Botan’da özel savaşın çoklu yüzü (5) 2026-09-25 09:01:20   Botan’da ekolojik talan: Raporlar neyi saklıyor?   Rojda Aydın   ŞIRNEX - Şırnak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün hazırladığı 2024 Çevre Durum Raporu, kentte yıllardır süren ekolojik tahribatı görmezden geldi. Orman kıyımından madencilik faaliyetlerine, termik santralden baraj projelerine kadar doğayı ve yaşam alanlarını etkileyen birçok uygulama raporda yer almazken, resmi veriler ile sahadaki gerçeklik arasındaki çelişki dikkat çekti.   Botan’da yıllardır sürdürülen özel savaş politikaları, yalnızca toplumsal yaşamı değil, doğayı ve yaşam alanlarını da hedef alıyor. Son yıllarda artan baraj, maden, petrol ve güvenlik odaklı projelerin yalnızca ekonomik yatırımlar olmadığı, doğayla birlikte toplumsal hafızayı, üretim alanlarını ve yaşam kültürünü dönüştüren politikaların bir parçası olduğu belirtiliyor.     Özellikle 2015-2016 sürecinin ardından Kato, Cudi ve Gabar dağları ile Besta başta olmak üzere Botan’ın birçok noktasında yürütülen projeler, bölgenin ekolojik yapısı kadar kırsal yaşamı da doğrudan etkiledi. Köyler, yaylalar ve ormanlık alanlar üzerindeki müdahaleler, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel sonuçlar doğuruyor.   Dosyamızın beşinci bölümünde, özel savaş politikalarının ekolojik ayağı ve Botan’da yaratılan ekolojik yıkım, doğa savunucuları ve bölge halkı üzerinden ele alınıyor. Doğaya yönelik müdahalelerin yalnızca çevresel sonuçlarını değil, bölgenin toplumsal hafızası, üretim biçimleri ve yaşam kültürü üzerindeki etkilerini de yazdık.     2015 sonrası ekolojik yıkım   2015-2016 sürecinin ardından Botan’da asker gözetiminde korucular eliyle yürütülen ağaç kesimleriyle on binlerce ton orman yok edilirken, çıkan yangınlarda yüz binlerce ağaç küle döndü. Ekolojik yıkıma ilişkin kapsamlı resmi veriler bulunmasa da doğa talanının izleri bölgenin birçok noktasında açık biçimde görülüyor.   106 sayfalık raporda ekolojik yıkım yok!   Şırnak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün hazırladığı 2024 Çevre Durum Raporu, hava, su, biyolojik çeşitlilik ve çevre verilerine yer verirken Cudi, Gabar, Besta, Kato ve Faraşin’de yıllardır süren orman kıyımı, madencilik faaliyetleri ile güvenlik politikalarının doğaya etkilerine ilişkin herhangi bir değerlendirme içermiyor.     Raporda, “Son yıllarda ormanlarımızda nitelik ve nicelik bakımından bir değişim meydana gelmemiştir” denilmesine karşın, uydu görüntüleri ile kamuoyuna yansıyan görüntüler Gabar başta olmak üzere birçok bölgede geniş ormanlık alanların yok edildiğini ortaya koyuyor. Şırnak Barosu’nun 2021 yılında Orman Müdürlüğü verilerine dayanarak hazırladığı raporda ise ilin orman varlığının yalnızca yedi ayda yüzde 8 azaldığı belirtilmişti.   Kamuoyunun ve ekoloji örgütlerinin tüm itirazlarına rağmen ağaç kesimleri sürüyor. Kış aylarında ara verilen kesimler baharla birlikte yeniden başlarken, özellikle Besta bölgesinden yeni kıyım görüntüleri gelmeye devam ediyor.     