Acıları ortak, talepleri tek: Barış 2026-07-27 09:03:37   ŞİRNEX- Çatışmalı süreçte çocuklarını ve yakınlarını kaybeden Qilebanlı kadınlar, Abdullah Öcalan'ın "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı" sonrası başlayan sürecin kalıcı barışla sonuçlanmasını isteyerek, "Bizim yüreğimiz yandı, başka annelerin yüreği yanmasın" mesajı verdi.   Yakınlarını çatışmalı süreçte kaybeden Şirnex’e bağlı Qileban ilçesinde yaşayan kadınlar, bugün en çok barışı sahipleniyor. Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te yaptığı "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı" sonrasında başlayan süreci umutla takip eden kadınlar, yaşadıkları acıların başka aileler tarafından yaşanmaması için kalıcı ve onurlu bir barışın sağlanmasını istiyor.   ‘Okula gider gibi gitti’     2009 yılında kızı Suzan Yaman'ın (Avinur) PKK'ye katıldığını anlatan Hatice Yaman, kızının 2014'te yaşamını yitirdiğini söyledi. Kızının o yıl lise son sınıfa gittiğini ifade eden Hatice Yaman, "Okul için Şirnex merkeze gideceğini söyledi. Giderken yanında hiçbir şey götürmedi, okula gider gibi giyindi. Hazırlanırken hiç başını kaldırıp yüzüme bakmadan, okul harçlığı olarak verdiğimiz paradan 10 lira çıkarıp bana uzattı. Sanki benimle bu şekilde vedalaşıyor gibiydi. Okul çantasına neler koydu bilmiyorum. O gece köyde de bir düğün vardı. Biz de düğüne gitmiştik. O gece dönmedi. Ertesi gün ben ekmek pişirirken kızımın gittiğini öğrendim. O sene yazın yayladayken sürekli bir kitap okurdu. Benim okumam yazmam yoktu, ne okuduğunu da anlamıyordum. Gideceğini hiç anlamadım, o da bana hiç bahsetmedi" dedi.   'Bizim yüreğimiz yandı, başka annelerin yüreği yanmasın'   Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla başlayan sürece değinen Hatice Yaman, "Bizim yüreğimiz yandı, başka hiçbir annenin yüreği yanmasın. Kürt, Türk fark etmez. Artık yeter. Bizler artık ölüme doyduk. Dünya artık huzurlu bir yer olsun. Bizler devletin de süreç için bir adım atmasını istiyoruz. Artık kimse acı çekmesin. Bir an önce barış sağlansın. Adımımızı nereye atsak hep bir acı var, artık barış olsun" diye konuştu.   Bir kızını ve iki kardeşini mücadelede kaybetti   Kızı Leyla Paksoy'u (Zilan), kız kardeşi Fehime Paksoy'u (Zozan Goyî), erkek kardeşi Abdullah Paksoy'u (Xemgîn Goyî) ve daha birçok yakınını kaybeden Makbule Paksoy ise kızını 5 yıl önce kaybettiğini anlatarak, "Kimse çocuğunu kaybetmek istemez. Benim bir kızım, bir erkek kardeşim ve bir kız kardeşim Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirdi. Kızım gitmeden önce bir gün durduk yere bana sarıldı, 'Anne seni çok seviyorum' dedi. Sabah gideceğini nereden bilebilirdim? Sonraki gün geç saate kadar çalışacağını söyledi. Geç saate kadar bekledik ama gelmedi. Sonrasında öğrendik ki PKK'ye katılmış. Biz çok acı çektik. Ben çocuklarımla arkadaş gibiydim. Kızımın cenazesini hâlâ almış değiliz. Cenazesinin nerede olduğunu bile bilmiyorum. Televizyondan yaşamını yitirdiğini öğrendik. Bir pikaba binmiş görüntüsü vardı televizyonda. Arkadaşlarıyla birlikte pikabın arkasına binmiş, el sallıyorlardı. Meğerse o yolda şehit düşmüş. Kızım şehit düştükten 3 ay sonra ise kız kardeşim şehit düştü. Bizim o zaman haberimiz yoktu" ifadelerini kullandı.   'Bari kalanlar rahat yaşasınlar'   Çektiği tüm acılara rağmen barış talebinden vazgeçmeyen Makbule Paksoy, "Barış olsun istiyoruz. Bizim çocuklarımız yaşamını yitirdi ama başkalarının çocukları yaşamını yitirmesin. Ölüm yeter, tutsaklık yeter artık. Şu an cezaevinde bulunan siyasi tutsaklar serbest bırakılsın. Gidenler artık gitti, geri getiremeyiz. Bari kalanlar rahat yaşasınlar. Ne zamana kadar bazılarımız dağda, bazılarımız cezaevinde olacak? Bizler barış istiyoruz. Devlet hâlâ adım atmamış ama yine de umudumuz var. Tutsaklar serbest bırakılsın artık. Dünyada herkes huzurla yaşasın" sözlerini kaydetti.