Botan’da çoklu savaşın yüzü (4)

  • 09:02 24 Eylül 2026
  • Dosya
Çocuklarımız uyuşturucunun hedefinde 
 
Rojda Aydın 
 
ŞIRNEX - Oğlunu uyuşturucu bağımlılığından kurtarmak için defalarca resmi kurumlara başvurduğunu anlatan S.T., oğlunun tutuklanmadığını kaydetti. S.T., Botan’da uyuşturucunun bilinçli bir şekilde yaygınlaştırıldığını ve buna karşı mücadele çağrısında bulundu.  
 
Botan’da giderek yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı yalnızca bireysel bir bağımlılık sorunu olarak değil, toplumsal yapıyı hedef alan politikaların bir sonucu olarak görülüyor. Yıllardır çatışmalı süreçlerin, yoksulluğun, göçün ve işsizliğin etkisi altında yaşayan gençler, bugün bağımlılık üzerinden yeni bir kuşatma ile karşı karşıya bırakılıyor.
Uyuşturucunun yaygınlaşmasıyla birlikte en ağır yükü ise aileler, özellikle de anneler taşıyor. Çocuklarını bağımlılıktan kurtarmak için yıllardır mücadele eden aileler, yalnızca uyuşturucuyla değil; yetersiz sosyal destek ve etkin mücadele yürütülmediği yönündeki eleştirilerle de baş başa kalıyor.
 
Dosyamızın dördüncü bölümünde, oğlunu uyuşturucu bağımlılığından kurtarmaya çalışan bir annenin tanıklığı üzerinden, bağımlılığın ailelerde yarattığı yıkım, annelerin mücadelesi ve Botan’da giderek derinleşen toplumsal sorun ele alıyoruz.  
 
‘Cizîra Botan direnişin kentiydi’
 
Oğlu A.T.’nin uyuşturucuya sürüklenmesine dair konuşan anne S.T., Kürdistan’da bu politikaların bilinçli bir şekilde yürütüldüğünü kaydetti.  Cizîr’de özyönetim sürecinde çatışmaların en uzun yaşandığı 3 ayların ardından Kürdistan’da uyuşturucu satışı ve kullanımının giderek yaygınlaştığını belirten S.T., “Özyönetim sürecinin ardından Kürdistan’ın her yerine bilinçli bir şekilde uyuşturucu dağıtıldı. Çocuklarımızın ve gençlerimizin yönünü uyuşturucuya verdiler. Cizîra Botan’ın tarihinde daha önce böyle bir şey yaşanmadı. Türkiye kentlerinden daha çok bugün burada satılıyor. Eskiden Türkiye kentlerinde fazlaydı. Şimdi ise Cizîra Botan’dan tutalım Kürdistan’ın her yerinde uyuşturucu yaygınlaşıyor. Cizîra Botan direnişin ve şehitlerin kentiydi. Ama yasakların ardından Botan çok fazla değişti. Tüm kirli oyunlar bugün burada yürütülüyor” dedi. 
 
Cizîra Botan’da ki tablo 
 
Kürt çocuklarının bu politikalara sürüklendiğini kaydeden S.T., tüm ailelere çocuklarına sahip çıkmaları ve bu kirlilikten uzak tutma çağrısında bulundu. Botan’da herkesin uyuşturucuya karşı birlik olup ayaklanması gerektiğini ifade eden S.T., “Bu kirli politikaları Cizîra Botan’da kabul edemeyiz. Bugün çocuklarımıza uyuşturucuyu getirip verenler bize düşman olanlardır. Eğer ki düşmanımız olmasaydılar bugün bu uyuşturucuyu getirip çocuklarımıza vermezlerdi. Bugün baktığımızda yurtsever aile çocuklarının çoğu uyuşturucuya bulaştırılmış” diyerek Botan’daki tabloyu gözler önüne koydu. 
 
‘Çocuklarımız uyuşturucu tuzağına düşürülmüş’
 
Oğlunun şimdi cezaevinde olduğu belirten S.T., “Hangi aile ister ki çocuklarının bu kötü yola düşmelerini. Eğer ki dışarısı düzelmişse elbette oğlum cezaevinden çıksın. Ama dışarısı hala bu kadara kötüyken oğlumun cezaevinden çıkmasını istemiyorum. Bu nedenle oğlumun cezaevinde kalması için her işte çalışıp ona para gönderirim. Ama yeter ki bu kirlilikten kurtulsun. Çünkü şuan oğlumun nerede olduğunu biliyorum. Eğer ki dışarda olsaydı ben onun nerede olduğunu bilmeyecektim. Uyuşturucudan dolayı birçok genç ailelerini katletti, kadın ve çocuklara tecavüz edildi. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu kirli politikaların önünün bir an önce tutulmasını istiyoruz. Uyuşturucu ticaretini çocuklarımız üzerinden yapıyorlar, çocuklarımıza satıyorlar. Uyuşturucu satanların yerlerini kimler biliyorsa bugün herkesin teşhir etmesi gerekiyor. Kimse susmasın. Çocuklarımızı bu halde görünce içimiz yanıyor. Bir dönem zulme karşı olan gençlerimiz, bugün uyuşturucunun tuzağına düşmüşler” diye belirtti. 
 