Madencilik ve enerji faaliyetleri   Çevre Durum Raporu’nda hava kirliliğinin büyük ölçüde kış aylarında kullanılan yakıtlardan kaynaklandığı belirtilirken, Silopi Termik Santrali ile petrol ve madencilik faaliyetlerinin çevresel etkileri kapsamlı biçimde değerlendirilmedi.   Raporda, Silopi Termik Santrali’nde 2024 yılı içerisinde 840 bin 682 ton kömür kullanıldığı, bunun sonucunda 262 bin 636 ton uçucu kül ile 192 bin 521 ton katı atık oluştuğu bilgisi yer aldı. Buna rağmen bu faaliyetlerin hava kalitesi ve halk sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin bütünlüklü bir değerlendirme yapılmadı.     Raporda madencilik faaliyetleri yalnızca taş ocaklarıyla sınırlandırılırken, Gabar’da hızla artan petrol üretimi ile asfaltit sahalarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelere yer verilmedi. Resmi verilere göre Gabar’da günlük petrol üretimi 2024 yılı içerisinde 75 bin varile kadar yükseldi. DİSK’in verilerine göre ise Şırnak genelinde 2012 yılından bu yana 86 maden şirketi faaliyet yürütüyor.   Su kaynakları ve yasaklı köyler     Raporda su kirliliğinin tarım ve hayvancılık üzerindeki etkilerine ilişkin somut değerlendirmeler de yer almadı. Bölge halkı ve çevre örgütleri, kömür ocaklarından kaynaklanan atıkların yıllardır Nêrdûş Deresi’ni kirlettiğini dile getiriyor.   Öte yandan 1993 yılında boşaltılan ve uzun yıllardır giriş yasağı bulunan Cizîr’e bağlı Şax ile Hebler köylerinin 758 bin metrekarelik alanı 49 yıllığına Milli Savunma Bakanlığı’na tahsis edildi. Köylerde bulunan tapulu arazilerin de içinde yer aldığı alanın atış ve tatbikat sahası olarak kullanıldığı belirtiliyor.     Aynı bölgede Devlet Su İşleri’nin Nêrdûş Deresi üzerinde planladığı baraj ve HES projesi de yeni bir ekolojik tehdit olarak öne çıkıyor. Projenin hayata geçirilmesi halinde tarihi Şax köyü ile çok sayıda tarihi yapı ve yaşam alanı sular altında kalacak. 2026 yılına ilişkin resmi veriler bulunmazken, Şirnex Ekoloji Platformu’ndan Eylem Cin, bölgede yıllardır süren ekolojik yıkımı değerlendirdi.   Ekolojik denge bozuldu   Kürdistan’da yaşanan ekolojik yıkımın yalnızca çevresel bir tahribat olmadığını belirten Eylem Cin, bunun aynı zamanda “özel savaş politikalarının bir parçası” olarak yürütüldüğünü söyledi. Ekolojik yıkımla birlikte halkın tarihinin, kültürünün ve toplumsal hafızasının da hedef alındığını ifade eden Eylem Cin, özellikle 2015 sonrasında doğaya yönelik müdahalelerin yoğunlaştığını dile getirdi.     2015’ten bu yana özellikle Besta ve Elkê bölgelerinde yaygın ağaç kesimlerinin yaşandığını, 2020’den itibaren ise yüzlerce ton yaş ağacın kesildiğini ifade eden Eylem Cin, buna karşı halkın yoğun tepki gösterdiğini söyledi. Ağaç kıyımıyla birlikte hava kirliliğinin arttığını, sıcaklıkların yükseldiğini ve ekolojik dengenin bozulduğunu da belirten Eylem Cin, kesimlerin büyük bölümünün korucular eliyle gerçekleştirildiğini söyledi.   