Üç sözcük, bir felsefe (1)
- 09:02 11 Eylül 2026
- Dosya
Yarım asırlık mücadeleden dünyaya: Jin, jiyan, azadî
Derya Ceylan
HABER MERKEZİ - Kürt kadınların onlarca yıllık özgürlük mücadelesinde şekillenen “Jin, jiyan, azadî”, Rojava Devrimi ve Kobanê direnişiyle sınırları aştı, Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından ise dünyanın dört bir yanında yükseldi. Üç Kürtçe sözcük kadınların ortak özgürlük sloganlarından birine dönüşürken, onu var eden tarihsel mücadele çoğu kez geri planda bırakıldı.
Dünyanın farklı coğrafyalarında kadınların erkek egemenliğine, devlet şiddetine, savaşa ve baskıya karşı yükselttiği “Jin, jiyan, azadî”, bugün birçok dilde söyleniyor. Seqiz’de Jîna Emînî’nin mezarı başında kadınların haykırdığı üç Kürtçe sözcük, kısa sürede Rojhilat’tan İran’a, Avrupa’dan Amerika’ya, Afganistan’dan Avustralya’ya kadar dünyanın birçok yerinde meydanlara taşındı.
Ancak “Jin, jiyan, azadî”nin tarihi 2022’de başlayan isyanla sınırlı değil. Sloganın kökeni, Kürt kadınların yaklaşık yarım asra yayılan özgürlük mücadelesine dayanıyor. Bu süreçte erkek egemenliğine ve zihniyetine güçlenen kadın örgütlenmesi; cezaevi direnişlerinden 8 Mart ve 25 Kasım eylemlerine, kadın meclislerinden yerel yönetimlerdeki özgün kadın çalışmalarına kadar yaşamın birçok alanına yayıldı. Rojava Devrimi’yle toplumsal bir sisteme dönüşen kadın özgürlük paradigması, Kobanê direnişiyle dünya genelinde duyuldu.
Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından “Jin, jiyan, azadî” farklı dillere çevrilerek dünyanın birçok yerinde kadınların özgürlük mücadelesinde yükseldi. Üç Kürtçe sözcük dünyaya yayılırken, sloganın Kürtçe kökeni ve onu var eden Kürt kadın hareketinin mücadele tarihi ise uluslararası kamuoyunda çoğu kez geri planda bırakıldı.
Dosyamızın ilk bölümünde, “Jin, jiyan, azadî” felsefesinin Kürt kadınların örgütlü mücadelesinden Rojava’ya, Jîna Emînî’nin ardından başlayan isyandan dünyanın dört bir yanına uzanan yolculuğunu ve bu süreçte tarihsel mücadelenin nasıl görünmezleştirildiğini ele alıyoruz.
Üç sözcüğe sığan kadın özgürlük paradigması
“Jin, jiyan, azadî” felsefesi, kadını yaşamın kurucu öznesi olarak ele alırken kadın özgürlüğü ile toplumsal özgürlük arasındaki bağı kuruyor. Sloganın temeli, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün temel ölçüsü olarak ele aldığı değerlendirmelerine dayanıyor. Kadına yönelik tahakkümü ilk sömürge ilişkisi olarak tanımlayan Abdullah Öcalan, erkek egemen zihniyetin devlet, iktidar, sınıf ve sömürü ilişkileriyle bağına dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, kadın özgürlüğünün toplumsal dönüşümün merkezine alınmasına da zemin oluşturdu.
Kürt özgürlük hareketinin ilk yıllarında kadınların mücadelesi ağırlıklı olarak ulusal ve sınıfsal kurtuluş içerisinde ele alınırken, kadınların mücadele içerisinde geliştirdiği örgütlülük, özgün ve özerk kadın örgütlenmesini de beraberinde getirdi. Kadınlar bir yandan devlet baskısına karşı mücadele ederken, diğer yandan toplumsal yaşamda ve mücadele alanlarında karşılaştıkları eril zihniyete karşı kendi sözünü, kararını ve örgütlülüğünü oluşturdu.
