Gülistan Doku Dosyası ve medyanın hakikat sınavı 2026-07-26 09:06:08   Ayşe Güney   HABER MERKEZİ- Gülistan Doku’nun dosyası, uzun bir sessizliğin ardından yeniden gündeme taşındı. Ancak bir dosyanın yeniden görünür olması, tek başına hakikatin ortaya çıkarıldığı anlamına gelmiyor. Asıl mesele, medyanın bu görünürlüğü nasıl kurduğu ve hangi gerçekleri öne çıkardığıdır.   Gülistan Doku Dosyası, yalnızca bir kayıp vakası değildir. Aynı zamanda kadınların maruz kaldığı şiddetin, tecavüzün, soruşturma süreçlerindeki ihmallerin, cezasızlık tartışmalarının ve kamu görevlilerinin sorumluluğunun sorgulandığı bir özel savaş dosyasıdır. Bu nedenle mesele, yalnızca yeni gelişmelerin aktarılması değil; altı yıl boyunca yanıt bekleyen soruların neden hâlâ çözülemediğinin araştırılmasıdır.   Medyanın değişen tutumu   Gülistan Doku’nun kaybolduğu ilk dönemlerde iktidar medyası dosyaya sınırlı yer verdi. Bazı yayın organları ise soruşturmanın erken aşamalarında “intihar” ihtimalini güçlü bir senaryo olarak öne çıkardı. Ancak aile, avukatlar ve kadın örgütleri bu yaklaşımın soruşturmayı daralttığını, farklı ihtimallerin yeterince araştırılmasının önüne geçtiğini savundu.   Aradan geçen yılların ardından dosyada yeni gelişmeler yaşanınca aynı medya kuruluşlarının yoğun biçimde haber üretmeye başlaması dikkat çekti. İktidara yakın medya organları gelişmeleri daha çok devlet mekanizmalarının soruşturmayı ilerlettiği yönünde ele alırken, muhalif ve ulusalcı çizgideki yayınlar ise süreci iktidar politikaları üzerinden değerlendirdi. Her iki yaklaşımda da benzer bir eksiklik ortaya çıktı: Dosyanın toplumsal ve yapısal boyutunun yeterince tartışılmaması. Yani özel savaşın ve devletin etkisinin üzerinde hiç durulmaması.    Bir kayıp dosyasından daha fazlası   Soruşturma sürecinde farklı dönemlerde kamu görevlileri ve çeşitli çevrelerden kişilerin isimlerinin gündeme gelmesi, olayın yalnızca bireysel bir mesele olarak ele alınamayacağını gösterdi. Dosyada yer alan iddialar; ihmallerin, ilişkiler ağının ve soruşturma süreçlerindeki eksikliklerin sorgulanmasını zorunlu kıldı.   Bu nedenle Gülistan Doku Dosyası, sadece “Gülistan’a ne oldu?” sorusuyla sınırlı değildir. Aynı zamanda şu soruların da yanıtlanmasını gerektirir:   *Altı yıl boyunca herkesin her şeyi biliyor olmasına rağmen neden etkili bir soruşturma yürütülmedi?   *Deliller neden zamanında ve eksiksiz toplanmadı?   *Kamu görevlilerinin süreçteki sorumluluğu neydi?   *Bu devlet çetesinin başka işledikleri suçlar da açığa çıkarılacak mı?   *Hakikatin ortaya çıkması neden bu kadar uzun sürdü?   Bu sorular yanıtlanmadan dosyanın yalnızca yeni operasyonlar ve tutuklamalar üzerinden değerlendirilmesi eksik kalacaktır.    Özgür Basın’ın hakikat ısrarı   Gülistan Doku Dosyası’nın unutulmamasında en önemli unsurlardan biri de özgür basının yıllar boyunca sürdürdüğü takip oldu. Özellikle kadın gazeteciler, dosyanın yalnızca gündemde olduğu dönemlerde değil, kamuoyunun ilgisinin azaldığı süreçlerde de takipçisi oldu.   Özgür basın; soruşturmadaki çelişkileri, ailenin ve avukatların açıklamalarını, kadın örgütlerinin değerlendirmelerini ve yaşanan ihmalleri kamuoyuna aktarmaya devam etti. Böylece dosyanın sıradan bir kayıp haberi olarak unutulmasının önüne geçildi. Bu ısrarlı gazetecilik, Gülistan Doku dosyasını aynı zamanda bir hakikat ve adalet mücadelesinin sembollerinden biri haline getirdi.    Gazeteciliğin sorumluluğu   Gazeteciliğin görevi yalnızca gözaltıları, tutuklamaları veya resmi açıklamaları aktarmak değildir. Gerçek gazetecilik; olayların arka planını araştırmayı, görünmeyen ilişkileri ortaya çıkarmayı ve kamu yararını esas almayı gerektirir.   Bir dosyanın yıllarca çözülememesini, soruşturmadaki eksiklikleri ve mağdur ailelerin adalet arayışını görünür kılmak da gazeteciliğin temel sorumluluklarından biridir.   Bugün Gülistan Doku Dosyası’nın yeniden gündeme gelmesi, yalnızca medyanın son gelişmelere gösterdiği ilgiden kaynaklanmıyor. Bu görünürlüğün arkasında altı yıl boyunca mücadele eden ailesinin, kadın örgütlerinin, avukatların ve hakikatin peşinden giden gazetecilerin emeği bulunuyor.   Hakikat ortaya çıkana kadar: Gülistan Doku nerede?   Gülistan Doku dosyası, Türkiye’de kadın kayıplarının nasıl ele alındığını, medyanın hangi olayları nasıl görünür kıldığını ve adalet arayışlarının nasıl sürdürüldüğünü gösteren önemli bir örnektir. Dosyanın gerçek anlamda kapanması; yalnızca yeni gözaltılarla ya da tutuklamalarla değil, Gülistan Doku’nun akıbetinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması, sorumluların hesap vermesi ve benzer olayların yaşanmasına neden olan cezasızlık mekanizmalarının sorgulanmasıyla ve özel savaş politikalarına karşı güçlü ortak mücadele ile mümkün olacaktır. Henüz cenazesine dahi ulaşamadığımız Gülistan için özgür basın olarak sormaya devam edeceğiz:Gülistan Doku nerede?