Halk yaşam alanlarından uzaklaştırılıyor   2015 sonrasında çok sayıda köyün boşaltıldığını, geniş alanların “özel güvenlik bölgesi” ilan edilerek halkın erişimine kapatıldığını kaydeden Eylem Cin, bunun göçü hızlandırdığını ve halkı kendi yaşam alanlarından uzaklaştırdığını söyledi. Ağaç kesimlerinin yoğunlaştığı bölgelerde askeri üs ve kalekolların inşa edildiğini hatırlatan Eylem Cin, Cudi, Gabar, Kato ve Marinos başta olmak üzere birçok bölgede askeri yapılaşma ile ekolojik yıkımın birlikte ilerlediğini ifade etti.   Barajlar tarih ve üretimi tehdit ediyor   Ağaç kesimlerinin yanı sıra baraj projelerinin de ekolojik ve kültürel yıkımı derinleştirdiğini belirten Eylem Cin, Qileban’a bağlı Heftborî ile Cizîr’deki Nêrdûş Deresi üzerinde planlanan projelerin hem doğal yaşamı hem de tarihi mirası tehdit ettiğini söyledi. Nêrdûş havzasında bulunan kale, kilise ve medreselerin barajlarla birlikte sular altında kalma riski taşıdığını belirten Eylem Cin, mera alanlarının ve tarımsal üretimin de zarar göreceğini ifade etti.     Barajların halkın ekonomik yaşamına doğrudan müdahale anlamına geldiğini söyleyen Eylem Cin, “Hayvancılık ve tarım geriliyor. Köy yaşamı ve komünal üretim kültürü tasfiye edilmek isteniyor. Ekolojik yıkımla birlikte halkın ekonomik gücü de hedef alınıyor” dedi.   Maden ve petrol faaliyetleri   2015 sonrasında Şirnex genelinde betonlaşmanın hızlandığını belirten Eylem Cin, Cudi Dağı eteklerinde kilometrelerce uzanan maden sahalarının oluştuğunu, Gabar’da ise petrol faaliyetleri kapsamında çok sayıda sondaj kuyusu açılarak yeni yollar yapıldığını söyledi. Bu çalışmaların ekolojik bütünlüğü bozduğunu ifade eden Eylem Cin, “Artık masmavi bir gökyüzüne hasret kaldık” sözlerine yer verdi.     Silopiya’daki termik santralin de yıllardır çevre ve halk sağlığını olumsuz etkilediğini dile getiren Eylem Cin, bölgede doğum oranlarının düştüğüne, kalp ve damar hastalıklarının arttığına ilişkin çok sayıda tanıklık dinlediklerini belirterek santralin yaşam hakkını doğrudan etkilediğini söyledi.   ‘Doğa özgürleşmeden toplum da özgürleşmez’   Barış ve demokratikleşme tartışmalarının sürdüğü bir dönemde ekolojik yıkımın devam ettiğini belirten Eylem Cin, “Bir sosyolojik ve demografik savaş yürütülüyor. Devletin halkla barışmasından önce bu halkın toprağından ve doğasından elini çekmesi gerekiyor. Doğa özgürleşmeden toplum da özgürleşmez” ifadelerini kullandı.     Şirnex’te HES projeleri şöyle:    *Şırnak Barajı ve HES işletmede.    *Musatepe-Kavşaktepe Enerji Grubu HES işletmede.    *Uludere Barajı ve HES işletmede.    *Silopi Barajı ve HES işletmede.    *Ballı Barajı ve HES işletmede.    *Uludere HES işletmede.    *Cizre Barajı ve HES üretim lisanslı.    *Ilıcak HES üretim lisanslı.    *Çetintepe Barajı ve HES üretim lisanslı.    *Silopi Enerji Grubu HES ön lisanslı.    *Can Barajı ve HES ön lisanslı.    *Meşetepe HES Ön lisanslı.    *Şenova Barajı ve HES lisanslı.    *Tuğba HES planlanıyor.    *Yüksekkaya Barajı ve HES planlanıyor.    *Sekerek HES planlanıyor.    *Ayvalık Regülatörü ve HES planlanıyor.    *Çağlayan HES planlanıyor.    *Silopi GES işletmede.    *Şehr-i Nuh Otel GES inşaatta.    *Cezeri GES ön lisanslı.    *Zümrüt GES ön lisanslı.    Yarın: İki dosya, ortak tablo: Geciken adalet