Kadınlar kendi örgütlülüğünü yarattı
1986’da gerçekleştirilen PKK’nin 3’üncü Kongresi’nde bağımsız kadın örgütlenmesinin oluşturulması yönünde ilk adım atıldı. Bir yıl sonra Yekîtiya Jinên Welatparêzên Kurdistan (YJWK) kuruldu. Kadınların aile ve toplum içerisindeki konumu, ataerkil sömürü ve kadın özgürlüğünün ulusal mücadeleyle ilişkisi bu örgütlenme içerisinde yürütülen temel tartışmalardan oldu.
1990’lı yıllarda kadınların Kürt özgürlük hareketine kitlesel katılımıyla kadın örgütlenmesi de güçlendi. 1993’te kadınların kendi özgün birliklerini oluşturmasıyla bağımsız karar alma ve öz savunma örgütlenmesi gelişti. 8 Mart 1995’te Yekîtiya Azadiya Jinên Kurdistan’ın (YAJK) kurulmasıyla kadın örgütlenmesi farklı mücadele alanlarına yayıldı. 1998’de Kadın Kurtuluş İdeolojisi ilan edilirken, 8 Mart 1999’da Partiya Jinên Karkerên Kurdistan’ın (PJKK) kurulmasıyla kadınlar parti düzeyinde örgütlendi.
Bu birikim sonraki yıllarda farklı örgütlenmelerle sürdü. Kadın hareketi dağlardan kentlere, siyasetten basına, kültür-sanattan yerel yönetimlere kadar yaşamın birçok alanında örgütlendi. Bu anlayışla 2000’li yıllarda kadın meclisleri, dernekler ve akademiler oluşturuldu; özgün basın çalışmaları yürütüldü, yerel yönetimlerde eşbaşkanlık sistemi hayata geçirildi.
2005’te dört parça Kürdistan ve diasporadaki kadın örgütlerini bir araya getirmek amacıyla Koma Jinên Bilind (KJB) oluşturuldu. Örgüt, 2014’te Komalên Jinên Kurdistan (KJK) adını aldı.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2008’de gündeme getirdiği Jineolojî ile kadınların tarihi, bilgisi ve mücadele birikimi kadın bakış açısıyla yeniden ele alındı. Kadın özgürlük paradigması da öz örgütlenme, öz savunma, eşbaşkanlık, ekolojik yaşam, komünal ekonomi ve doğrudan katılım anlayışıyla yaşamın farklı alanlarına taşındı.
‘Jin-jiyan’dan ‘Jin, jiyan, azadî’ye
“Jin, jiyan, azadî”nin ilk kez kim tarafından ve hangi tarihte söylendiğine dair kesin bir kayıt bulunmuyor. Araştırmacı Somayeh Rostampour’un çalışması, sloganın Kürt kadınların yıllara yayılan mücadelesi içerisinde oluştuğuna işaret ediyor.
Rostampour’un sloganın tarihini ele aldığı araştırmasına göre, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 1994-1998 yılları arasındaki değerlendirmelerinde “kadın” ve “yaşam” kavramları birlikte kullanılmaya başlandı. “Jin-jiyan” ifadesi, 1999’da yayımlanan aynı adlı çalışmanın ardından Kürt kadın hareketinin eylem ve çalışmalarında yaygınlaşmaya başladı. “Azadî” sözcüğünün de eklenmesiyle slogan, 2000’li yılların ikinci yarısında bugünkü biçimini aldı.
Kürt kadınların uzun yıllardır sürdürdüğü mücadele, “Jin, jiyan, azadî” felsefesinin taşıdığı anlamı da derinleştirdi. Kadının özgürlüğü, özgür yaşam ve erkek egemenliğine karşı mücadele arasındaki bağ, üç sözcükte ortaklaştı. “Jin, jiyan, azadî”, Kürt kadın hareketinin kadın özgürlüğü temelinde yürüttüğü mücadelenin ortak sözü haline geldi.
Cezaevlerinden sokaklara taşındı
“Jin, jiyan, azadî” felsefesi yıllar içerisinde 8 Mart ve 25 Kasım eylemlerinden kadın buluşmalarına, cezaevlerinden erkek ve devlet şiddetine karşı protestolara, yaşamını yitiren kadınların cenaze ve anmalarına kadar birçok alanda yükseldi.
