PAJK: Barış sürecinin sağlıklı ilerlemesi için tecrit kaldırılmalı 2026-05-14 10:13:09   HABER MERKEZİ- PAJK Koordinasyonu, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin sağlıklı ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın başmüzakereci  olarak sürece doğrudan dahil edilmesi gerektiğini belirterek, tecridin derhal kaldırılması ve statüsünün yasal güvenceye kavuşturulması çağrısı yaptı. Açıklamada, “Önderliksiz özgürlük de, yaşam da, Barış ve Demokratik Toplum Süreci de olmaz” denildi.   PAJK Koordinasyonu, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 2 ayı aşkın bir süredir görüşülmemesine dair yazılı açıklama yaptı.    Açıklama şöyle:    “Önder Apo’nun 27 Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirdiği Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından bir yılı aşkın bir süre geçti. Önderliğimizin değişim ve dönüşüm gerekçelerini kapsamlı olarak ortaya koyduğu çağrıya uyarak 5-7 Mayıs 2025 tarihinde PKK 12. Kongresi gerçekleşti. Bu kongre ile PKK’nin feshi, silahlı mücadele stratejisini sonlandırma ve demokratik siyaset stratejisi ile mücadelemizi devam ettirme kararı alındı. Kadın hareketi olarak bu sürecin öncülüğü ve sorumluluğunu yüklendik.   9 Temmuz 2025 tarihinde 27 yıllık komplo ve tecridin ardından ilk kez Önder Apo’nun canlı mesajını almak kadınlar ve halkımız açısından büyük bir moral, heyecan ve özgürlük mücadelesine daha güçlü katılma vesilesi oldu. Mesaj, müzakere sürecinde atılması gereken adımları kapsamaktaydı. Önderlik çağrısına uyarak 11 Temmuz’da sürecin önünü açma temelinde KCK Eşbaşkanı Bese Hozat arkadaş öncülüğünde 30 arkadaşın tarihi silah yakma eylemi gerçekleşti. 26 Ekim 2025 tarihinde de Kuzey Kürdistan’dan geri çekilme kararı temelinde 25 arkadaş Kandil’de ortak bir basın toplantısı ile Önderlik çağrısına uyma temelinde bu tarihsel adımı attıklarını açıkladılar.   Önder Apo’nun konumu ve statüsü resmileşmeli ve yasallaşmalıdır   Önder Apo Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın birinci yıldönümünde ikinci aşamaya geçildiğini açıkladı. İkinci aşama, umut hakkı da dahil olmak üzere devletin yasal ve hukuki düzenlemeler yapmasını içeren somut adım atma sürecini ifade etmekteydi. Ancak üzerinden üç aya yakın bir zaman geçmesine rağmen bu aşamanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ikinci aşaması artık Önderliğimizin fiziki özgürlüğünün gerçekleşmesi gereken aşamadır. Devlet Bahçeli’nin çağrısı Önderliğimizin Meclise gelerek çağrı yapması şeklindeydi. Ama aradan bir buçuk yıl geçmesine rağmen Önderliğimizin statüsünde ve koşullarında hiçbir değişim olmamıştır. Bu aşamanın en temel gerekliliği, Önderliğimizin özgür yaşama, çalışma ve iletişim koşullarına ulaşması, Kürt halkının ve kadınların başmüzakerecisi olarak devreye girmesidir. Bunun için de Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin sağlıklı yürütülmesi amacıyla, Önder Apo’nun konumu ve statüsü resmileşmeli ve yasallaşmalıdır.   Önderliğimizden haber alamamak kaygı uyandırmakta    Dört parçadaki ve yurtdışındaki Kürtler Önder Apo’yu kendi Önderliği ve bu süreci yürütecek baş müzakerecisi olarak ilan etmiş, bir yıl boyunca gelişen tüm eylemlerde bunu deklere etmiştir. Ulusal ve bölgesel bir referanduma dönüşen 8 Mart ve Newroz kutlamalarında ortaya konulan Önderliğimizin fiziki özgürlüğü ve statüsünün netleşmesi talebi başta kadınlar olmak üzere tüm halkımızca kararlılıkla ortaya konulmuş ve bu talep herkese ulaşmıştır.Ancak Newroz’dan sonra halkımızın çağrısı ve talebine verilen cevap Önderliğimizle görüşmelerin kesilmesi olmuştur. Bu süre içerisinde DEM Parti İmralı Heyetinin 27 Mart 2026 tarihindeki görüşmesi dışında bir görüşme olmamıştır. Önderliğimizden haber alamamak kadınlarda ve halkımızda büyük kaygı uyandırmaktadır. 2 aya yakın bir süreç geçmesine rağmen Önderliğimizle görüşme olmaması, Önderliğimiz üzerindeki tecridin sürdürülmesi hem bu kaygıyı derinleştirmektedir hem de kamuoyunda oluşan barış ve demokratik çözüm atmosferini baltalamaktadır.   