‘Rojava’da yaşananlar entegrasyon sürecini sabote etme çabasıdır’

  • 09:02 16 Eylül 2026
  • Güncel
WAN – Kobanê’ye dönük saldırılara tepki gösteren kadınlar, “Rojava’da demokratik entegrasyon süreci tartışılırken Kürt bir savaşçının katledilmesini provokasyon çabası olarak görüyoruz” diyerek Rojava’da yaşananlardan sorumlu olanların ortaya çıkarılması gerektiğini söyledi.
 
Hesekê Tugayı savaşçısı Sîpan Hiznî’nin (Seban/Sami Şeyhmus Hasu) kaçırılarak katledilmesi ve Kobanê’deki protestolara müdahale edilmesi, Kürdistan ve Türkiye’de pek çok kentte protesto ediliyor. Demokratik entegrasyon sürecinin sabote edilmeye çalışıldığını ve yaşananların demokrasiye bir müdahale olduğunu dile getiren kadınlar, Rojava halkının yanında olduklarını belirtti.
 
Provokasyon çabası
 
Rojava’da demokratik entegrasyon sürecinin devam ettiğini ifade eden Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Wan İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, bu sürece dair bir çabanın da verildiğini belirtti. Gönül Uzunay, “Sîpan Hiznî, bir savaşçı olarak daha önce QSD içerisinde bulunuyordu ancak demokratik entegrasyon süreci kapsamında Suriye ordusu içerisinde yerini almıştı. Ancak yapılan saldırı sonucu Sîpan Hiznî arkadaşımız katledildi. Bu olay, sıradan bir olay değil. Özellikle Rojava’da demokratik entegrasyon süreci tartışılırken Kürt bir savaşçının katledilmesini provokasyon çabası olarak görüyoruz. Çünkü hem bu demokratik entegrasyon sürecini sabote etmek istiyorlar hem de özellikle yeniden bir Kürt-Arap savaşını gündeme getirmeye çalışıyorlar. Rojava yıllardır ayakta ve elde ettiği kazanımları için mücadele ediyor. Rojava halkı özellikle onuru için çok büyük bedeller verdi ama hiçbir zaman o onurdan vazgeçmedi” dedi.
 
‘Süreci kim sabote etmek istiyorsa ortaya çıkmalı’
 
Kürdistan’da yaşayan Kürtler olarak Rojava halkının yanında olduklarını söyleyen Gönül Uzunay, “Günlerdir Kobanê halkı başta olmak üzere Rojava halkı yine ayakta. Bizler de onların yanındayız. Buradan özellikle Suriye Devleti’ne sesleniyoruz. Bu olayı kim yaptıysa ortaya çıksın, gerekli ceza verilsin. Çünkü eğer bugün demokratik bir Suriye’den ve yeni bir hükümetten bahsediyorlarsa özellikle üstü kapalı bir şekilde gerçekleştirilen bu katliamları açığa çıkarmaları gerekiyor. Bu olayda kimin sorumluluğu varsa, bu süreci kim sabote etmek istiyorsa ortaya çıkmalı ve gereken tüm cezalar da verilmeli. Buradan tüm Rojava halkına başsağlığı diliyoruz. Kobanê cezaevinde gerçekleşen yangın sonucu yaşamını yitirenlere de rahmet diliyoruz. Umarım yaralı olanlar bir an önce sağlıklarına kavuşurlar. Bakûr halkı olarak her zaman olduğu gibi bugün de Rojava halkının yanındayız” şeklinde konuştu.
 
