İran’da 66 cezaevinden çağrı: İdamlara karşı dayanışmayı büyütelim
- 11:48 27 Ekim 2026
- Güncel
HABER MERKEZİ- İran’da “Salı Günü İdamlara Hayır” kampanyası, 144’üncü haftasında 66 cezaevinde dönüşümlü açlık greviyle sürüyor. Kampanya üyeleri, siyasi tutsakların idam edilme tehlikesine dikkat çekerek dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı.
İran genelindeki cezaevlerinde sürdürülen "Salı Günü İdamlara Hayır" kampanyası, 144’üncü haftasında 66 cezaevinde dönüşümlü açlık grevi eylemiyle devam ediyor. Kampanya üyeleri, idam kararlarına ve siyasi tutsakların infaz edilme tehlikesine karşı uyarıda bulundu.
Açıklamada yer alan bilgilere göre, son 20 gün içinde en az 87 kişi idam edildi; idam edilenler arasında 7 siyasi tutsak ve 2 kadın da bulunuyor.
‘Tüm tutsakların bizim sesimize ihtiyacı var’
Kampanyanın 144’üncü hafta açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Salı Günü İdamlara Hayır kampanyası 144’üncü haftasında 66 farklı cezaevinde kararlılıkla sürüyor. İdamın meşum gölgesi, yaşamları, özgürlükleri ve insani onurları baskı cenderesinde sıkıştırılan halkımızın üzerine bir kez daha ağır bir biçimde çökmektedir. Rasht Lakan Cezaevi’ndeki siyasi tutsak Manouchehr Fallah’ın idam cezasının onaylanması, İsfahan’da protestocu Arap yurttaş İlya Ben Rashid hakkında verilen idam kararı, Karaç Merkez Cezaevi’ndeki siyasi tutsak Reza Zanganeh ile Meşhed Cezaevi’nde 'güvenlik' suçlamasıyla tutulan Hassan Golshannejad hakkında verilen ölüm cezaları, cezaevlerindeki idam dalgasının ve yüzlerce, binlerce tutsağın idam sırasında beklemesinin ne kadar ciddi bir alarm verdiğini göstermektedir. Bu tablo karşısında sessiz kalmak mümkün değildir.
İran’da idam, yalnızca bir bireyin yaşamına son verilmesi demek değildir; toplumun bedeninde açılan derin bir yara, aileleri sonsuz bir yasa boğma aracı ve halkın itiraz sesini bastırmak ile korku yaymak için kullanılan bir yöntemdir. Ancak tarih göstermiştir ki hiçbir darağacı insanlığın özgürlük ve eşitlik arzusunu kalplerden söküp atamaz; hiçbir baskı hakikat ve adalet arayışının sesini sonsuza dek kısamaz.
Ülkemizi yöneten müstebit rejimin Ekim ayındaki korkunç idam bilançosu, bu baskının çıplak yüzünü gözler önüne sermektedir: Açıklanan verilere göre yalnızca son 20 gün içinde aralarında 7 siyasi tutsak ve 2 kadının da bulunduğu en az 87 kişi idam edilmiştir.
Böyle bir vasatta, BM İran İnsan Hakları Özel Raportörü Sayın Mai Sato’nun idamlara ve halka yönelik artan baskılara karşı aldığı tutum, uluslararası toplumun İran’daki insan hakları ihlallerine dikkat çekmesinin ve tepki vermesinin önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Yaşam hakkını, ifade özgürlüğünü ve protesto hakkını savunmak, siyasi sınırlarla kısıtlanamayacak insani bir sorumluluktur.
Bugün, idam cezasına çarptırılan tüm tutsakların bizim sesimize ihtiyacı var. Onların isimlerinin sessizlik ve ilgisizlik içinde unutulup gitmesine izin vermemeliyiz. İdam cezasının kaldırılması yolunda atılacak her adım, daha özgür ve daha insani bir topluma doğru atılmış bir adımdır.
Tüm özgürlükçü halkımızı, adalet arayan aileleri, insan hakları aktivistlerini, siyasi ve sendikal aktivistleri ve tüm vicdan sahiplerini idam dalgası karşısında sessiz kalmamaya; ölüm cezasına çarptırılan tutsakların sesi olmaya, bu kararları kınamaya ve bu insanlık dışı cezanın son bulması ile idamların durdurulması için dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.
İdam, katliam ve baskı makinesini durdurmadaki başarımız ancak dayanışmamıza bağlıdır. Bu önemli hedef için birleşelim."







