Yaşam Nöbeti dördüncü gününde: Şiddet zehirli dilinizin sonucu 2026-04-18 15:04:21   ANKARA - Eğitim Sen’in başlattığı Yaşam Nöbeti’nin dördüncü gününde yapılan açıklamada konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, “Şiddetin kişisel olmadığını bu halk çok iyi biliyor. Şiddet, sizin yarattığınız yoksulluğun, zehirli dilinizin ve kutuplaştırıcı politikalarınızın sonucudur” dedi.   Mereş ve Riha’nın Sêwreg ilçesinde yaşanan okul saldırılarının ardından, Kürdistan ve Türkiye’nin çeşitli kentlerinden gelen Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyesi eğitimciler ile çeşitli eğitim sendikalarının, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde başlattığı “Yaşam Nöbeti” dördüncü gününde kitlesel basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamaya Emek ve Demokrasi Güçleri, siyasi parti temsilcileri, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve gençlik örgütleri katıldı.   “Okullarda şiddete hayır” pankartının taşındığı açıklamada, “Maarifin kalbinde çocuklar ölüyor”, “Can güvenliğimiz olmadan eğitim olmaz”, “Çocukların öldüğü hiçbir dava haklı değildir”, “Gençlik öğretmeninin yanında”, “Sermayenin bakanı Yusuf Tekin istifa” ve “Mücadele dersini öğretmenler verecek” dövizleri taşındı. Açıklamada sık sık “AKP’den hesabı öğretmenler soracak”, “Sokakta, okulda şiddete hayır”, “Direne direne kazanacağız”, “Genel grev, genel direniş”, “Tarikatın bakanı Yusuf Tekin istifa” ve “Tarikat, cemaat; hepsi kapatılacak” sloganları atıldı. Kitle, basın açıklaması öncesinde okul saldırılarında yaşamını yitirenlerin anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.   ‘Şiddet, cezaların artmasıyla çözülmez’   Okullarda her geçen gün tırmanan şiddet olaylarının artık teknik bir asayiş sorunu olmaktan çıktığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Bu durum, eğitim sistemini ciddi anlamda tehdit ederken, okullarda can güvenliğini ortadan kaldıran tehlikeli boyutlara ulaşmış durumdadır. Okul güvenliği sadece polisiye tedbirlerle veya cezaların artırılmasıyla çözülebilecek bir asayiş meselesi değildir. Sadece polisiye tedbirlere ve cezalandırıcı mekanizmalara odaklanmak, şiddeti doğuran duygusal ve sosyal süreçleri yönetmek yerine baskılamak anlamına gelecektir. Bu yaklaşım, okulları öğrenciler için önemli birer sosyalleşme alanı olmaktan çıkarıp, şiddeti tedavi etmeye çalışırken yabancılaşma ve adaletsizliği derinleştiren bir ‘hapishane modeline’ dönüştürme riski taşımaktadır.”   ‘Okulları demokratik yaşam alanlarına dönüştüreceğiz’   Açıklamada, okullara polis veya özel güvenlik personeli görevlendirmek yerine, okulun idari dokusuyla uyumlu ve pedagojik eğitim almış kadrolu yardımcı personelin istihdam edilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Öğretmenlerin sistematik olarak değersizleştirildiği bir ortamda güvenliğin sağlanamayacağı belirtilen açıklamada, eğitim emekçilerinin mesleki itibarı ve güvenliğinin sistemin öncelikli hedefi haline getirilmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, “Eğitim Sen olarak okullarımızı denetim odaklı baskı mekanizmalarından kurtarıp, güçlü pedagojik bağların kurulduğu demokratik yaşam alanlarına dönüştürene kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” denildi.   ‘Şiddet iktidar politikalarıyla büyüdü’   Ardından konuşan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, şunları söyledi: “Şiddet her gün tekrar tekrar üretildi. Bu sistemin en vahşi temsilcileri olan iktidar, yıllardır yürüttüğü politikalarla şiddeti yaygınlaştırdı. İktidarın savaş politikaları ve kutuplaştırıcı politikaları halkı birbirine düşman etti. Kadına yönelik politikalarla, her gün kadın katliamlarının yaşandığı bir ülke yarattı. Şiddet artık çocuklarımızı okulda kaybettiğimiz bir düzeye geldi. İşsizlikte birinci sıradaysak, kadın cinayetlerinde birinci sıradaysak bunların sorumluları var. Milli Eğitim Bakanı da bu sorumlular arasında duruyor. Biz eğitim emekçileri olarak ‘İstifa et’ diyoruz. Şiddet büyüyor; ortaokullarda fuhuş ve uyuşturucu çeteleri, üniversite kapılarında cirit atıyor. İçlerinden kolluk kuvvetleri çıkıyor. Şiddet büyüyorsa bu tesadüf değildir. Bu, ülkeye dayatılan politikaların sonucudur. Bundan kurtulmak istiyorsak hep birlikte bu politikalara hayır demeliyiz.”   ‘İktidarın zehirli dili şiddetin nedenidir’   “Çocukları katile dönüştüren bir ülke yarattılar” diyen Ayfer Koçak, şöyle devam etti: “Kadına yönelik şiddeti tekrar tekrar üreten bir düzen kurdular. Yaşanan şiddet, eğitim emekçilerinin itibarına yönelik saldırıların sonucudur. Çocuklardaki şiddetin dijital oyunlardan ve dizilerden kaynaklandığını söylüyorlar. Şiddetin buradan beslendiğini iddia ediyorlar. Oysa şiddetin kişisel olmadığını bu halk çok iyi biliyor. Şiddet, sizin yarattığınız yoksulluğun, zehirli dilinizin ve kutuplaştırıcı politikalarınızın sonucudur.”   “Yaşam Nöbeti”, çeşitli sendika temsilcilerinin söz aldığı forumla devam ediyor.