‘Siyasete değil, uyuşturucuya bulaşsınlar diyorlar’
 
Oğlunun uyuşturucuyu kimden aldığını bilmediğini söyleyen S.T., oğlunun uyuşturucudan dolayı tutuklu olduğu kaydetti. S.T., devamında şunları söyledi: “Oğlum hiçbir zaman kimden aldığını söylemedi. Oğlum uyuşturucu kullanırken onunla bırakması için çok kez kavga ettik. Oğlum bana ‘anne ben bu yola düşmeyi istemiyordum’ diyordu. Oğlum böylesi bir yola düşecek biri değildi. Yasaklardan sonra nasıl düştü, kimden aldı bilmiyorum. Bize düşman olanlardan aldığını düşünüyorum, onun dışında kim verebilir. Çocuklarımızı böyle uyuşturucuya alıştırdılar. Bugün ticareti yapılmamış olsaydı Botan’da bu kadar fazla olmazdı. Diyorlar siyasete girmesinler, ne yapıyorlarsa yapsınlar” dedi. 
 
Polisten anneye: Zaten oğlun ölmüş gitmiş, bırak gitsin
 
Uyuşturucu nedeniyle oğlunu defalarca emniyete şikayet ettiğinin altını çizen S.T., “Oğlum uyuşturucudan kurtulsun istiyordum, tek yol buydu. Emniyete gidip şikayette bulundum. Onlara ‘oğlumun nerede olduğu sizler biliyorsunuz’ dedim. Biri bana ‘onların yerlerine gitme seni öldürürler’ dedi. Bende dedim öldürsünler. Oğlum uyuşturucu kullanırken nerede olduğunu bilmezdim. Her yerde onu arardım. Oğlumu aradığım bir gün polis aracını gördüm. Ve önüne atladım. Bana ‘ne var teyze’ dediler. Bende dedim ‘nasıl ne var. Hem uyuşturucuyu getirip satıyorsunuz, hem de tutukluyorsunuz’ dedim. Bana ‘sizde çocuklarınıza sahip çıkın’ dedi. Bende ‘nasıl bu yaşta onlara sahip çıkalım’ dedim. Çocuklarımız okula gidiyorlar. Okul önlerine gidenler bir şeylerin içine koyup verip satıyorlar. Çocuklarımız alırken, hiçbir şeyden habersizce alıyor onları. Onlara ‘siz gözaltına alıyorsunuz, sonra arka kapıdan bırakıyorsunuz’ dedim. İnsan oğlunu şikayet eder mi? Ben ettim. Uyuşturucudan kurtulması için şikayetçi oldum birçok kez. Emniyette bulunan bir polis bana, ‘zaten oğlun ölmüş gitmiş. Bırak gitsin’ dedi. Bende dedim ‘oğlum nasıl bitmiş, nasıl bırakayım.’ İnsan ciğerinden vazgeçebilir mi? Şikayetlere rağmen oğlum tutuklanmadı. Bana ‘bir şey yapmamış’ diyorlardı” sözleriyle polislerin işlem yapmadığını kaydetti. 
 
‘Oğlum tutuklandığında mutlu oldum’
 
Ailelerin çocuklarını uyuşturucudan uzak tutması ve koruması için çağrıda bulunan S.T., herkesin uyuşturucuya karşı tek ses olması ve ayaklanması gerektiği vurguladı. Şikayetlere rağmen oğlunun tutuklanmadığını söyleyen S.T., “Bir gün gelip bana oğlun tutuklandı dediler. Ben çok mutlu oldum, adeta halay çektim. Çünkü oğlum dışarda tehlikedeydi, uyuşturucunun içindeydi. İçerisi onun için bir kurtuluş yoluydu. 3 aydır tutuklu. Uyuşturucudan dolayı birkaç dosyası var. Oğlumun şimdi de bırakılmasını istemiyorum. Çünkü mahalle ve sokaklar hala kirli, hala uyuşturucu satışı yapılıyor. Tek umudumuz çocuklarımızın bu kirli yoldan kurtulmasıdır” dedi. 
 
Yarın: Botan’da ekolojik talan: Raporlar neyi saklıyor?