Kürt Halk Önderi’ne doğum günü mektupları (2) 2026-04-03 09:01:59   ‘Doğduğu evi değil, kendisini göreceğiz’   ANKARA - Tutsaklar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü için yazdıkları mektuplarda hem özgürlük umudunu hem de toplumsal dönüşüm beklentisini dile getirdi.   Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, 4 Nisan’da 77 yaşına girecek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü kapsamında hazırladıkları söyleşi dizisini ajansımıza gönderdi.    Bu söyleşi dizisinin ikinci bölümünde Zeliha Ustabaş ve Emine Abiş’in değerlendirmelerine yer veriyoruz.   * Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 77’inci yaş gününde fiziki özgürlük koşullarında kutlama ihtimali size ne hissettiriyor?   Zeliha Ustabaş: Koşulları, kendimizi ve karşımızdakileri bilmemize rağmen ilk hissettirdiği duygu geç kalmışlık. Ama bu duygu kısa sürede kendini birbirine sımsıkı sarılan iki kardeşin sıcaklığına, verimli bir hasat geçiren çiftçinin mutluluğuna, torununun saçlarını tarayan bir nenenin huzuruna, yokuş aşağı son sürat koşan saçlarını sımsıkı örmüş bir kadının kalp çarpıntısına bırakıyor. Bu ihtimal hepimizin kalbinde kalabalıkları çağrıştırıyor; kelebekler misali, aynı anda sadeliğin mucizelerini de.   Emine Abiş: Yıllarca halk Amara’ya akın etti, doğduğu evi görmek için ama bundan sonra Önderliğin doğduğu evi değil kendisini göreceğiz.   *Kürt Halk Önderi’ne bir hediye vermek isteseydiniz ne olurdu- maddi manevi olarak?   Zeliha Ustabaş: Herkes her şeyin en güzelini, en değerlisini vermek ister Önderliğe. Karadeniz’de Haki Karer ve Kemal Pir adına düzenlenmiş festivaller hediye edebilmeyi isterdim. Bunu gerçekleştirmek için çalışırken, babaannemin ördüğü bir çift yün çorabı Hopa’dan postalatmayı isterdim.   Emine Abiş: Aslında Önderlik hep hediye veriyor; felsefesiyle, pratiğiyle, paradigmasıyla, savunmalarıyla bize her zaman hediye veriyor. Kürdistan’da yetişen bir ağacın fidesini verirdim.   *Kürt Halk Önderi ile ilişkinizi nasıl tanımlıyorsunuz, bir kadın olarak onunla arkadaşlık etmek nasıldır?   Zeliha Ustabaş: Ruhumun sokaklarında dolaşırken sıklıkla karşılaştığım bir arkadaş… Bana sürekli kilitli kapıları gösterip “Açabilirsen özgürleşirsin!” diyen bir arkadaş gibi…   Emine Abiş: Reberti’nin paradigmasıyla kadın olduğumun farkına vardım. Onun paradigmasıyla kendimi buldum. Önderlikle arkadaşlık insana özgüven verir; kadını anlayan tek önderdir.   *Sizce Kürt Halk Önderi nasıl biridir?   Zeliha Ustabaş: Buna dair sonsuz metafor kurulabilir; aslında türlü tanımlayamam çünkü.  Mesela: Nuh’un tufandan sonra kara parçası olup olmadığını öğrenmek için uçurduğu kuşun konduğu, dinlendiği ağacın gölgesi; insanlığa “yaşam yeniden kurulabilir” umudunu aşılayan… İsa gibi ama daha farklı; kendini çarmıhtan kurtarmayı tercih eden, inananlarına hüznü, yası değil başarıyı hediye eden İsa… Ya da Prometheus; her gün ciğerini yemeye gelen kartalı bile ikna edip onunla beraber kayalıklardan kurtulan yeni Prometheus…Sevgili Ruken hevalin dediği gibi  “geriye dönmeyi başaran bir kahraman”; evreni dolaşıp Amara’ya varmış, annesinin tavuklarına yem verdiği bahçede dinlenen mütevazı bir kahraman…   Emine Abiş: Reberti herkesin ruhunu anlayan bir önderdir. Kadına değer veren, kadını özgürleştiren, kadının bilincini öne çıkaran bir önderdir.   *Üveyş ananın gözünde Kürt Halk Önderi nasıl biridir? (Çocukluğu, gençliği, önderliği)   Zeliha Ustabaş: Çocukluk ve gençlik dönemlerinde kavgalı olduklarını biliyoruz. Sonrasında Üveyş Ana gururlanmıştır muhakkak “kendini sürekli doğuran (kendinden bir halk doğuran) evlat doğurmuşum” diye…   * Sizce Kürt Halk Önderi kadın özgürlüğünü ve tarihsel toplumsal kimliğini anlamlandırırken ilhamı nereden alıyor?   Zeliha Ustabaş: Önderliğin bu meseleye eğilimi, arayışı, insanlık olarak samanyolu galaksizimle ilgili bilmelerimiz/kabullerimizin evrimini hatırlatıyor. Makro veya mikro evrende sistemler mevcuttur. Çok değil, bundan 500 yıl önce dünya merkezli sistem kabul görüyordu. İnsanlık buna bin yıl boyunca inanıyordu ama hakikat eğilip bükülemedi. Güneş merkezli sistem kabul gördü. Mikro evrende de bu böyledir; medeniyet (kastik katil) evrenin merkezi benim der ama gezegenler güneşin (kadının) etrafında döner durur. Her şeye rağmen güneş hayat ve ışık saçmaya devam eder. Bu döngü ilham verici…   Emine Abiş: Reberti kadının ezilmişliğini daha küçük yaşta normal bir şey olmadığını anladı ve tüm ruhunu ortaya koyarak… En büyük ilhamını kendi köyünden yola çıkarak kadın çözümlemesi yaptı. Daha küçük yaşında bile her şeyi sorgulayan ve çözüm bulmaya çalışan bir önderdir.   * Demokratik Toplum Manifestosu’nu nasıl bir “önderlik” gerçeğiyle karşılaştırırsınız, yeni sürecin bu “önderlikle” bağını nasıl kavramsallaştırabilirsiniz?   Zeliha Ustabaş: İnsanlık çok tarihi önder gördü; fedakârlık, cesaret, yenilikçilik gibi özellikler çoğunun ortak noktası olarak sayılır. Bence çoğunun bir ortak noktası da yarım kalmışlıklarıdır. Nasıl mı? Lenin’in eyleyeceği, Marx’ın daha söyleyecekleri vardı. Hz. İsa adına bir din yaratıldı ama o hiç görmedi. Hz. Muhammed’in yarattığını da kimse göremedi. Sokrates’in soruları, İskender’in yolları yarım kaldı… Manifestoda yolculuğunu tamamlayabilmiş bir önderlik gördüm. Paradigmasal yolculuk son savunma ile tamamlanmıştı; manifesto ile bu güncellendi. Sadece bilgide, fikirde, yorumda değil; bunlara bağlı olarak eylemde de sürekli değişim ve dönüşümün, toplumsal devrimin esas anahtarları olduğunu bize gösterdi ve teslim etti. Çağımızın yenilikleri heyecan verici; neticede bunlar da insan “yaratımı.” Ama hangi icat bir kuşun kanat çırpışı ya da bir çiçeğin serpilişi kadar büyüleyicidir ki?   Son manifesto yüzümüzü kanada, yaprağa çeviriyor; fonda da dalga sesleri… (Kavram dediğimiz sınırlar çizmektir; bazı şeyler kavrama sığmaz.)   Emine Abiş: Demokratik Toplum Manifestosu’nda dünyaya örnek olabilecek bir önder gördüm. Kürt halkı böyle bir önderliğe sahip olduğu için çok şanslıdır.   *Siyasi kadın bir tutsak olarak Kürt Halk Önderi ile özgürlüğünüze kavuştuğunuzda nasıl bir buluşma hayal ediyorsunuz?   Zeliha Ustabaş: Aslında onunla hep bir buluşma halinde olduğumuzu hissediyorum. Fiziki bir buluşmadan bahsedeceksek eğer; ona en çok kalabalıklar yakışır. Mekân fark etmeksizin, elini omuzumda hissettiğim kalabalıklarda buluşabilmek…   Emine Abiş: Önderlikle buluşma hayalim Sur sokaklarında dolaşıp çocukluğumu arardım ve bu hayallerimi önderlikle paylaşırdım.