8 Mart ile Özgür ve Demokratik Topluma (8)
- 09:01 27 Şubat 2026
- Dosya
Jîna Emînî isyanından 8 Mart’a uzanan çizgi
Derya Ceylan
HABER MERKEZİ – Rojhilat ve İran’da kadınlar, saçlarını keserek, başörtülerini yakarak ve ‘Jin, Jiyan, Azadî’yi duvarlara yazarak, 8 Mart’ta erkek-devlet şiddetine karşı özgürlük ve eşitlikten yana yeni bir toplumsal sözleşme talebini yükseltiyor.
8 Mart, sadece takvimdeki bir gün değil; yüzyıllardır süren kadın özgürlük mücadelesinin, sokaklara, meydanlara, evlere ve zihinlere kazınmış adıdır. Dünyanın dört bir yanında kadınlar, en temel hakları olan yaşam, özgürlük, eşitlik ve adalet için her gün direniyor; 8 Mart ise bu direnişin hem hafızası hem de geleceğe verilen sözü oluyor. Erkek egemen devlet aklının savaşlarına, yoksulluğuna, şiddetine ve yasalarla ördüğü ayrımcılığa karşı, kadınların “artık yeter” dediği her an, bu günü salt bir kutlamanın ötesine taşıyor.
İran ve Rojhilat’ta da kadınlar, tam da bu tarihsel isyan zincirinin en görünür, en sarsıcı halkalarından birini örüyor. Zorunlu örtünmeden ahlak polisliğine, idam tehdidinden çok yönlü ulusal-cinsiyetçi baskı politikalarına kadar uzanan bu kuşatma, kadınların bedenleri ve yaşamları üzerinde mutlak bir denetim kurmayı hedefliyor. Fakat her baskı dalgası, yeni bir örgütlenme, yeni bir söz ve yeni bir isyan biçimiyle karşılanıyor.
Dosyamızın bu bölümünde, Jîna Emînî’nin katledilmesinden yükselen “Jin, Jiyan, Azadî / Zan, Zendegi, Azadi” isyanının, 8 Mart’la buluşan özgür ve demokratik toplum mücadelesinde nasıl bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekiyoruz.
Rojhilat ve İran’da kadınlar son yıllarda, zorunlu örtünme, ahlak polisliği, idam tehdidi, yoksulluk ve çok yönlü ulusal-cinsiyetçi baskı politikalarına karşı kesintisiz bir direniş ördü. Özellikle 22 yaşındaki Kürt kadın Jîna Emînî’nin 16 Eylül 2022’de “ahlak polisleri” tarafından gözaltına alındıktan sonra işkence edilerek katledilmesi, hem Rojhilat’ta hem de İran’ın dört bir yanında bir eşik oldu.
Meydanlarda ‘Jin, Jiyan, Azadî’ sloganı yankılandı
Jîna Emînî’nin Seqîz'de toprağa verildiği gün kadınların başörtülerini çıkararak “Jin, Jiyan, Azadî / Zan, Zendegi, Azadi” sloganını haykırması, yıllardır Kürt kadın hareketinin taşıdığı bu sözleri tüm ülkenin ve dünyanın sloganına dönüştürdü. Kısa süre içinde bu söz, hem Rojhilat sokaklarında hem de dünyanın dört bir yanında meydanlarda, kadın yürüyüşlerinde, 8 Mart alanlarında yankılandı.
Toplumsal sözleşme vurgusu
Jîna Emînî’nin ardından başlayan ve sınırları aşan bu isyan, sadece başörtüsü dayatmasına değil, kadınların bedenleri ve yaşamları üzerinde kurulan erkek-devlet denetimine, Kürtler başta olmak üzere tüm halklara uygulanan ulusal baskıya, işçilere, öğrencilere ve yoksullara dayatılan neoliberal yıkıma karşı bir bütün olarak yükseldi. Rojhilat kentlerinden Tahran’a, Tebriz’den Şiraz’a kadar meydanlar, üniversite kampüsleri ve mahalleler kadınların öncülüğünde günlerce boş kalmadı; kadınlar saçlarını keserek, başörtülerini yakarak ve duvarlara “Jin, Jiyan, Azadî” yazarak yeni bir toplumsal sözleşmenin mümkün olduğunu haykırdı.
Rejimin isyana karşı saldırıları
Rejim ise bu kadın öncülüğündeki ayaklanmayı bastırmak için tutuklama, işkence, idam, zorla itiraf dayatmaları, mezarların tahrip edilmesi ve çocukların okullarına yönelik kimyasal saldırılar dahil her türlü yöntemi devreye soktu. Rojhilat’ta ve İran genelinde yüzlerce kişi katledildi, binlercesi yaralandı, on binlerce kadın ve genç gözaltına alınıp cezaevlerine konuldu.
