
'Kadınlar sürecin belirleyeni olmalı!'
- 09:03 2 Nisan 2025
- Güncel
Melike Aydın
MUĞLA- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonrası PKK’nin ilan ettiği tek taraflı ateşkese, devletin 'Çöktürme Planı' ile yanıt verdiğini ifade eden DEM Partili Zuhal Macit, sürecin barışa evrilmesi için kadınların belirleyici olması gerektiğini ifade etti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısı her kesim tarafından tartışılıyor. Çağrının üzerinden bir ay geçmiş olmasına rağmen iktidardan yana bir adım atılmış değil, İmralı’da tecrit hala devam ediyor.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Muğla Kadın Meclisi’nden Zuhal Macit, gelişmelere ilişkin konuştu.
‘Barış girişimlerine Türkiye savaş konseptleriyle karşılık verdi’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısında da dediği gibi birçok hak ihlalinin yaşandığını, savaşın artık barışa evrilmesi gerektiğini belirten Zuhal Macit, “Aslında uzun yıllar boyunca daha 1993’den bu yana Kürt Hareketi’nin çok sayıda ateşkes girişimi oldu. Ama Türkiye bu barış ve ateşkes çağrılarına her defasında farklı bir savaş konsepti ile cevap verdi. 1990’lı yılları hepimiz biliyoruz. Çok büyük hak ihlalleri yaşandı; Kürtlerin köyleri boşaltıldı insanlar kaybettirildi, toprakları ellerinden gitti, kadınlara çok büyük acılar çektirildi. Haliyle Sayın Öcalan reel sosyalizm sürecinde kurulmuş ama Kürtlerin inkarı üzerine gelişmiş hareketin belki de bu yüzyılda daha demokratik bir siyasete evrilmesi çağrısında bulundu. Barış kelimesinin kendisi bile hem bizde hem de dünyada büyük bir umut yarattı diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.
‘İmralı’nın muhatap olduğu net olarak anlaşıldı’
Kürtçe konuşmanın, “Sayın Öcalan” demenin bile suç sayıldığı, gelişmeler sonucunda İmralı’nın muhatap olduğunun net olarak anlaşıldığını kaydeden Zuhal Macit, şöyle dedi: “Çünkü bir muhataplık meselesiydi, partide, toplumda yaşanan meselelere vakıf olan herkes için savaş iki taraftır ve savaşın muhataplığı önemlidir. Bu muhataplığın İmralı olduğu anlaşıldı.”
‘Toplum ‘nasıl bir barış’ sorusunu soruyor’
Metinde yer alan PKK’nin kongresini toplaması ve kendini feshetmesi çağrısına PKK ateşkesle cevap verdi. Bu kez toplumun gözü iktidara çevrildi. Buna ilişkin de Zuhal Macit, şunları dile getirdi: “Çünkü muhatap Türkiye Cumhuriyeti Devleti. Devlet nasıl bir adım atacak? İşte orada da, metinde olmasa da Sırrı Süreyya Önder açıklamanın ardından bir söz söyledi; bu meselenin herkes tarafından sahiplenmesi, yasal düzenlemelerin yapılması; TBMM’ye taşınması, barış sürecinin hukuken ve demokratik olarak bir garanti altına alınması gerekiyor. Bu yapılmazsa tek tarafın ateşkes ilan etmesinin de bir karşılığı olmayacak. Devlet Bahçeli 4 Mayıs’da Malazgirt’te toplansın dedi. Malazgirt olması ayrıca anlam ifade ediyor. Bu işlerin böyle yürümediğini herkes biliyor. Bir kongre toplanacaksa bunun güvenliğinin sağlanması, resmi yasal statülerin oluşması gerekir.”