Barış Anneleri ile gözaltında kaybedilenlerin yakınları da yıllardır adalet ve barış talebiyle alanlarda mücadele yürüttü. Kadınların beyaz tülbentleri, zılgıtları ve ağıtları bu mücadelenin simgeleri olurken, “Jin, jiyan, azadî” de kadınların yükselttiği ortak sözlerden biri oldu.
2006’dan itibaren Amed başta olmak üzere gerçekleştirilen kitlesel 8 Mart yürüyüşlerinde pankartlara taşınan “Jin, jiyan, azadî”, giderek daha geniş kesimler tarafından kullanılmaya başlandı.
Slogan, Jîna Emînî’nin katledilmesinden yıllar önce Rojhilat’ta da kullanılıyordu. İranlı aktivist Atefe Nabavi, 9 Mayıs 2010’da İran yönetimi tarafından idam edilen Kürt siyasi tutsak Şirin Elemhuli’den “Jin, jiyan, azadî” sözünü duyduğunu ve sloganın cezaevinde yatağının yanındaki duvara yazıldığını aktardı.
Paris’ten Rojava’ya sınırları aştı
9 Ocak 2013’te Kürt siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in Paris’te katledilmesinin ardından Avrupa’nın birçok kentinde protesto ve anmalar düzenlendi. Bu eylemlerde “Jin, jiyan, azadî” sloganı yükseldi. Kürt özgürlük hareketinin kuruluşunda yer alan Sakine Cansız, yaşamı boyunca kadınların örgütlenmesi için mücadele yürüttü. Sakine Cansız’ın mücadelesi, Kürt kadın hareketinin örgütlenmesinde de önemli bir yer tuttu.
“Jin, jiyan, azadî”nin dünyada duyulmasında Rojava Devrimi de önemli bir rol oynadı. 2012’de başlayan devrimle birlikte kadınlar yeni yaşamın kuruluşunda kendi örgütlenmelerini oluşturdu. Kadın meclisleri, komünler, Mala Jin’ler, kadın akademileri ve kooperatifler kurulurken, eşbaşkanlık sistemi ve öz savunma örgütlenmeleri hayata geçirildi. Kadınların siyasetten ekonomiye, eğitimden toplumsal yaşama kadar birçok alanda örgütlenmesiyle “Jin, jiyan, azadî” felsefesi Rojava’da yaşamın farklı alanlarına taşındı.
Kobanê direnişi kadın mücadelesini dünyaya taşıdı
DAİŞ’in 2014’te Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı gelişen direniş, Kürt kadınların mücadelesinin dünyada daha fazla duyulmasını sağladı. YPJ’lilerin direnişte üstlendiği rol, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı buldu. Kobanê direnişiyle birlikte “Jin, jiyan, azadî” sloganı da farklı coğrafyalara taşındı. Dünya Kobanê Günü kapsamında birçok ülkede düzenlenen dayanışma eylemlerinde slogan yükselirken, Rojava’ya giden kadın heyetleri ve enternasyonalistlerin çalışmalarıyla da yaygınlaştı.
“Jin, jiyan, azadî”, böylece Jîna Emînî’nin katledilmesinden yıllar önce Kürdistan sınırlarını aşmıştı. Jîna’nın 2022’de katledilmesinin ardından Rojhilat’ta başlayan isyanla ise üç Kürtçe sözcük dünyanın dört bir yanında kadınların yükselttiği sloganlardan biri haline geldi.
Jîna Emînî’nin mezarı başında yükselen söz
Rojhilat’ın Seqiz kentinden ailesiyle Tahran’a giden Jîna Emînî, 13 Eylül 2022’de başörtüsünü “kurallara uygun takmadığı” iddiasıyla İran’ın İrşad Devriyeleri olarak bilinen “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındı. Gözaltında işkenceye uğrayan Jîna Emînî, kaldırıldığı hastanede 16 Eylül’de yaşamını yitirdi.
Ailesi ve yakınları ona Kürtçede “yaşam” anlamına gelen Jîna adıyla seslenirken, resmi kayıtlarda “Mahsa” adı kullanılıyordu. Jîna’nın cenazesi 17 Eylül’de Seqiz’deki Ayçî Mezarlığı’nda toprağa verildi. Cenazeye katılan kadınlar başörtülerini çıkararak “Jin, jiyan, azadî” sloganını yükseltti. Kürt kadınların yıllardır eylemlerinde ve özgürlük mücadelesinde haykırdığı slogan, bu kez Jîna’nın mezarı başından yükseldi.
