'Failleri değil, kadınları koruyun' 2026-10-27 09:02:12   İZMİR - İzmir’de son 10 günde üç kadının katledilmesine tepki gösteren kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesi ve 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanması çağrısında bulunarak, “Korkmuyoruz, evet. İtaat etmiyoruz, evet. Ama ‘Bu devlet niçin var?’ diye sormaktan da vazgeçmiyoruz” dedi.   Kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri, erkek egemen sistemin ve cezasızlık politikalarının gölgesinde devam ediyor. İzmir’de son 10 günde üç kadının katledilmesi, kadınların yaşam hakkının korunmasına yönelik mekanizmaların etkinliğini ve erkek şiddetinin önlenmesinde kamu kurumlarının sorumluluğunu yeniden gündeme getirdi. Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ve 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmamasının kadınları şiddet karşısında savunmasız bıraktığını belirterek, koruyucu ve önleyici mekanizmaların işletilmesini istedi.   ‘İstanbul Sözleşmesi’nin eksiksiz uygulanması gerekiyor’   İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından 6284 sayılı Kanun’un etkin uygulanmadığını belirten avukat Zelal Güneri, kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerindeki artışa dikkat çekti. Kadınların korunması için hukuki mekanizmaların işletilmesi gerektiğini vurgulayan Zelal Güneri, “Veriler ve bunlarla ilgili yapılan çalışmalar ortada. Kadın katliamlarının ve şüpheli kadın ölümlerinin önlenebilmesi için kolluğun görevini zamanında ve yerinde yapması, savcılığın etkin soruşturma yürütmesi gerekiyor. Kadınların ekonomik, fiziksel ve cinsel özgürlüklerini korumak için gerekli tüm mekanizmaların işletilmesi gerekiyor. Bir an önce İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesi ve sözleşmenin bütün hükümlerinin eksiksiz uygulanması gerekiyor. Bunun ancak bu yolla mümkün olduğunu düşünüyorum. Bu bahsettiğim, işin sadece hukuki boyutu. Bunun dışında toplumsal müdahalelere ve bir anlayış değişikliğine de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum” dedi.   ‘Bu devlet ne için var?’   Kadın katliamlarının önlenmesi için yasa yapıcıların ve kamu kurumlarının sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini belirten Feyza Eyikul, yaşanan katliamların kendisinde büyük bir acı ve öfke yarattığını söyledi. Feyza Eyikul, “Benim acım aynı zamanda kocaman bir öfkeyi ateşliyor. 10 günde üç kadının öldürülmesi ve bir kadının polis olan nişanlısı tarafından devletin ona verdiği silahla öldürülmesi bende hem büyük bir korku hem de acı yaratıyor. Buradan sesimizi duyabilecek herkese sesleniyorum: Devletin bunu yapması için kadın erkek herkes, sesini nerede yükseltebiliyorsa sesimize ses olsun. Korkmuyoruz, evet. İtaat etmiyoruz, evet. Ama ‘Bu devlet niçin var?’ diye sormaktan da vazgeçmiyoruz. Bu devlet bizi korumak için var” diye konuştu.   ‘Kadın katliamlarını durduracağız’   Kadın mücadelesine başladığı ilk dönemlerden itibaren kadın katliamlarından derinden etkilendiğini belirten avukat Esra Akın, katledilen kadınların yakınlarıyla birlikte yürüttükleri mücadelede güçlü bağlar kurduklarını ifade etti. Kadın katliamlarının önlenebilir olmasına rağmen gerekli adımların atılmamasının öfkesini artırdığını söyleyen Esra Akın, şunları belirtti: “Çözüm önerilerimiz yıllardır aynı. Neler yapılması gerektiğine ilişkin bir çözüm planı niteliğinde sıraladığımız maddeler var. Bunlar yapıldığında, aylık ve yıllık açıkladığımız verilerdeki kadın katliamlarının belki de tamamının önlenebileceğini biliyoruz. Bu yüzden bu durum beni öfkelendiriyor. Bunun karşısında neler yapılmalı? Az önce basın açıklamasında da saydık. 6284 dediğimiz bir kanun var. Bunun etkin uygulanması gerekiyor.    Bir kadın uzaklaştırma kararı aldıysa, bir kamu kurumuna ya da kolluk kuvvetine başvurduysa geri çevrilmemesi gerekiyor. Kadınların ulaşabileceği yollar muhakkak açık bırakılmalı. Sığınma evleri, karakollar ve yerel yönetimler her zaman kadınlara destek olabilecek politikalar üretmeli. Gündemde 13. Yargı Paketi var. Nafaka hakkının, iktidarın en kolay saldırabildiği haklardan biri olduğunu yıllardır görüyoruz. Bunun karşısında mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadınların, LGBTİQ+’ların ve bu toplumda ötekileştirilen, azınlık olan her kesimin mücadele etmekten başka şansı yok. Nafaka hakkımıza da yaşam hakkımıza da dokundurtmayacağız. Kadın cinayetlerini de durduracağız.”   ‘Kadınlar şiddete açık hale getiriliyor’   Kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerine karşı mücadelenin büyütülmesi gerektiğini belirten Elif Uyanık, erkek şiddetinin cezasızlık politikalarıyla beslendiğini ifade etti. İstanbul Sözleşmesi’nin önemine dikkat çeken Elif Uyanık, şöyle konuştu: “Kadın katliamları Türkiye’de devam ediyor. Şüpheli kadın ölümleri artıyor. Neden artıyor cinayetler ve şüpheli kadın ölümleri? Çünkü erkekler kadınları öldürmeyi kendilerinde hak görüyor. Şüpheli kadın ölümlerinin artmasının sebebi, tamamen cezadan kurtulmak için ölümleri şüpheli bırakmak. Fakat göz göre göre öldürülen, ‘Ölmek istemiyorum’ diyen kadınlar var.    Ataerkil sistemde erkek, kadın üzerinde şiddet uygulamayı kendinde hak görüyor. Boşuna ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ demiyoruz. Çünkü İstanbul Sözleşmesi, ‘Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayın, kız çocuklarını eğitin’ diyor. Fakat İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçiliyor. Bu da kadınları şiddete açık hâle getiriyor. İstanbul Sözleşmesi’nden değil; failleri cesaretlendiren cezasızlık politikalarından, üstü örtülü aflardan ve ataerkil sistemin erkek şiddetinden vazgeçilmelidir. Failleri korumaktan vazgeçilmelidir. İstanbul Sözleşmesi olsaydı, kadınlar etkin biçimde korunsaydı bugün bu cinayetleri konuşuyor olmayacaktık.”