Kadın özgürlük mücadelesi hedef haline getirildi
Kürt kadın siyasetçiler ve aktivistler, ağır tecrit, sürgün ve sağlık hakkının gaspı ile karşı karşıya bırakıldı; Zeynep Celaliyan gibi isimler hem kimlikleri hem de kadın özgürlük mücadelesindeki rolleri nedeniyle özel hedef haline getirildi. Kadın kurumları kapatıldı, dernek tabelaları indirildi, avukatlar tehdit edildi; buna rağmen kadınlar yeraltı ağları, dijital mecralar ve gündelik hayatın küçük ama ısrarlı itaatsizlik pratikleri üzerinden birbirlerine ulaşmanın yollarını buldu.
Dijital medyada örgütlenme
Tüm bu ağır saldırılara rağmen, Rojhilat ve İran’da kadınların “yaşamı geri alma” iradesi kırılmadı. 2023 boyunca ve sonrasında da kadınlar, farklı biçimlerde eylemleri sürdürdü; üniversitelerde, fabrikalarda, mahallelerde, kültür-sanat alanında ve dijital medyada örgütlenmeye devam etti.
Dünya çapında eylemler
Dünya çapında verilen ödüller, dayanışma kampanyaları ve sokak eylemleri, hem Jîna Emînî’nin hem de isyanın öncüsü olan kadınların adını uluslararası bir hafızaya yerleştirdi; ancak kadınlar için asıl belirleyici olan, bu mücadelenin Rojhilat’ta ve İran’da günlük yaşamın dokusuna sinmesi oldu. Sokakta saçını açık taşıyan, işyerinde kuralları zorlayan, okulda “ahlak” dayatmalarına itiraz eden her kadın, isyanın sürekliliğinin bir parçasına dönüştü.
Rojhilat ve İran’da Jîna isyanıyla açığa çıkan kadın öfkesi, rejimin tüm baskı ve idamlarına rağmen 2023’le sınırlı kalmadı. 2024 boyunca zorunlu örtünme yasaklarına karşı sokağa çıkan, başörtüsünü fiilen reddeden ve “Jin, Jiyan, Azadî” sloganını 8 Mart alanlarına taşıyan kadınlar, rejimin yeni gözetim ve “ahlak” planlarını da boşa düşürdü.
Direniş rejimin planını boşa çıkardı
2024’te devreye sokulan ve kameralardan yüz tanımaya kadar uzanan Noor Plan ile ahlak polisinin geri dönüşü, kadınların baskılar karşısında sivil itaatsizliğini durduramadı. Metroda, otobüste, üniversite kampüslerinde ve kamu kurumlarında kadınlar, kimi zaman toplu eylemlerle, kimi zaman da bireysel ama görünür direniş biçimleriyle bu planı hükümsüzleştirdi.
Yeni bir demokratik toplum arayışının buluşma günü
2025’te ağırlaşan ekonomik krizle birlikte Rojhilat ve İran’ın birçok kentinde yükselen yeni protesto dalgasının önünde yine kadınlar yürüdü; açlık sınırının altında ücretler, art arda gelen zamlar ve işsizlikle birleşen siyasal baskıya karşı sokaklara çıkan kitlelerin en dinamik gücü yine kadınlar oldu. Binlerce gözaltı, işkence ve artan idam tehditlerine rağmen Kürt, Beluc, Azerî ve Fars kadınlar arasındaki ittifak genişledi; işçi kadınlar, öğrenci kadınlar ve ev emekçisi kadınlar aynı sloganlarda buluştu. Böylece “Jin, Jiyan, Azadî” çizgisi, 8 Mart’ları hem hesap sorma hem de yeni bir demokratik toplum arayışının buluşma gününe çevirdi.
Özgürlük talebi yeniden ilan edildi
8 Mart’lar da bu direnişin hem hafızası hem de güncel buluşma zemini haline geldi. Rojhilat ve İran’ın pek çok kentinde kadınlar, yasak ve baskı tehdidine rağmen 8 Mart’ı sadece “kadınların günü” olarak değil, Jîna Emînî’den bugüne uzanan isyanın, Kürt kadın hareketinin geliştirdiği “Jin, Jiyan, Azadî” paradigmasının ve özgürlük talebinin sokakta yeniden ilan edildiği bir politik gün olarak sahiplendi.
Mücadelenin sürecine dair ortak sözde buluşma
Bu nedenle Rojhilat ve İran’da son yılların 8 Mart’ı, Jîna Emînî’nin mezar taşına kazınan “Ölmeyeceksin, adın sembol olacak” sözünün, kadınların kolektif yürüyüşünde canlı bir gerçekliğe dönüştüğü gün olarak tarihe geçti. Her 8 Mart’ta mezar başında yakılan mumlar, duvarlara yazılan sloganlar ve meydanlarda taşınan Jîna Emînî’nin fotoğrafları, hem geçmiş isyanın hesabını sorma hem de özgür ve demokratik bir toplum için verilen mücadelenin süreceğine dair bir söz niteliği taşıyor.