Türkiye’nin en temel demokratikleşme ölçüsü olan Kürt sorununa ve Önderliğimize devletin yaklaşımı politik ve güncel temelde olup konunun hassasiyetini ve tarihselliğini yansıtmaktan uzaktır. Bu yaklaşım, sorunu çözmeye dönük bir politika ve iradenin hala ortaya çıkmadığını, oyalama ve tasfiyeye dayalı bir politikanın devrede olduğunu göstermektedir. Devlet ve hükümet kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, gecikmiş de olsa adım atmadığı gibi Özgürlük Hareketimiz üzerinde baskı yaratarak sürecin ilerlememesinin sebeplerini Hareketimize mal etme tutumu içine girmektedir. Bu tutum sürecin ruhunu yansıtmadığından hem iç hem de dış kamuoyunca kabul görmemektedir. Bizler sürecin temel zihniyetini ve mücadele perspektifini ifade eden Barış ve Demokratik Toplum Manifestosuna ve Önderliğimizin perspektiflerine sonuna kadar bağlıyız. Bu temelde tarihi kararlar aldık. Bu kararların uygulanması ve yürütülmesi Önderliğimiz tarafından geliştirilecektir. Yüz yıllık bir sorunun çözümüne yönelik kararlılığımız Önderliğin başmüzakereciliği temelinde pratikleşecektir. Bunun başka yolu yoktur. Önderliğimiz bizim en temel varlık ve mücadele gerekçemizdir. Önderliğimiz üzerindeki tecridin süreç adı altında sürdürülmesini ve Önderliğimizin tüm çözüm çabalarına rağmen görüşmelerin pazarlık konusu yapılmasını hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Önderliğimizin çözüm çabası Kürt halkının varlık ve özgürlük adımı olurken aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin de bin yıllık tarihsel fırsatıdır. Ancak bu sürecin dar politik yaklaşımlar temelinde ele alınması kazandırmayacaktır. Önder Apo’nun özgür olmadığı, statüsünün resmileşmediği ve birebir icra gücü olmadığı bir sürecin yürümesi mümkün değildir. Halkların tarihsel barışının gerçekleşmesi ve demokratikleşmesi tek taraflı adımlarla gerçekleşmeyecektir. Sürecin tek taraflı yürütüleceğini sanmak ve bu yollu algılar yaratmaya çalışmak da kazandırmayacağı gibi kaygıları da derinleştirecektir. Tek taraflı adım beklentisinin ne anlama geldiğini başta kadınlar olmak üzere halkımız çok iyi bilmekte ve bu dayatmaları da asla kabul etmemektedir.   Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin sağlıklı yürütülmesi ve söz konusu tarihsel fırsatın değerlendirilmesi için Önder Apo üzerindeki tecrit derhal kaldırılmalıdır. Önder Apo ile rutin aile, avukat ve heyet görüşleri dışında başta basın ve toplumsal-siyasal kesimler olmak üzere en geniş çevrelerin görüşmesi sağlanmalıdır. Barış analarının ve kadınların, yine başvuru yapan tüm kadın basın emekçilerinin, tüm kesimlerin Önderliğimizle görüşmesi gerçekleştirilmelidir. Önderliğimizle görüşme talebi olan herkes ve kurumun görüşmeleri Önderliğimizin inisiyatifi temelinde pratikleşmelidir. Tüm bunların gerçekleşmesi için en başta Önderliğimizin statüsü resmileşmelidir. Yasal ve hukuki süreç devreye girmelidir. Bunun için tek bir gün dahi kaybetmek halklara büyük kaybettirme riskleri barındırmaktadır. Ortadoğu’nun hatta dünyanın ateş çemberine döndüğü 3.dünya savaşının ortasında bu riski göze almak yerine Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin gerektirdiği adımları atmak doğru olandır. Bunun için sürece pozitif bir yaklaşımın gelişmesi ve hızla tecridin kaldırılarak adımların atılması gerekmektedir.   Tutum alma çağrısı    Önderliksiz özgürlük de, yaşam da, Barış ve Demokratik Toplum Süreci de olmaz. Bunu bilmek sürecin en temel şartıdır. Bu gerçeği gözardı etmek ve zamana yayma adı altında hiçbir adım atmadan kazanacağını sanma yanılgısı derhal terkedilmelidir. Hiçbir gücün kadınları Önder Apo’nun icracı ve başmüzakereci olmadığı bir sürece ikna edemeyeceği bilinmelidir.Kadınlar ve halkımız için Önderliğimize yaklaşım bir mücadele gerekçesidir. Geçen 2 aylık süreç giderek başta kadınlar, kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları, meslek kuruluşları olmak üzere tüm halkımızın hoşgörü, anlayış ve tahammül sınırlarını zorlamaktadır. Yapılan açıklamalar, eylem ve etkinlikler Önderliğin özgürlüğünün en temel süreç şartı olduğunu ortaya koymaktadır ve bu eylemler giderek artmaktadır. Önderliğimize yönelik bu yaklaşımı şiddetle reddediyoruz. Önderliğe derinden bağlı olan özgürlük aşığı kadınları, tüm halkımızı, Kürdistan gençliği başta olmak üzere tüm Türkiye gençliğini, devrimci, demokratları ve sosyalistleri bu yaklaşım karşısında tutum almaya çağırıyoruz. Zaman, demokratik mücadeleyi yükseltme ve Önderliğimizin özgürlüğü için eylem içinde olma ve zafer kazanana kadar durmama zamanıdır.”