8 Mart ile Özgür ve Demokratik Topluma (2)
- 09:01 21 Şubat 2026
- Dosya
ABD’de kadınların ortak mücadelesi: Beden, emek, barış
Dilan Babat
HABER MERKEZİ - Kürtaj yasaklarından silah politikalarına, bakım emeğinden göçmen karşıtı uygulamalara kadar ABD’de kadınlar, kazanılmış hakların geri alınmasına karşı alanlarda olmaya devam ediyor.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, yalnızca bir anma günü değil; kadınların yüzyılı aşan eşitlik, özgürlük ve yaşam mücadelesinin bugünle kurduğu politik bağın yeniden görünür olduğu bir eşik. Dünyanın birçok yerinde kadınlar, erkek şiddetine, yoksullaştırmaya, savaş politikalarına ve bedenleri üzerindeki tahakküme karşı sokaklarda buluşurken; 8 Mart, kazanılmış hakların geri alınmasına dönük saldırılara karşı da ortak bir itiraz hattına dönüşüyor. Bu yıl da kadınlar, “yaşamı savunma” ekseninde büyüyen mücadelelerini meydanlara taşıyor; beden hakkından emeğe, barış talebinden adalet arayışına uzanan taleplerle “geri adım yok” diyor.
Dosyamızın bu bölümünde ABD’de kadınların hangi taleplerle sokağa çıktığını derledik.
Kürtaj hakkı: Benim bedenim, benim kararım
ABD’de son bir yılda kadın eylemlerinin merkezinde kürtaj hakkı yer aldı. Federal düzeyde anayasal güvence ortadan kaldırıldıktan sonra birçok eyalette kürtaj fiilen yasaklandı ya da ağır kısıtlamalara tabi tutuldu. Kadınlar, özellikle Texas, Florida, Alabama ve Tennessee gibi eyaletlerde kürtaj yasaklarına karşı kitlesel protestolar düzenledi. Kadın örgütleri, kürtaj yasaklarının kadınları güvensiz, yasadışı ve ölümcül yollara ittiğini vurguladı. Siyahi kadınlar, yoksul kadınlar ve göçmen kadınlar için bu yasakların çok daha ağır sonuçlar doğurduğuna dikkat çekildi. Kadınlar, kürtaj hakkının bir “ahlak” değil, doğrudan yaşam ve sağlık hakkı olduğunu ifade etti.
Kadınlar, “My body, my choice” (Benim bedenim, benim kararım) sloganıyla sokaklardan çekilmedi.
Erkek şiddeti ve silah politikaları
Ülkede kadınların sokağa çıktığı bir diğer temel başlık erkek şiddeti ve silahlanma politikaları oldu. Kadınlar, aile içi şiddet, kadın katliamları ve kitlesel silahlı saldırılara karşı devletin koruyucu mekanizmalar üretmediğini vurguladı. Özellikle kadın örgütleri, silah yasalarının gevşekliğinin kadınların yaşamını doğrudan tehdit ettiğini belirterek, “silah özgürlüğü” söylemine karşı yaşam hakkını savundu. Şiddet mağduru kadınlar, adalet sisteminin failleri koruduğunu, uzaklaştırma ve koruma kararlarının yetersiz kaldığını dile getirdi. Kadınlar, sokakta “güvende yaşamak istiyoruz” diyerek erkek şiddetini temel gündemleri haline getirdi.
Emek ve bakım krizi: Kadınlar yoksulluğa karşı ayakta
Kadın eylemlerinin emek ve bakım krizi ekseninde de yoğunlaştığı ülke genelinde sağlık, eğitim, bakım ve hizmet sektörlerindeki düşük ücretler, güvencesiz çalışma ve sendikasızlaştırmaya karşı grevler ve protestolar örgütlendi. Kadınlar, bakım emeğinin sistematik olarak görünmez kılındığını, çocuk, yaşlı ve hasta bakımının kendi omuzlarına yüklendiğini vurguladı. Özellikle tek başına çocuk büyüten kadınlar ve göçmen kadınlar, yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlandıklarını ifade etti.
“Bakım emeği kamusal bir sorumluluktur” diyerek neoliberal sosyal politika anlayışına karşı çıkıldı.
Siyah ve göçmen kadınlar: Irkçılığa ve polis şiddetine karşı mücadele
Ülkede kadın mücadelesinin önemli bir ayağını siyah ve göçmen kadınların direnişi oluşturdu. Polis şiddeti, ırkçı uygulamalar ve sınır politikaları, kadın eylemlerinin temel gündemleri arasında yer aldı. Siyahi kadınlar, polis şiddeti sonucu yaşamını yitiren kadınlar için adalet talebiyle yürüyüşler düzenledi. Göçmen kadınlar ise sınır dışı edilme tehdidine, gözaltı merkezlerindeki kötü koşullara ve ailelerin parçalanmasına karşı ses yükseltti. Kadınlar, göç politikalarının “güvenlik” değil, açık bir devlet şiddeti olduğunu vurgulayarak, sınırların kadın bedenleri üzerinden kurulan bir denetim mekanizmasına dönüştüğünü dile getirdi.
Savaş politikalarına karşı kadınlardan barış çağrısı
Son bir yılda savaş ve militarizm karşıtı eylemlerde de yer alan kadınlar, ABD’nin politikalarına karşı sesini yükseltti. Gazze’ye yönelik saldırılar başta olmak üzere ABD’nin dış politikada sürdürdüğü askeri müdahaleleri tepkiyle karşılayan kadınlar, aynı zamanda savaş bütçelerine ayrılan kaynakların sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlerden kesildiğini vurguladı. Özellikle Filistinli kadınlarla dayanışma eylemleri, üniversitelerde ve kent merkezlerinde geniş katılımla gerçekleşti. ABD’de kadın hareketi, barışı bir “dış politika” meselesi değil, doğrudan bir kadın ve yaşam hakkı meselesi olarak ele aldı.
Geri adım yok
ABD’de kadınlar, sokağa çıkarak şunu açık biçimde ortaya koydu: kazanılmış haklar kalıcı değil ve her gün savunulması gerekiyor. Kadınlar, kürtajdan emeğe, şiddetten savaşa kadar uzanan geniş bir hatta mücadele yürüttü. 8 Mart’a giderken ABD’de kadınlar, eşitliğin ötesinde yaşam, özgürlük ve barış talebini yükseltti. Kadınlar, bedenlerine, hayatlarına ve geleceklerine sahip çıkmaya devam ediyor.
Yarın: Avrupa’da kadınların isyanı









