Tülay Hatimoğulları: Basın özgür olmadan demokrasiden bahsedilemez

  • 16:06 14 Ekim 2026
  • Güncel
ANKARA - Halk TV’ye yönelik polis baskınına ve kayyım atanmasına tepki gösteren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Basını özgür olmayan bir ülkede özgürlükten ve demokrasiden asla bahsedilemez” dedi.
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Halk TV’nin merkez binasına polis baskını düzenlendikten sonra kayyım atanarak yayın durduruldu. İstanbul’daki merkez binası önünde bekleyiş sürerken, Ankara’da bulunan Halk TV ofisine de ziyaretler devam ediyor. Basın meslek örgütleri ve siyasi partiler dayanışma ziyaretinde bulundu.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan ve milletvekilleri de ziyarette bulundu.
 
‘Kayyım bu ülkede parça parça tesis edildi’
 
Burada konuşan Tülay Hatimoğulları, sabah aldıkları haber üzerine dayanışma amacıyla geldiklerini belirterek, “İstanbul’daki gelişmeleri takip ediyoruz. Halk TV’ye bir şafak operasyonuyla yüzlerce polisin Halk TV’yi basması asla kabul edilebilir bir şey değil. Kayyım rejimi bu ülkede parça parça tesis edildi. Belediyeler üzerinden başladı ve artık Türkiye’de kayyım atanmayan hiçbir şey kalmadı. Ticari kurumlardan tutalım da üniversitelere kadar ve bundan şu anda en çok muzdarip olan gerçekten Türkiye’deki basın yayın kuruluşlarıdır, organlarıdır. Bunu kabul etmek mümkün değil. Halk TV’ye yapılan bu saldırıyı bir kez daha burada sizlerin huzurunda kınıyoruz” dedi.
 
‘Türkiye karanlık bir dehlize sürükleniyor’
 
Televizyon kanalına yönelik polis baskınının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Tülay Hatimoğulları, “Bir televizyonu yüzlerce polisle basmak demek, Türkiye’yi çok karanlık bir dehlize doğru hızla sürüklemek demektir ve biz buna defaatle tanıklık ettik. Bundan önce Tele1’de oldu ve son zamanlarda birçok kanalda gerçekleşti. Bugün şayet televizyonun sahibiyle ilgili başlatılmak istenen bir soruşturma varsa, bu soruşturma televizyon kanalı kapatılarak yapılmaz. Burada televizyon kanalının kendi yayın akışına hiçbir şekilde müdahale edilmeksizin bir soruşturma açılacaksa o soruşturma açılır. Ortada bir suç varsa, onun gereklilikleri yerine getirilir” ifadelerini kullandı.
 
‘Basını susturmak için gerekçeler üretiliyor’
 
İktidarın soruşturmaları basın kuruluşlarına yönelik müdahalelerin gerekçesi haline getirdiğini belirten Tülay Hatimoğulları, “Ama ne yazık ki Türkiye’de artık bir şeye bahane üretmek için, yani basını sansürlemek için, ekranları karartmak için, kalemleri ve tuşları susturmak için önceden hazırlanmış olan hikâyeleri ortaya atıp gerekçeler oluşturup toplumu böyle ikna edeceğini sanıyor bu iktidar. Ama yanılıyor. Bugün Halk TV’nin Türkiye’de milyonlarca izleyicisi var. Dolayısıyla milyonlarca izleyiciyi bu anlamıyla bu iktidarın yanıltamayacağını, bu şekilde bir karartmanın üstünün örtülemeyeceğini bilmesi gerekiyor. Bugün Türkiye’de tepkiler çok büyük. Bugün insanların duygusal olarak da, siyasi olarak da, toplumsal olarak da tepkileri son derece büyük” diye konuştu.
 
‘Fon krizinin üzeri örtülmek isteniyor’
 
Halk TV’ye yönelik operasyonun kamuoyunda tartışılan fon kriziyle aynı döneme denk gelmesine dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, “Günlerdir Türkiye’nin gündemini meşgul eden fon krizi ve bugün fon kriziyle ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir komisyon görüşme yapacak. Böylesi bir zamanda televizyon ekranlarının karartılması aynı zamanda bu yolsuzlukların, bu büyük yüzyılın fon krizi, yüzyılın fon vurgunun üzerini örtmek anlamına da geliyor. Çünkü bu anlamıyla muhalif olan bütün basını susturmak, mevcut olan iktidarla ilgili tek bir negatif yorum yapılmasına izin vermemek demek, bu dünyada görülmemiş bir basın sansürüdür. Kendi işlenen suçların üzerini örtmek için yargı yoluna başvurarak Türkiye’deki çeşitli kurumların, iktidarın elindeki kurumların devreye sokulmasıyla bu operasyonların gerçekleşmesi asla kabul edilebilir değildir” dedi.
 
‘Yurttaşın haber alma hakkına müdahale edemezsiniz’
 
Tülay Hatimoğulları devamında şunları söyledi: “Buradan bir kez daha diyoruz ki, Halk TV ekranlarını karartamazsınız. Yurttaşın haber alma hakkına müdahale edemezsiniz. Basının özgürce haber yapma hakkını elinden alamazsınız. Burada bu karartma, yapılan bu operasyon, şafak operasyonu ve yayın akışına doğrudan müdahale asla kabul edilemez. Bu müdahale Türkiye’deki milyonlarca yurttaşın haber alma hakkına yapılmış bir müdahaledir. Biz Halk TV’yle ve bütün Halk TV ailesiyle dayanışma içindeyiz. Sonuna kadar basın özgürlüğü için mücadele edeceğiz. İnsanların ya da kurumların sosyal medya erişim hesaplarının engellenmesi, bu susturmaya eklenen yeni halkalar. Neredeyse her gün yüzlerce X hesabının engellendiğine, sosyal medya erişim engelinin olduğuna tanıklık ediyoruz. Bunları biz asla kabul etmiyoruz.
 
Askeri darbe dönemlerini hatırlatıyor
 
Türkiye böyle manzaraları askeri darbe dönemlerinde görmüştür. Bu kadar ekranın karartıldığını, Kenan Evren’le bütünleşmiş olan gazeteler makas makas dediği, böyle formüle edilen anlayışı biz şimdi ne yazık ki en ağır şekliyle bir kez daha tanıklık ediyoruz. Halk TV ailesine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz ve iktidara buradan net olarak sesleniyoruz. Basını sansürlemekten artık vazgeçin. Türkiye’yi karanlık bir tabloya sürüklemekten artık vazgeçin. Basını özgür olmayan bir ülkede özgürlükten ve demokrasiden asla bahsedilemez. Dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Şimdi biz burada bu konuşmamızı gerçekleştirirken arkadaşlarım aktardı. Polis şimdi Halk TV’nin Ankara ofisinin kapısına gelmiş durumda. Kuvvetle muhtemel İstanbul’da yaptıkları aramanın, taramanın, hukuki olmayan, yeri olmayan aramanın, taramanın birini daha galiba burada gerçekleştirecekler. Şimdi birazdan daha fazla bilgi sahibi olacağız. Kolluk kuvvetiyle, kolluk kuvvetiyle güç uygulayarak gerçekleşen bu operasyonlar kelimenin tam anlamıyla, kelimenin tam anlamıyla antidemokratiktir. Kayyım rejimini tahkim etmektir. Kayyım rejimini kalıcı hale getirmektir. Bunu asla kabul etmiyoruz.”