‘Rojava’da olan her şey Türkiye’deki Kürtleri de bağlıyor’
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şube Eşbaşkanı Ayten Kıran, Türkiye’de bir sürecin başladığını ancak bu sürecin yansımalarının pek fark edilmediğini dile getirdi. Aynı şekilde Rojava’da da bir entegrasyon sürecine girildiğini ifade eden Ayten Kıran, “Rojava’ya yapılan saldırılar hâlen hiç hızını kesmeden devam ediyor ve sürekli saldırılar var. Entegrasyon sürecine girdikten sonra Mazlum Abdi SDG’yi feshetti. Ancak askerlerin katledilmesine kadar gitti oradaki süreç. Yine ana dilinde eğitim olarak değerlendirirsek eğer Rojava’da olan her şey Türkiye’deki Kürtleri de bağlıyor. Rojava’da Kürtçe eğitim yapılmasına rağmen bugün entegrasyon sürecinden sonra haftada üç saate indirilmiş bir durumda. Bu da çok vahim bir durum. Bizim demokratik toplum sürecinde anadil, kültür ve eğitim noktasında taleplerimiz varken böyle bir iyileştirme beklerken Rojava’yla aynı kaderi paylaşmak da bizi çok düşündürüyor. O sebeple demokratik toplum sürecinde yapılan bütün anlaşmalara uyulması gerekiyor. Çok uzatmadan, çok da sürece yaymadan bu sürecin sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Çünkü sürece yayıldıkça farklı farklı yerlerden provokasyonlar, farklı farklı yerlerden şikâyetler, farklı farklı yerlerden saldırılar oluyor. Bu da bizi inanılmaz şekilde rahatsız ediyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Kınıyoruz, kabul etmiyoruz’
 
Barış Annesi Hanife Kaçak da Rojava halkının tüm halklar gibi temel haklarına sahip olması gerektiğini ve barışa ihtiyacı olduğunu dile getirerek, “Ancak ne yazık ki hâlâ vahşice canlarımıza saldırıyorlar. Rojava’da yaşananların hiçbirini kabul etmiyoruz. Biz hepimiz barışı bekliyoruz. Rojava’da yaşananları kınıyoruz. Bu yapılanlar asla kabul edilemez, kabul etmeyeceğiz” diye belirtti.
 
‘Barış istemeyenler savaşı çıkarları için kullanıyor’
 
Kurdîgeh (Kürt Kültürünü ve Dilini Geliştirme Derneği) Eşbaşkanı Arife Arslan ise Rojava’da entegrasyon sürecinin başladığını ve birçok noktada da gerçekleştiğini söyledi. Arife Arslan, “Barışın sağlanmasını istemeyen karanlık güçler, savaşı kirli çıkarları için kullanıyorlar. Bu sebeple bu süreci sabote etmek istiyorlar. Bu olaylara sebep olanları da kınıyoruz. Kürt gençlerine yönelik bu saldırı ve katliamları kabul etmiyoruz. Kınıyoruz ve her zaman da buna karşı tepkimizi göstereceğiz. Elimizden ne geliyorsa yapacağız. Bugün burada tepkimizi göstermek üzere toplandık. Çünkü biz birbirimizden ayrı değiliz. Biz bir halkız, dört ulus devlet içerisinde katliamlar yaşıyoruz. Yaşamın bütün alanlarında zorlu süreçlerden geçiyoruz. Bu süreçleri sabote etmek isteyenler, böyle kirli güçler maalesef ki var. Burada da Rojava’da da var. Ancak biz halk olarak tüm bunlara karşı tepkimizi ortaya koyuyoruz. Rojava’ya destek oluyoruz. Biz biriz, her daim de birbirimize destek olacağız. Yaşanan olayları da tekrardan kınıyoruz” diye ifade etti.
 
‘Bu süreç barışın sağlanması için var’
 
Pakize Demir de bir süreç varken ne Rojava’da ne de Türkiye’de katliamların yaşanması gerektiğini dile getirerek, bu sürecin savaşın son bulması ve barışın sağlanması için başladığını kaydetti. Pakize Demir, “Biz ne Kürdistan’da ne Türkiye’de ne de başka bir yerde katliamların yaşanmasını istemiyoruz. Biz barışın sağlanmasını istiyoruz. Bu süreç de o yüzden var. Bu süreç sorunların yaşanacağı değil, birlikte olacağımız bir süreç olmalı. Özellikle Kürtler için de çok önemli bir süreç. Bugüne kadar hem burada hem de Rojava’da birçok şehit verdik. Bunu kabul etmiyoruz. Barış olursa her iki taraf için de en iyisi olur. Rojava’da da artık çatışma, savaş olmasın. Gençler katledilmesin. Öyle bir barış sağlansın ki hem burada hem de Rojava’da başımız dik olsun. Biz savaş değil, barış istiyoruz” dedi.