da toplumsal ve sistemsel sorunlardır” ifadelerine yer verdi.    ‘Emniyet isterse bütün satıcıları yakalayabilir’   Sorunun yalnızca sivil toplum örgütleri tarafından çözülemeyeceğini belirten Ruken Kılıç, yerel yönetimlerin ve siyasal iktidarın da sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Çözüm için ekonomik istihdamın artırılması, gençlere yönelik sosyal ve sanatsal alanların oluşturulması, meslek edindirme mekanizmalarının kurulması ve bağımlılık ile tedavi merkezlerinin kapasitesinin genişletilmesi gerektiğini ifade eden Ruken Kılıç, “İnsanların kendini güvende hissedebileceği bir yaşam mekanizması kurulmalı. Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) ve Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi (ÇEMATEM) gibi kurumların kapasitelerinin genişletilmesi gerekiyor. Aynı zamanda uyuşturucu ile mücadele, kendini revize etmeli. Emniyet isterse, bir günde bu kentin bütün satıcılarını yakalayabilecek bir imkana sahiptir. Bütün mekanizmaların bir ağ halinde birlikte işletilmesi gerekmektedir” dedi.