Tek çözüm: Halkların birleşik mücadelesi
- 09:02 24 Şubat 2026
- Güncel
İSTANBUL- Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun, emperyalist kapitalist bir savaşın eşiğinde olunduğunu belirterek, Rojava’ya yönelik saldırıların halkların birlikte yaşam pratiğini ortadan kaldırmadığını vurguladı. Elif Torun, “Halkların birleşik mücadelesi tek çözümdür” dedi.
Ortadoğu’da dengelerin yeniden kurulduğu, saldırı ve operasyonların peş peşe geldiği bir süreçte Kürdistan’ın dört parçasında halk bir araya gelerek birlik mesajı verdi. “Halkların kardeşliği zayıfladı” iddialarının da yoğun olarak tartışıldığı bu süreçte bu söylem ise toplumlar arasındaki ortak yaşam iradesini hedef almayı amaçlıyor. Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun, dört parça Kürdistan merkezli gelişmelere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
‘Emperyalist kapitalist bir savaşın eşiğindeyiz’
Dört parça Kürdistan ve Orta Doğu’da hem emperyalist güçlerin hem de bölgesel sömürgeci aktörlerin kendi çıkarları doğrultusunda yeni planlar yaptığı bir süreçten geçildiğini dile getiren Elif Torun, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Kürdistan ve Orta Doğu’nun emperyalist ve sömürgeci güçler tarafından paylaşıldığını ve sömürüldüğünü hatırlattı. Elif Torun, “Bu da yetmedi; kendi politikaları doğrultusunda halkları birbirine düşman ederek yeni bağlantılar kurdular ve bir paylaşım sürecine girdiler. Bugün gelinen aşamada emperyalist kapitalist bir savaşın eşiğindeyiz. Sömürgeci güçler, aynı amaçlar doğrultusunda halkları birbirine düşman eden, savaştıran ve yok eden politikalar uygulamaktadır. Zaten uzun süredir bu politikalar gündemdedir” sözleriyle sürecin sürekliliğine dikkat çekti.
'Mücadele yalnızca Kürt halkı için değil'
Kürt özgürlük hareketinin yalnızca kendi halkı için değil, Ortadoğu halklarının özgürlüğü için de mücadele yürüttüğünü vurgulayan Elif Torun, “Bunu gözden kaçırmamak gerekir” dedi. Hareketin ideolojik bir çözüm geliştirmeye çalıştığını belirten Elif Torun, “Kürdistan halkının kurtuluşu, sömürge devlet sisteminin aşılması ve halkların ortak kurtuluşu ile birlikte tarif ediliyor” ifadelerini kullandı. “Emperyalist politikaların aparatı olan bir Kürdistan yerine, anti-emperyalist, anti-kapitalist ve halkların özgürlüğünü savunan bir Kürdistan hedeflenmektedir” diyen Torun, mücadelenin “yalnızca Kürt halkı adına değil, komşu halkları da gözeten ortak bir mücadele hattı” üzerinden yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.
‘Kurtuluş yok tek başına’
Elif Torun, Kürdistan özgürlük hareketinin mücadelesinin yalnızca ulusal sınırlar içinde ele alınamayacağını belirterek, “Kürdistan özgürlük hareketi, emperyalizme ve kapitalizme karşı başta Kürt halkı olmak üzere bölgede yaşayan bütün halkların özgürlüğü doğrultusunda mücadele ediyor. ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’; komşu halklar aynı sömürü düzeni altındayken tek başına bir kurtuluş mümkün değildir. Bu şiar doğrultusunda hareket eden bir mücadele hattı var. Özgürlük hareketinin pratiği de bu ortak mücadele perspektifiyle şekilleniyor” diye belirtti.
‘HTŞ emperyalist politikaların aparatıdır’
Cihatçı çetelere karşı verilen mücadelenin özellikle kadın özgürlük perspektifi temelinde geliştiğini söyleyen Elif Torun, “Kadın kurtuluşunu savunan ve bunun için bedel ödeyen bir direniş tarihi var. Enternasyonal sosyalistler de bu mücadelenin parçası oldu. Cihatçı çetelere karşı savaşırken ölümsüzleşen özellikle kadın yoldaşlarımızın mücadeleleri onurludur; onlar yaşamlarını ortaya koydular. HTŞ, emperyalist politikaların bir aparatıdır; sömürgeci devletlerin politikaları doğrultusunda halklara zulmeden, katleden bir yapıya karşı Rojava Devrimi, halkların ve inançların demokratik kuruluş modeli etrafında kendi kaderini tayin hakkını pratiğe geçiren bir deneyimdir” şeklinde ifade etti.
