GGM’lerde kadınlar revire, avukata ve korumaya erişemiyor 2026-09-23 09:03:29   İSTANBUL - ÖHD’li avukat Kader Kuyun, Geri Gönderme Merkezlerindeki koşulların cezaevlerinden dahi ağır olduğunu belirterek kadınların sağlık ve hukuki yardıma erişiminin engellendiğini, çocukların ise barınma ve beslenme hakkından yoksun bırakıldığını söyledi.   Geri Gönderme Merkezlerinde idari gözetim altında tutulan mülteci ve göçmen kadınlar ile çocuklar; sağlık, barınma, beslenme, hijyen, iletişim ve hukuki yardıma erişimde çok sayıda hak ihlaliyle karşı karşıya kalıyor. Merkezden merkeze değişen keyfî uygulamalar, tercüman eksikliği ve bağımsız denetimin engellenmesi, kadınların haklarını öğrenmesini ve ihlallere karşı başvuru yapmasını zorlaştırıyor. Gebe, özel sağlık gereksinimi bulunan ya da çocuklarıyla birlikte tutulan kadınların ihtiyaçları gözetilmezken, şiddet ve cinsel saldırı iddialarında etkili koruma ve soruşturma mekanizmalarının işletilmemesi ihlalleri daha da derinleştiriyor.    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Göç ve Mülteci Komisyonu üyesi Avukat Kader Kuyun, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.     ‘Merkezlerde keyfî tutum hâkim, sağlık hakkı engelleniyor’   GGM’lerdeki en temel sorunlardan birinin idarenin ve memurların keyfî tutumları olduğunu belirten Kader Kuyun, her merkezin farklı kurallarla işletildiğini ve bu durumun ciddi bir kurumsal ikilik yarattığını ifade etti. Yoğunluk gerekçesiyle hastane ve revir sevklerinin kasten geciktirildiğini aktaran Kader Kuyun, “Kadınlar revire dahi erişemiyor. Gebe kadınların gebelik takiplerinin yapılmaması, sağlık durumları hakkında bilgilendirilmemeleri en somut hak ihlallerindendir” dedi.   ‘Dil bariyeri ve hukuki yardıma erişim engeli’   Merkezlerde tercüman bulundurulmamasının kadınların hukuki yardıma erişimini tamamen imkânsız hâle getirdiğine dikkat çeken Kader Kuyun, avukatların yanlarında tercüman götürmelerine de izin verilmediğini kaydetti. Hak hatırlatmasının yapılmadığını belirten Kader Kuyun, süreci şu sözlerle özetledi: “Barodan avukat talep edebileceklerine dair bilgilendirme yapılmıyor. Sınır dışı ve idari gözetim kararları, kişilerin ana dilinde tebliğ edilmiş gibi gösterilse de yalnızca matbu evraklar tercümansız bir şekilde imzalatılıyor. Dışarıyla iletişimi olmayan bir kadının avukata erişimi, dil bariyeri nedeniyle tamamen engelleniyor.”   ‘Cinsel sağlık ve hijyen ürünlerine erişim kısıtlı’   Kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri ile hijyenik ped gibi temel ihtiyaç maddelerine erişiminde tekelleşmeye gidildiğini vurgulayan Kader Kuyun, ürünlerin yalnızca kurum kantinlerinden temin edilebildiğini dile getirdi. Kantinlerin hafta sonu kapalı olması nedeniyle kadınların ciddi mağduriyetler yaşadığını belirten Kader Kuyun, “Özel sağlık durumu olan, gebe ya da engelli çocuğu bulunan kadınlar için hiçbir kolaylaştırıcı koşul sağlanmıyor. Sevkler ancak hayati risk veya kanama aşamasında, kurumun sorumluluk almaması için yapılıyor” ifadelerini kullandı.   ‘Mahkemeler resen araştırma yükümlülüğünü yerine getirmiyor’   Şeriat baskısı, kadına yönelik şiddet veya savaş riskinin bulunduğu ülkelere iade edilme tehlikesi altındaki kadınların sığınma taleplerine de değinen Kader Kuyun, yargı makamlarının tutumunu eleştirdi. Mahkemelerin resen araştırma yükümlülüğü olmasına karşın bunu yerine getirmediğini belirten Kader Kuyun, kadınlardan menşe ülkelerinden alınması imkânsız olan somut yaşam hakkı tehdidi belgelerinin istendiğini ve bu durumun ret kararlarına gerekçe yapıldığını kaydetti.   ‘Çocuklar barınma ve beslenme hakkından yoksun’   Eski okul binalarından dönüştürülen GGM’lerin barınmaya uygun olmadığını vurgulayan Kader Kuyun, çocuklarıyla birlikte tutulan kadınların yaşadığı tabloyu şu sözlerle aktardı: “Yoğunluk nedeniyle kadınlar, çocuklarıyla aynı yatağı paylaşmak veya yerde uyumak zorunda kalıyor. Çocukların diline ve ihtiyacına uygun bir eğitim sunulmuyor. Yemeklerin hijyenik olmaması nedeniyle kadınlar ve çocuklar aylarca kantindeki paketli gıdalarla besleniyor.”   ‘Çocuğun üstün yararı ilkesi uygulanmıyor’   İdari gözetim kararlarında “çocuğun üstün yararı” ilkesinin tamamen göz ardı edildiğini söyleyen Kader Kuyun, bebeği veya bakıma muhtaç çocuğu olan kadınların imza şartı ya da ikamet adresi gibi alternatif tedbirlerle serbest bırakılmak yerine merkezlerde tutulmaya devam edildiğini kaydetti.   ‘Şiddet ve taciz vakalarında koruma mekanizması yok’   GGM’lerde yaşanan cinsel taciz, tecavüz ve kötü muamele iddialarının takibinde ciddi engellerle karşılaşıldığını belirten Kader Kuyun, faillerin korunduğunu, mağdur kadınların ise şikâyetçi oldukları personelle aynı ortamda tutulmaya devam edildiğini ifade etti. Mağdur edilen kadınların ciddi risk altında olduğunu ve bu nedenle resmî başvuru yapmaktan çekindiklerini vurgulayan Kader Kuyun, İstanbul GGM’de cinsel saldırıya ve tecavüze uğrayan Paula Maier olayına ilişkin süreci değerlendirdi. Paula Maier’in mülteci değil, Rojava’ya destek için gelen bir aktivist olduğunu belirten Kader Kuyun, Paula Maier’in maruz kaldığı saldırıyı ancak ülkesine dönebildikten sonra kamuoyuna açıklayabildiğini söyledi. Türkiye’deyken güvenlik kaygısıyla açıklama yapılamadığını aktaran Kader Kuyun, kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu olaya ilişkin kurumlarına henüz resmî bir başvuru yapılmadığını ve yürütülen adli bir sürecin bulunmadığını kaydetti.   ‘Bağımsız denetim mekanizması şart’   STK’ların ve baroların GGM’leri denetleme taleplerinin “güvenlik” gerekçesiyle reddedildiğini ifade eden Kader Kuyun, uluslararası denetimlerin ise önceden haber verilerek yapılması nedeniyle gerçek tabloyu yansıtmadığını dile getirdi. GGM koşullarının cezaevlerinden dahi ağır olduğunu vurgulayan Kader Kuyun, yasal olarak sınır dışı edilemeyen kişilerin insan onuruna aykırı koşullarda tutularak “gönüllü geri dönüşe” zorlandığına dikkat çekti; bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması ve toplumsal dayanışmanın büyütülmesi çağrısında bulundu.