Ateşkese savaşla karşılık veriliyor
İktidarın ateşkes karşısında yaptıklarının yakın tarihte yaptıklarıyla bağdaştığını; ateşkes umutlarına savaşla karşılık verdiğini kaydeden Zuhal Macit, “Bu savaş sadece silahla yapılan savaş değil, psikolojik özel savaş politikalarıdır. Her defasında daha ağır şekilde savaş politikaları yürütüyorlar. Çözüm sürecinin sonrasında Cizre’nin Sur’un Nusaybin’in bombalandığı hala aklımızda. O zaman gerçekten bu konuda görüşmeler yapıldıysa, samimiyse mutlaka barıştan kasıtlarının ne olduğunu bizlerin biliyor olması lazım. Hukuki bir adım atılması lazım. Bizim partilerimiz eski eş genel başkanlarımız cezaevinde binlercesi içeride, ya da yurt dışında. Hala devam eden savaş var” dedi.
‘Kürtlere dokunan yanar noktasına çekme çabası’
Kent uzlaşısı oldukça önemliyken yine “Kürtlere dokunanın yandığı” bir yere dönüştürdüğünü dile getiren Zuhal Macit, şöyle dedi: “Siz Kürtlerle bir demokratik kanal açmaya çalışırsanız biz de size terörist muamelesi yaparız dendi. Kent uzlaşısı bir terör meselesi değil aslında Türkiye’yi demokratikleştirmenin farklı kesimlerden temsiliyetlerin yerel yönetim süreçlerine girmesinin bir yoluydu. İktidar barışla ilgili henüz ne yatığını, ne yapacağını bilmiyor. Bu nedenle de toplumda; hem Kürt halkında hem de bu ülkede mücadele veren Alevilerin kadınların gençlerin pek çok muhalif kesimin hakikaten devlete ve iktidar çok büyük bir güvensizliği söz konusu.”
‘Devlet Çöktürme Planı’ndan vazgeçmedi’
“Devletin her zaman bir planı vardır” diyen Zuhal Macit, 2014’de Milli Güvenlik Kurulu’nda yapılan Çöktürme Planı’nı hatırlattı. Bu planın 1990’lı yıllarda da devreye konduğunu ve hala devrede olduğunu ifade eden Zuhal Macit, “Bunun ana sebebi de aslında Kürtlerin demokratik siyaset yapma kanallarını açmak istememeleridir. O zaman şu soru geliyor akla, ‘sonuna kadar Kürtlerle savaşmak ve tamamen çökertmek, biat mı etsinler?’ istiyor. Ana dilde konuşmayı, eşitliği, eşit temsiliyeti bütün bunları devlet çok da fazla istemiyor anlamına geliyor. Biz barış dedikçe onlar bu savaş konsepti ile davranıyorlarsa o zaman bu bir Çöktürme Planı. Neden; bu CHP’ye kadar geldi, bütün muhalif kesimlere kadar inmiş bir mesele?” diye sordu.
‘Sürecin derhal barışa evrilmesi gerekiyor’
Sürecin derhal barışa evrilmesi gerektiğini, devletin halkın umut talebini karşılamak zorunda olduğunu kaydeden Zuhal Macit, “Eğer PKK ateşkes ilan etmişse Sayın Abdullah Öcalan böyle bir çağrıyı yapmışsa buna karşılık vermemeleri mümkün olamaz. Mutlaka bunun bir sağlıklı bir onurlu karşılığının olması lazım” dedi.
‘Kürtlerin farklı kesimlerle yan yana gelmesine engel olma çabası’
Kürt meselesinin turnusol görevine sahip olduğunu, diğer toplumsal kesimlerin Kürt meselesine bakışı ile devletin bakılmasını istediği yeri aynılaştırmak niyetinde olduğunu ifade eden Zuhal Macit, devletin milyarlarca lira harcayarak Kürtlerin farklı toplumsal kesimlerle ortak mücadele etmesini engellemeye çalıştığını belirtti. Devletin ötekileştirdiği bütün toplumsal kesimlerle ortak sorununun bulunduğunu, ve bu kesimlerin yan yana gelmesine engel olmaya çalıştığını kaydeden Zuhal Macit “Kürt meselesinde kardeşlik meselesini farklı anlıyoruz ama devlet bu kardeşlik meselesinde Kürtlerin tamamen topluma angaje olmaları bütün bu hak taleplerinden bir şekilde vaz geçmelerini istiyor” ifadelerini kullandı.