‘Halkların kardeşliği zayıfladı’ söylemi antipropagandadır
Elif Torun, son dönemde dile getirilen “halkların kardeşliği zayıfladı” yönündeki değerlendirmelerin antipropaganda olduğunu belirterek, Rojava’ya yönelik saldırıların dört parça Kürdistan’da ortak ruh ve dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti. Elif Torun, “Bunu halkların kardeşliğinin zayıflaması olarak okumak, yok sayılan bir ulusa karşı haksızlıktır. Dört parça Kürdistan’da sömürüye dayalı İslamcı yapılara karşı emperyalizmin yeni planları devrede. Bu planlara karşı, Kürdistan halkının birliği ve bölge halklarının kardeşliği doğrultusunda demokrasi ile devrimi birbirinden ayıramayız; bu mücadele bir bütündür. Kardeş halklar perspektifi boşa düştü safsatası, politik bir karalama kampanyasından ibarettir. Savaşın sürdüğü bir süreçte iniş ve çıkışların yaşanması kaçınılmaz; ancak bu, stratejik hedefi değiştirmeyecek. Yüzyıllardır birlikte yaşayan toplumların artık birlikte yaşayamaması mümkün değildir; gerekli olan, sürecin doğru analiz edilmesi ve mücadeleye kararlılıkla devam edilmesidir” diye ifade etti.
‘Halkların birleşik mücadelesi tek çözümdür’
DAİŞ’e karşı Rojava başta olmak üzere Suriye ve Irak genelinde tüm halkların ve inançların ortak bir direniş sergilediğini belirten Elif Torun, “Kürdistan’dan Musul’a, Reqa’dan Serekaniyê’ye kadar bu direnişe hem bölge halkları hem dünya halkları hem de Türkiye halkları tanıklık etti. Rojava Devrimi’ni hedef alan saldırılar karşısında dört parça Kürdistan’da ortak bir direniş hattı oluştu. Türkiye ve dünya halklarının da enternasyonalist dayanışma içinde durduğunu ve hâlâ durduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı. Rojava Devrimi’nin kadın öncülüğünde inşa edildiğini hatırlatan Elif Torun, “Devrim ilan edildiği andan itibaren faşist iktidarın çökertme ve yok etme politikaları gündemdeydi ve hiçbir zaman düşmedi. Buna rağmen Rojava, kardeşliğin, özgürlüğün ve barışın pratiğe geçtiği bir devrim. Emperyalist ve bölge sömürgeci devletlere karşı başta dört parça Kürdistan halkının mücadele birliği sağlanmalı; bunun yanında Türkiye işçi sınıfı ve bölge halklarıyla birleşik bir mücadele hattı örülmelidir. Halkların birleşik mücadelesi tek çözümdür” diye konuştu.
‘Birleşik mücadele büyütülmeli’
ESP’ye yönelik gerçekleştirilen operasyonun bir siyasi soykırım olduğunu ifade eden Elif Torun, devrimci ve sosyalist güçlere birleşik mücadele çağrısında bulundu. Elif Torun, “Bu süreçte birleşik bir hatta buluşmak tarihsel bir görevdir. Bu mücadele yalnızca Kürt halkının ya da Kürt özgürlük hareketinin mücadelesi değildir. Yıllardır enternasyonalist dayanışma içinde yer aldık. Faşizme, bu düzene ve zulme karşı olan tüm yapılar, tüm halklar bu birleşik mücadele hattında yer almalıdır. Kitlelerle, örgütlerle, sosyalist yapılarla ve STK’larla en geniş zeminde bir araya gelerek ortak mücadeleyi büyüteceğiz” dedi.
‘Kadınlar yılmıyor, birleşik mücadele büyüyor’
Elif Torun, yalnızca Rojava’da değil, dünyanın pek çok yerinde kadınların hareket halinde olduğunu belirterek, faşizmin doğasında var olan kadın ve çocuk düşmanlığına rağmen kadınların geri adım atmadığını ve birleşik bir hatta bir araya geldiğini kaydetti. Elif Torun, “Rojava Devrimi’nde de bunu gördük; kadınlar ön plandaydı. Farklı alanlardaki toplumsal mücadelelere bakıldığında da benzer bir tablo olduğunu görüyoruz. Hiçbir kuvvet kadınları durduramadı. Özellikle kadınlara yönelik saldırılara rağmen kadınların ve genç kadınların mücadelede ısrar ettiğini görüyoruz” diye konuştu. Kadın mücadelesinin birleşik bir hat üzerinden büyütülmesi gerektiğini vurgulayan Elif Torun, “Türkiye işçi sınıfındaki kadınlar, sendikalardaki kadınlar; nerede ve hangi alanda olursa olsun mücadele eden kadınlar ortak bir hatta buluşmalıdır. Alan deneyimleri de bunu doğruluyor: Kadınlar yılmıyor, mücadele ediyor” ifadelerini kullandı.