Cenazenin ardından “Jin, jiyan, azadî” kısa sürede Seqiz’den Rojhilat’ın diğer kentlerine yayıldı.
Seqiz’den İran’a yayılan isyan
Seqiz’de yükselen “Jin, jiyan, azadî” kısa sürede Sine, Merîwan, Bokan, Dîwandere ve Rojhilat’ın diğer kentlerine yayıldı. Kürt kentlerinde protestolar ve genel grevler düzenlenirken, Tahran başta olmak üzere İran’ın birçok kentinde de kadınlar, gençler ve üniversite öğrencileri sokaklara çıktı.
“Jin, jiyan, azadî”, Farsçaya “Zan, zendegî, azadî” olarak çevrildi. İran’daki farklı halklar da sloganı kendi dillerinde haykırdı.
Kadınlar kamusal alanlarda başörtülerini çıkarırken, öğrenciler boykot ve yürüyüşler düzenledi, esnaf kepenk kapattı, emekçiler greve çıktı. Kadınların öncülüğünde büyüyen eylemlerde zorunlu başörtüsünün yanı sıra yoksulluk, kimliklerin inkârı, siyasi baskılar, idamlar ve devlet şiddeti de protesto edildi.
Avrupa Parlamentosu’nun verilerine göre eylemler İran’ın 31 eyaletinde 120’den fazla kente yayıldı. İran yönetimi internet erişimini kısıtlarken, gazetecileri ve eylemcileri gözaltına aldı ve protestolara müdahale etti. Uluslararası insan hakları örgütleri de güvenlik güçlerinin eylemcilere karşı ateşli silah ve göz yaşartıcı gaz dahil olmak üzere hukuka aykırı güç kullandığını, yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiğini ve on binlerce kişinin gözaltına alındığını belgeledi.
Üç Kürtçe sözcük dünyanın meydanlarında
Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından Avrupa’daki Kürt ve İranlı kadınların çağrılarıyla Paris, Londra, Berlin, Brüksel, Stockholm ve Zürih başta olmak üzere birçok kentte dayanışma eylemleri düzenlendi. Eylemlerde Jîna’nın fotoğrafları ile “Jin, jiyan, azadî” yazılı dövizler taşınırken, kadınlar saçlarını keserek Rojhilat ve İran’daki kadınlarla dayanışma gösterdi.
22 Ekim 2022’de Berlin’de düzenlenen yürüyüşe on binlerce kişi katıldı. “Jin, jiyan, azadî” Avrupa Parlamentosu’nda da yükseldi. İsveçli Avrupa Parlamentosu üyesi Abir Al-Sahlani, Strasbourg’daki konuşmasını “Jin, jiyan, azadî” diyerek tamamladı ve saçını kesti.
Dayanışma eylemleri ABD’ye de yayıldı. New York, Los Angeles, San Francisco ve farklı kentlerde kadınlar ve İran diasporası sokaklara çıktı. New York’ta Times Square ve Washington Square Park gibi noktalarda protestolar düzenlendi. Sanatçı JR’nin Roosevelt Island’da gerçekleştirdiği çalışmada ise yüzlerce kişi bir araya gelerek “Zan, Zendegi, Azadi” sloganını yükseltti.
Kanada’da da Toronto ve çevresi başta olmak üzere birçok kentte kitlesel eylemler düzenlendi. 1 Ekim 2022’de Toronto yakınlarındaki Richmond Hill’de gerçekleştirilen dayanışma eylemine 50 binden fazla kişi katıldı. “Woman, Life, Freedom” sloganı Kanada’daki eylemlerin de öne çıkan sözlerinden biri oldu.
Londra, Paris, Roma, Madrid, Auckland, Melbourne, Sydney, Seul ve dünyanın birçok kentinde de dayanışma eylemleri gerçekleştirildi. Kadınlar saçlarını keserken, eylemciler Jîna’nın fotoğraflarını taşıdı ve İran yönetiminin kadınlara yönelik politikalarını protesto etti.
