Cumartesi Anneleri: AİHM kararları uygulansın

  • 12:40 28 Mart 2026
  • Güncel
İSTANBUL - Bin 96’ncı kez bir araya gelen Cumartesi Annleri, devlet AİHM kararlarını uygulamasını istedi.
 
Galatasaray Meydanı’nda her Cumartesi bir araya gelen Cumartesi Anneleri, bin 96’ncı hafta buluşmasında 29 yıl önce Amed’de gözaltına alındıktan sonra kaybedilen İlyas Eren için açıklama yaptı. Basın açıklamasını İHD İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun okudu. 
 
Açıklamada, devletin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) verdiği taahhütleri yerine getirmesi ve kayıp dosyalarında etkin soruşturma yürütülmesi çağrısı yapıldı. 
 
‘Bariyerler kaldırılmalı, AYM kararları uygulanmalı’
 
Açıklamada, Galatasaray Meydanı’ndaki polis bariyerlerinin önünde, kişi sınırlaması dayatması eleştirilerek “Toplumsal taleplerin barışçıl yollarla dile getirilmesi, demokratik bir toplumun vazgeçilmezidir. Galatasaray’daki buluşmalarımıza getirilen katılımcı kısıtlaması ve mekân yasağı; hem Anayasa’ya hem de uluslararası insan hakları normlarına açıkça aykırıdır. Haklarımızı ihlal etmeye son verin. Anayasa Mahkemesi kararlarının gereğini yerine getirin. Bariyerleri ve kısıtlamaları kaldırın” çağrısı yapıldı. 
 
'Köyü yakıldı, baskı ve tehdit altındaydı'
 
İlyas Eren’in yaşam öyküsüne de yer verilen açıklamada şu bilgiler paylaşıldı: “Sekiz çocuk babası İlyas Eren, Kulp’un Yeşilköy (Dêlit) köyüne bağlı Rındık mezrasında yaşıyor, geçimini çiftçilikle sağlıyordu. 1993 yılında köylerinin askerler tarafından yakılması üzerine ailesiyle birlikte Kulp ilçe merkezine göç etmek zorunda kaldı. Daha önce de gözaltına alınan Eren, 20 gün süren ağır işkencenin ardından kalıcı sağlık sorunlarıyla yaşamını sürdürmek zorunda bırakıldı. Korucu olması için baskı ve tehdit altındaydı.”
 
‘Gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamadı’
 
11 Mart 1997’de evine dönmek üzere Kulp yolcu terminaline giden İlyas Eren’in araç beklediği sırada, saat 13.50’de, kendilerini polis olarak tanıtan sivil giyimli dört kişi tarafından zorla siyah bir araca bindirilerek kaçırıldığı belirtilen açıklamada “Bu anlara terminalde bulunanlar ve yanındaki akrabası tanıklık etti. Tanıklar, Eren’in zorla bindirildiği aracın Kulp’taki bir korucuya ait olduğunu ifade etti. O günden sonra İlyas Eren’den bir daha haber alınamadı” şeklinde belirtildi.
 
‘Etkili soruşturma yürütülmedi, dosya zamanaşımına bırakıldı’
 
Yargı sürecine ilişkin de şu değerlendirmeler paylaşıldı: “Ailesi, 17 Mart 1997’de Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak akıbetinin araştırılmasını istedi. Ancak bu süreçte etkili bir soruşturma yürütülmedi. İlyas Eren’in kaybedilmesiyle ilgili bilgi taleplerine hiçbir yanıt verilmedi. Savcı E. Alper’in ihmali bulunan polisler hakkında işlem yapılması yönündeki talebi de reddedildi.”
 
‘Devlet taahhütleri yerine getirmelidir’
 
Dosyanın AİHM taşındığı hatırlatılan açıklamada “Hükümet, mahkemeye sunduğu savunmada etkili yasal tedbirlerin alınmadığını kabul etti; İlyas Eren’in yaşam hakkının ihlal edildiğini teslim etti ve benzer ihlallerin tekrarını önlemek için gerekli adımların atılacağını taahhüt etti. Ancak bu taahhütler yerine getirilmedi. İlyas Eren dosyasında etkili bir soruşturma yürütülmedi. Gerçek açığa çıkarılmadı. Sorumlular yargılanmadı. Dosya zamanaşımına terk edildi” sözlerine yer verildi. 
 
‘Adalet talebinden vazgeçmeyeceğiz’
 
Hükümete AİHM’ye verdiği taahhütleri yerine getirme çağrısında bulunulan açıklamada tüm zorla kaybetme vakalarında etkin, bağımsız ve sonuç alıcı soruşturmalar yürütülmesi gerektiği, zamanaşımı engelinin kaldırılması, cezasızlık politikalarına son verilmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada son olarak “İlyas Eren için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” denildi.