Riha'da sokağın nabzı: Krizi her boyutuyla yaşıyoruz 2026-05-12 09:06:38   Evin Çiftçi-Gülistan Gülmüş   RIHA - Ekonomik krizin derinden hissedildiği kentlerden biri olan Riha’da halk, krizi yaşamlarının her alanında hissettiklerini belirterek, “Ucuz iş gücü dayatması özellikle gençlerin psikolojisini ve yaşamını derinden etkiliyor. İnsanları adeta köleleştiriyorlar” dedi.   Kürdistan ve Türkiye’de derinleşen ekonomik kriz, halklar üzerinde birçok sorunu da beraberinde getirirken bu krizden en fazla etkilenen kesimler ise kadınlar ve çocuklar oluyor. Artan yoksulluk ve geçim sıkıntısı nedeniyle kadınlar güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalırken, çocuklar da eğitimden koparılarak hayatın birçok alanında çalıştırılmaya mahkûm ediliyor. Kürdistan'ın kentinde yaşayan gençler istihdam alanlarının yetersizliği ve derinleşen işsizlikten dolayı ya Türkiye kentlerine ya da yurtdışına göç etmek zorunda kalıyor. Bu durum hem toplumsal yapıyı derinden etkilemekte hem de geleceğe dair umutları zayıflatıyor.   Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu tarafından açıklanan verilere göre, dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken açlık sınırı yaklaşık 35 bin TL’ye ulaşmış durumda. Barınma, ulaşım, sağlık ve eğitim gibi temel ihtiyaçların da dahil olduğu yoksulluk sınırı ise 112 bin TL civarında. Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen asgari ücret 28 bin 075 TL olarak kalmakta. Bu verilere göre bu devlet yönetimi altında çalışan kesimlerin önemli bir bölümünün açlık sınırının altında, çok daha büyük bir kısmının ise yoksulluk sınırının oldukça gerisinde yaşamaya mahkûm edildiğini açıkça gösteriyor.   Yoksulluğu derinden hisseden kentlerden biri olan Riha'da yurttaşlara mikrofon uzattık.       ‘Aileme yük olmak istemiyorum’   Ekonomik krizden bir öğrenci olarak derinden etkilendiğini söyleyen Armin Güneşli, “Eğitim hayatımız düzgün bir şekilde ilerlemiyor, bilindiği üzere okullar da artık güvenli değil. Hiçbir şekilde hiçbir şeye para yetmiyor, ailelerimiz de yardım edemiyor. Devlet batmış. Bir kitap 500 TL olmuş, bir deneme bin TL.  Aileme de yük olmak istemiyorum, 5 kardeşiz ablam ve abim ve ben üniversiteye hazırlanıyoruz. Ekonomi çok kötü” dedi.   İşte değil okulda olması gereken çocuklar   Ekonomik krizden kendisi etkilenmese de öğrenci arkadaşlarının yaşadığı problemlere şahit olduğunu belirten Ayşe Çiftçi, özellikle okulu bırakmak zorunda kalıp çalıştırılan çocuklara dikkat çekti. Ayşe Çiftçi, “Bazı öğrenciler sularını lavaboda dolduruyor, ekonomik kriz o derece kötü. Durumu kötü olan çok öğrenci var. Ekonomimiz kötü bir durumda. Evlerinin çatısından su akan insanlar var, devletin onlara yardım etmesi gerekiyor.  Urfa’da böyle birçok aile var. Çocukların çalışması kötü bir şey, 18 yaş altında olan çocukların, okulda olmaları gerekiyordu. Ancak onlar ailelerine yardım etmek için çalışıyor” ifadelerine yer verdi.   ‘Çocuklarım çalışıyor ama karşılığını alamıyor’   Fıstık ağaçları sayesinde geçimlerini sağlayabildiklerini söyleyen Edibe Kartlar, çocuklarının çalıştırılmak zorunda kaldıkları yerlerde emeklerinin karşılığını alamadığını söyledi. Edibe Kartal, “Marketlerden artık ucuz şeyler bulamıyoruz, her şey pahalı. Bizim fıstık ağaçlarımız var, geçimimizi onunla sağlıyoruz ama eğer olmasaydı çok zorlanırdık. Her şey çok pahalı, hiçbir şey alamıyoruz. Bütün çocuklarım çalışıyor ancak emeklerinin karşılığını alamıyor. Asgari ücretin daha da artması gerekiyor” sözleriyle aktardı.     ‘Asgari ücret çok az’   Şenel Karlıoğlu, asgari ücretteki düşüşün hayatlarını zorlaştırdığını belirtirken, yaşamın pahalılığının aile içi iletişimde kötü sonuçlar doğurduğunu söyledi. Şenel Karlıoğlu, “Dışarıya çıkıp bir şey almak istiyoruz alamıyoruz, her şey çok pahalı. Hiçbir şey alamayanlar nasıl yapıyor. Geçimsizlik hayatı zorlaştırıyor, çocuk olunca daha da zorlaşıyor. Genelde turistler buraya geliyor, gezebiliyor ama bizim kendi gençlerimiz yoksulluktan gezemiyor. Asgari ücret çok az, harcama yapılamıyor, her şey çok pahalı. Açıkçası hiçbir şeye para yetmiyor. Bu durum aile içi tartışmalara da yol açıyor” dedi.   ‘İnsanlar geçinemiyor’    Zehra Yılmaz ekonomik krizin her yaştan insanı etkilediğini, ucuz işgücünün özellikle genç kitlelerin psikolojisini ve yaşamını büyük oranda etkilediğini kaydederek şu ifadeleri kullandı: “Bizler buraya ziyarete geldik, her şeyin çok pahalı olduğunu görüyorum. Yiyecek, giyecek, gezme olsun her şey çok pahalı. İnsanları tamamen köleleştiriyorlar, kölelik düzeyinde insanlar. Çözüm ekonominin düzelmesi gerekiyor, halkın rahatlaması gerekiyor. Hele ki emekliler, çalışmak zorunda kalıyorlar, ikinci bir iş yapıyor. İnsanlar bunalımda, gençlerin eğitim hakları yok. Para olmayınca hiçbir şeye katılamıyorlar, eğitim alamıyorlar. Beslenme düzeyleri de yeterli değil.”   ‘Kısa tatil’ dedikleri tarlalarda 6 ay güneşin altında çalışıyorlar   Ekonomik krizin özellikle eğitim hayatını etkilediğine dikkat çeken Nofiya Aktimur, “Ekonomi hiç iyi değil, bir ailede 8 kız çocuğu var ve hepsi okumak istese de okuyamıyor. Bizim ailemiz öyle, evin en küçüğü benim ve bizler hepimiz okuyamıyoruz. Ekonomi çok kötü, okullardan destek olsa belki okuyabiliriz. Mevsimlik işçi olarak çalışıyorum. Buna da ‘kısa tatil’ diyorlar ama hiç değil. Güneşin altında 6 ay çalışıyoruz, burada çocuklar çok hasta oluyor. Her yerde iş imkanı olsa bizler de şehir dışına çıkmayacağız ve o kazalar da olmayacak. Bazı yerler çocuk işçi çalıştırmıyor ama bir ailede ekonomi kötüyse çocuklarını da bir şekilde çalıştırıyorlar. Ekonomi psikolojiyi de etkiliyor. Bu durum aile içi krizlere neden oluyor” diye konuştu.