TJK-E'den 8 Mart açıklaması 2026-03-06 11:04:09   HABER MERKEZİ - 8 Mart dolayısıyla açıklama yapan TJK-E, kadınlara yönelik saldırıla karşı çözümünün demokratik konfederalizm ve dünya kadınlarına öneri şeklinde sunulan dünya demokratik kadın konfederalizmi olduğunu belirtti.    Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.    8 Mart’ın Üçüncü Dünya Savaşı’nın gölgesinde karşılandığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere dikkat çekildi: "Kastik katil sisteminin güncel hali olan hegemonik güçler mikro ve makro düzeyde halkların, kadınların, doğanın ve ezilenlerin geleceğini tehdit etmeye devam ediyor. Sadece biz kadınları değil yeryüzündeki tüm insanlığın geleceğini tehdit eden bu savaşın etkisi ve yansıması ülkemiz Kürdistan’da çok daha yoğun olarak hissediliyor.    Kapitalist modernite krizi    Zaman ve mekan bu yoğun çelişkinin keskin çatışmasına sahne oluyor. Kapitalist modernitenin yarattığı bu krizli durumdan özgürlük lehine çıkmak isteyenler ise savaşa karşı özgür, barışçıl ve demokatik topluma olan inancını koruyor ve direniyor. Biz Kürt kadınları açısından bu inancın kaynağı Rêber Apo’nun bizlere ‘süzülmüş bal kıvamında’ sunduğu  paradigmasıdır. Çatışmalı süreçleri barışçıl ve demokratik toplum önerisiyle sonlandırması, ulus devletlerin yıkıcılığına karşı komünalizmi alternatif olarak sunması, vahşi kapitalizm karşısında sosyalizmdeki ısrarıdır. Her şeyden önemlisi kadınlara dönük şiddet, adaletsizlik, fiziki ve özel savaş, göçertme, emeğini yok sayma gibi süreklileşen saldırıları deşifre etmes, ve çözüm önerilerinin kadın eksenli geliştirmesidir.   Yeni bir mücadele başlıyor   Tüm bunlar hegemonik sisteme karşı direnişin 8 Mart ile sınırlı olmadığını anlatıyor. Buna karşılık kapitalizmin kendi varlığını sürdürdüğü bitmeyen savaşa karşı mücadele rotamızı belirlediğimiz ve ataerkiye en net, yoğunluklu ve görkemli cevap verdiğmiz gün oluyor.   Bu nedenle, 8 Mart’ı da yeni bir mücadele yılının başlangıcı sayıyoruz. Dünyayı ekolojik felakete sürükleyen kapitalizme, ormanlarımızı, nehirlerimizi, dağlarımızı talan eden sömürgeci güçlere ve ortaklarına dur demek için.  Şiddet, tecavüz, sapkınlığın ahlaki çöküntüyle birlikte ulaştığı dehşetine karşı her kadını ve çocuğu cesaretlendirmek için, 3 milyondan fazla belgeyle deşifre olan devlet, kapitalizm ve ataerkinin ittifakını yerle bir etmek için. Gazze’den Sudan’a, İran’dan Venezuela’ya kadar süren soykırım ve savaşlarda kadınların, çocukların geleceğini karartan erkeklikle hesaplaşmak için. Dünyanın her yerinde halklara, kadınlara giydirilmek istenen kefeni yırtıp atan ve mücadeleye çağıran kadın öncüleri katleden katillerden hesap sormak  ve daha nice gerekçe için alanlarda en önde olacağız.   Demokratik konfederalizim    Kürt kadınları olarak buna mecburuz, gönüllüyüz ve öncüyüz. Çünkü henüz ülkemiz Kürdistan’ı da aynı zihniyetle talan eden sömürgeci, erkek ve kastik katil zihniyetle hesabımızı kapatmadık. Dilimizi, kimliğimizi yok sayan, renklerimizi, dilimizi hatta elbiselerimizi yasaklayan hatta saç örgümüzden intikam almak isteyecek kadar öfkeli olan gafil olan bu düşmanlıkla yüzleşmedik.   Mücadele etmek için çoklu nedenlerimiz, hedeflerimiz ve  gerekçelerimiz var. Bunların hepsine içeren ve cevap olacak çözüm ise tüm farklılıkları, kimlikleri, ihtiyaçları gözeten Kürdistan’ı çiçeklendiren yaşam modeli olan demokratik konfederalizm ve dünya kadınlarına sunulan bir öneri olarak dünya demokratik kadın konfederalizmidir. Bu yüzden önümüzde uzun bir yol var. Çünkü biz Kürt kadınları, devrimin kıyısından geçmekten değil devrimin kendisi olmaktan, kadın devriminden bahsediyoruz. Mücadeleyi yaşamın döngüsü haline getirmekten bahsediyoruz.   Kadın zamanı    Farklılıklarımızı güç değil ayrışma sebebi gören, bizleri yapay gündemler, sınırlar içine hapseden her türlü zihniyete karşı ulusal birliğimizi geliştireceğiz. Yarım asırlık direnişimizin birikimi olan öz savunma, eş başkanlık, özgün örgütlenme vb deneyimlerimizi evrensel düzleme taşıyacağız.  Yarım asırlık mücadelemizde şehit düşen tüm yoldaşların anısını canlı tutacağız, anaların acısını sağaltacağız. Kızkardeşlerimizi köle pazarlarında satan, saç örgülerimize ve varlığımıza tahammülü olmayanları topraklarımızdan çıkaracağız. Gençlerimizi fuhuş ve uyuşturucu batağına çeken çetelerdeb hesap soracağız. Savaşı ve çatışmadan rant elde eden sahte demokrat, devrimci ve yurtseverlerin maskesini düşüreceğiz.   8 Mart’ta ‘kadın zamanının’  rengi, coşkusu ve iddiasıyla alanlarda, meydanlarda olacağız.  Halkımızı ve dostlarını yaşadıkları her yerde bu iddiayı, kararlılığı ve coşkuyu yükseltmeye, kadın devriminin yurdu olan Rojava direnişine katılmaya çağırıyoruz.   Jin Jiyan Azadi!”