Afganistanlı kadınlar da Kabil’de İran Büyükelçiliği önünde eylem düzenleyerek İran ve Rojhilatlı kadınlarla dayanışma gösterdi. Taliban güçlerinin saldırdığı eylemde kadınlar, “İran ayağa kalktı, şimdi sıra bizde” ve “Kabil’den İran’a diktatörlüğe hayır” yazılı dövizler taşıdı.
Sanatçılar da saçlarını kesti
Rojhilat ve İran’da kadınların saçlarını keserek gerçekleştirdiği protestolar dünyanın farklı ülkelerinde de sürdü. Fransa’da aralarında Juliette Binoche, Marion Cotillard, Isabelle Huppert ve Isabelle Adjani’nin de bulunduğu çok sayıda sanatçı saçlarını keserek kadınlarla dayanışma gösterdi. Fransa sanat dünyasından bini aşkın isim de İran’daki kadınların eylemlerine destek veren bir açıklamaya imza attı.
Saç kesme eylemi, kadınların İran ve Rojhilat’ta başlayan protestolarla dayanışmasının simgelerinden biri haline geldi. Böylece “Jin, jiyan, azadî” yalnızca sokak eylemlerinde değil, parlamentolardan sanat dünyasına, dayanışma kampanyalarından farklı ülkelerdeki kadın eylemlerine kadar birçok alanda yükseldi.
Kürtçe kökeni geri planda bırakıldı
“Jin, jiyan, azadî” dünyanın birçok ülkesinde yaygınlaşırken, sloganın doğduğu Kürt kadın mücadelesi ve tarihsel kökeni de tartışılmaya başlandı. Uluslararası basının önemli bir bölümü sloganı 2022’de İran’da başlayan eylemler üzerinden ele aldı. Kürt kadın hareketinin yıllara yayılan mücadelesi, Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlük paradigmasıyla bağı ve Rojava’da kadınların oluşturduğu sistem ise çoğu kez geri planda bırakıldı.
Kürtçe “Jin, jiyan, azadî”, Farsça başta olmak üzere birçok dile çevrildi. “Woman, Life, Freedom”, “Femme, Vie, Liberté” ve “Mujer, Vida, Libertad” sözleri dünyanın farklı ülkelerinde meydanlara taşınırken, sloganın Kürtçe kökenine ve Kürt kadınların mücadelesine çoğu kez yer verilmedi.
Bu durum Jîna Emînî’nin ismi ve Kürt kimliği üzerinden de yaşandı. Uluslararası basında çoğunlukla resmi kayıtlarda yer alan “Mahsa Amini” ismi kullanılırken, ailesinin verdiği Jîna ismi ve Kürt kimliği geri planda bırakıldı. Kürtçede “yaşam” anlamına gelen Jîna ile “jiyan” arasındaki bağ da çoğu haberde yer almadı.
Akademisyen Farangis Ghaderi de Jîna’nın Kürtçe isminin, sloganın Kürtçe kökeninin ve Rojhilat’ta başlayan direnişin geri planda bırakılmasını Kürtlerin tarihsel olarak görünmezleştirilmesinin devamı olarak değerlendiriyor.
Sloganın arkasında yarım asırlık mücadele var
Üç Kürtçe sözcüğün tarihi 2022’de başlayan isyandan çok daha eskiye dayanıyor. Cezaevlerinden meydanlara, kadın örgütlenmelerinden siyasete, basından yerel yönetimlere ve öz savunmaya kadar uzanan onlarca yıllık Kürt kadın mücadelesi, “Jin, jiyan, azadî”yi bugünlere taşıdı.
Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından Seqiz’de mezarı başında yeniden yükselen slogan, bu tarihsel birikimi dünyanın dört bir yanındaki meydanlara taşıdı. Böylece 2022, “Jin, jiyan, azadî”nin başlangıcı değil, Kürt kadınların yıllardır yükselttiği sözün küresel ölçekte yeni bir eşiği oldu. Bugün farklı dillerde söylenen “Jin, jiyan, azadî”, erkek egemenliğine, inkâra, devlet şiddetine ve sömürüye karşı kadınların özgürlük mücadelesinde yükselmeye devam ediyor.
Yarın: Jina Emînî’nin katledilmesinden Jin jiyan azadî isyanına