‘ ‘Çöktürme’ kadını düşürme üzerinedir’
Şengal’de olduğu gibi savaşlarda kadın bedeni bir fetih unsuru olarak görülüyorken kadınsız barış olmayacağını ifade eden Zuhal Macit, savaşların en ağır koşullarını ve karşılığını kadın ve çocukların yaşadığını belirtti. Savaşın sadece çatışma alanlarında değil özel savaş politikalarıyla yaşamın içinde de devam ettiğini dile getiren Zuhal Macit, “Çöktürme dediğimiz şey kadına yansıyan tarafıdır. Kadını düşürmek üzerinedir. Erkek egemen sistemin yarattığı bu kapitalist modernitenin içindeki savaşlar önce kadına saldırır. Fakat bu savaşlarda önce bizim varlığımıza karşı topyekun bir savaş varsa o zaman barışın en çok yüksek sesle dillendirileceği, bunun sahipleneceği alanda kadınlar alanıdır” şeklinde konuştu.
‘Kadınlar barışı toplumsallaştırmak istiyor’
Kadınların barış kavramını ve bu kavramın neye sirayet ettiğini göz ardı etmeden, sonuçlarını nasıl bir süreçten geldiğini tartışarak mutlaka sahiplenmesi gerektiğini dile getiren Zuhal Macit, fiili durumda bir kafa karışıklığının hakim olduğunu kaydetti. Bunun kadın hareketinden değil devlete olan güvensizlikten kaynaklandığını ifade eden Zuhal Macit, şunları belirtti: “İkincisi de bu puslu ortamda hem bazı şeyler netleşmediği için kadınlar nasıl bir adım atacağını da bilemiyor olabilir. Nasıl bir adım? Kadın hareketi, özellikle Kürt Kadın Hareketi çok büyük mücadele verdi, çok dönüştü. Sadece Türkiye’de Orta Doğu’da değil dünyaya da yansıyan bir mücadeleyi gerçekleştirdi. Kayyımlar atadılar, önce kadın kurumlarını kapattılar. Bu bir savaş politikası. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, bütün bu devasa savaş aygıtı sistemini düşününce aslında kadınlar şu anda barışı toplumsallaştırmanın bütün toplumsal kesimlere yaymanın öncülüğünü yapmak zorundalar ve yapmayı da istiyorlar. Sadece bunun yollarını daha henüz sağlıklı şekilde bulmuş değiliz. Evet platformlar kuruluyor, yerelde bile bunu yapıyoruz. Atölyeler konuşmalar yapılıyor. Muhtemelen şu anda yaşadığımız puslu hava biraz dağıldığında kadınların bu küçük çabalarının bile neye karşılık geldiğini göreceğiz.”
‘Kadınlar geç kalmadan sürecin belirleyicisi olmalı’
Verilen çabaların yeterli olmadığını, sürecin belirleyicisi olmak konusunda henüz adım atılamadığını belirten Zuhal Macit, mutlaka zaman geçirmeden bütün kadın örgütlerinin, feministlerin, Kürt Kadın Hareketi’nin ortak bir söze ve sahiplenmeye ihtiyacı olduğunu ve bunu tez elden, gün geçmeden yaratma ihtiyacı olduğunu söyledi.
‘Kadınlar barışa kafa yoracak’
Son zamanlarda kadınlar arasında en fazla kafa yorulan meselenin barış olduğunu ve DEM Partili kadınlar olarak farklı kadın kurumları ile bir araya geleceklerini belirten Zuhal Macit, şunları söyledi: “Biz barıştan ne anladığımız konusunda fikir alış verişinde bulunacağız. Bu girişimi önce biz yaptık ama sadece Kadın Meclisleri değil İstanbul’da da Barış İçin Kadın Girişimi kuruldu. Biraz daha öncü görünür biraz daha kadınların dilinden yürümek için kadınlar kafa yoruyorlar. Henüz netleşmiş olmasa da önümüzdeki günlerde çok daha büyük eylemliliklerin tartışmaları bu yolu açmanın yöntemlerini sanırım bulunacak ve yürünecek” dedi.