İzmir Körfezi’nde kirlilik derinleşiyor: Bütüncül çözüm çağrısı 2026-04-06 09:04:22   İZMİR – İzmir Körfezi’nde yaşanan sorunlara dair konuşan Kültürpark Platformu üyesi İdil Gökber, körfezin çevreci yöntemlerle de temizlenebileceğini ifade ederek, belediye ve bakanlıkların bu sorunu bütünlüklü olarak ele alması gerektiğini söyledi.   İzmir Körfezi'nde yaşanan kirlilik, son yıllardaki toplu balık ölümleriyle ve kötü kokuyla gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Körfezde havadan görüntüleme yöntemiyle yapılan taramada, son aylarda sürekli tekrarlanan dış kaynaklı kirlilik görüntülerine yeniden rastlandı.  Çiğli’deki arıtma tesisinin önünde birikmiş ve kalınlaşmaya başlayan çamurların, körfezde belirlenmiş başka bir yere dökülmesi de ekolojistler açısından bir tartışmayı daha başlattı. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Sağlıklı Bir Körfez İçin Bir Adım Daha” başlığıyla Alsancak Tarihi Havagazı Fabrikası Kültür Merkezi’nde bir konferans gerçekleştirildi. Konferansta İzmir Körfezi’nin artık kirlenen değil kirleticileri tutan, riskli bir yapıya dönüşmüş olduğuna ve körfezin yıllar içinde dinamik taşıma sisteminden çıkarak dev bir depo haline geldiğine dikkat çekildi.   Konferansa katılan Kültürpark Platformu üyesi İdil Gökber, körfezde yaşanan sorunlara karşı üretilen çözümlere dair konuştu. Körfezin çevreci yöntemlerle de temizlenebileceğini belirten İdil Gökber, İzmir’de yapılan yatırımların yüzde 1'i kadar bir yatırımla, körfezin oksijenlendirilmesinin sağlanabileceğini dile getirdi.   ‘Yapılan dip taraması yetersiz’   İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği konferansın önemli bir konferans olduğunu ifade eden İdil Gökber, önemli bilgiler edindiklerini söyledi. İdil Gökber, İzmir Körfezi'nde otuz üç derenin etkili olduğunu ve bunların atık su dereleri gibi kirlilik getirdiğini öğrendiklerini belirterek, “Sonunda da İzmir Körfezi bir atık su deposu gibi kalıyor. Şu anda yapılan dip taramasının temizlemek için çok yetersiz olduğunu öğrendik. Maalesef arıtma tesislerinden gelen arıtılmış suda da alglerin patlamasına neden olacak fosfat, azot yüklerinin devam ettiğini ve dip çamurun ne kadar temizlense de yine arıtmalardan ve derelerden gelen çamurun sürekli geldiğini öğrenmiş olduk. O yüzden bu derelerin girişinde kendinden oluşan, İnciraltı’nda olduğu gibi sulak alanlar oluşuyor. Bu sulak alanlar her zaman için bir filtre görevi görüyorlar. Bu azot ve fosfor yüklerini kendiliğinden alıyorlar. Bizim buralara, Devlet Su İşleri’nin yaptığı gibi, zaman zaman olan sel felaketleri nedeniyle mühendis kafasıyla yapılan kanalların doğru sistemler olmadığını öğrenmiş olduk. Buraların kendiliğinden oluşan sulak alanları çok değerli oluyor arıtma açısından. Hatta yapay sulak alanlar yapılıyormuş dere girişlerine körfezlerin. Bunlar daha da bir arıtma sağlıyorlar. İzmir Körfezi'nde uygulanabilirlik projesi de yapılmış 2023'te. Midyeler var, deniz hıyarları var. İstanbul'da yine çalışması yapılmış olan çeşitli bakteriler var. Bunlar lokal olarak da temizliği sağlayabilecek, ekosistemi de destekleyici projeler oluyorlar” dedi.   ‘Sorunlar daha çevreci yöntemlerle çözülebilir’   İzmir Körfezi’ndeki sorunların daha çevreci yöntemlerle çözülebileceğini söyleyen İdil Gökber, bu yöntemlerin değerlendirilmesi ve çalışmalarda ek olarak kullanılmasının faydalı olabileceğini dile getirdi. İdil Gökber, “Biyo-filtreler oluyorlar bunlar. Aynı zamanda oksijen de verilebiliyor. Bu da bir başka sistem oluyor. İzmir'in şu anda yapılan yatırımların yüzde 1'i kadar bir yatırımla oksijenlendirilmesi sağlanabiliyor yine körfezin. Oksijenlendirildiği zaman da yine alg patlamaları olmuyor. Şu andaki canlılığın sağlanmasını, körfezin canlandırılmasını sağlıyor. Kirliliği uzaklaştırıyor. Belediye, bu biyo-filtrelerin işe yaramayacağını düşünüyor ama bölgesel olarak ve bütüncül bir stratejinin parçası olarak işe yarar sistemler. Özellikle bu bahsettiğim şey derelerin çıkışlarında olacak olan su alanlarında azot ve fosfor yükünü azaltıyorlar. Kanallar yerine onların sürdürülmesi gerekiyor. Oraları bataklık gözüyle görüp evlerin yapılmaması gerekiyor. Sitelerin yapılmaması gerekiyor. Kesinlikle imara açılmaması gerekiyor. Mavişehir örneğinde gördüğümüz gibi, Çiğli örneğinde gördüğümüz gibi. Kent ormanının yapılmaması gerekiyordu. Daha önceden de İnciraltı’nda yapıldığı gibi. Şu anda da oranın yine bir turizm alanı olarak görülüp imara açılması söz konusu” şeklinde konuştu.   ‘Bu sorunun bütüncül bir şekilde ele alınması gerekiyor’   İzmir Körfezi’nde sorunların çözülmemesi durumunda daha fazla balık ölümlerinin olacağını ve koku sorununun artacağını belirten İdil Gökber, “Aynen bir atık deposu olarak bataklık halinde çok ciddi problemlere sebep olacak. Yaşanmaz hale gelecek burası. Dip taramasının tekrar yetersiz olduğu, bu sorunun çok bütüncül bir şekilde diğer bakanlıklarla birlikte ele alınması gerekiyor. Çünkü tarım kirliliği de var. Aynı zamanda sanayi yükü de çok fazla. Bununla ilgili bütüncül bir şekilde diğer bakanlıklar ve belediyenin de birlikte çalışmalar yürütmesi gerekiyor. Çiğli arıtmanın özelleştirilmesi de çok ciddi bir problem. Bu kadar stratejik önemli bir arıtma tesisinin neden özelleştirdiği de kafamızda bir soru işareti bırakıyor” diye belirtti.