Gülistan Kılıç Koçyiğit: Her şey yolunda dememiz için adım atılması gerekiyor

  • 12:23 5 Kasım 2026
  • Güncel
ANKARA- DEM Parti Grupbaşkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Herşey yolunda diyerek, yolunda olmadığını birilerinin görmesi gerekiyor. Bizim de her şey yolunda dememiz için adım atılması gerekiyor” dedi. 
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grubu ve yöneticileri, 4 Kasım darbesinin yıldönümü nedeniyle Adalet Bakanlığı önünde açıklama gerçekleştirdi.  İlk olarak DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli söz aldı. 
 
‘Dilekçeleri işleme koyun, Anneler İmralı’ya gitsin’
 
Sezai Temelli hem siyasi tutsakların özgürlüğüne kavuşması için AİHM, AYM kararlarının uygulanması hem de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme başvurularına yanıt verilmesi için Adalet Bakanlığı’na seslendi. Sezai Temelli, Barış Anneleri’nin eylemini de hatırlatarak, “Türkiye halkları artık adaletsizlik girdabından çıkmak istiyor. Bunun da ilk adımı AYM ve AİHM kararlarına riayet edilmesinden geçiyor. Buna riayet etmeyenler hakkında gerekli soruşturmaların açılmasından geçiyor. Türkiye 27 yıldır İmralı tecrit düzeninin altında buralara geldi. 2016’nın altındaki siyasi darbenin de dayandığı referans buydu. Ama şimdi bir sürecin içindeyiz. Dolayısıyla geçmişin muhasebesini yaparak tüm bu sorunlardan kurtulmak için çok önemli bir fırsat var. Bu darbe mekaniğinden kurtulmak için siyasi tutsakların son bulması için kayyım anlayışından kurtulmak için Barış Anneleri bu hafta Ankara’daydı. Artık bu barışın bir an önce hayata geçmesi için tıkalı olan tüm yolların açılması için Ankara’dan büyük bir çağrıda bulundular.
 
Biz artık 4 Kasım’da başlayan bu darbe sürecine son vermek istiyoruz. Barış sürecinin önünün açılmasını istiyoruz. Adalet Bakanlığına geldiklerinde çok önemli bir mesaj verdiler. Biz İmralı’ya gidip Sayın Öcalan ile görüşmek istiyoruz dediler. Biz de istiyoruz. İçeride binlerce dilekçemiz var. İmralı’nın kapılarının artık tamamıyla açılmasını istiyoruz. Çünkü bu sürecin baş müzakerecisi Sayın Öcalan’dır. Bu müzakerenin bir an önce demokratikleşmesi gerekir. Sayın Öcalan’ın yaşam ve çalışma koşullarının özgürleştirilmesi gerekiyor. Bu süreç sağlıklı ilerleyebilirse sorunların ortadan kalkabileceğine inanıyoruz. Ancak dilekçelerimiz hala içeride. Adalet Bakanlığına sesleniyoruz. Bu dilekçeleri işleme koyun. Anneler İmralı’ya gitsin. Siyasetçiler İmralı’ya gitsin, akademisyenler, gazeteciler, toplumda bu mesele ile ilgilenen herkesin bu müzakerenin bir parçası olsun” sözlerini kullandı. 
 
‘Demokratik düzlem, hukukun üstünlüğü olmadan nasıl olacak?’
 
Ardından söz alan DEM Parti Grupbaşkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit ise Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ndan bu yana barışa dair umudun diri tutulmaya çalışıldığını söyleyerek, “Demokratik siyasette ısrarcı olup, bu süreci derinleştirmeye çalışıyoruz. Cezaevlerinde siyasi mahpuslar varken nasıl barış olacak diye soruyorlar. Kayyım uygulamasında ısrar eden bu anlayışla nasıl olacak diye soruyorlar. Can Atalay’ı cezaevinde tutarak, vekilliğini tanımayarak nasıl olacak? sorular çok açık ve net. Demokratik bir düzleme dönmeden, hukukun üstünlüğünü tesis etmeden, yargıyı siyasetten arındırmadan nasıl olacak sorusunu soruyorlar. Biz de buradan bunu hükümete ve Adalet Bakanlığı’na soruyoruz” dedi. 
 
‘Herkes ‘nasıl güveneceğim’ diye soruyor’
 
Gülistan Kılıç Koçiyğit, “Bugün Türkiye’nin en büyük vurgununu yapanlar, bu ülkenin öz kaynaklarını alıp götürenlere hiçbir şey yapılmazken, sadece siyaset yaptığı için daha özgür, eşit, demokratik bir ülkede yaşamak için mücadele eden arkadaşlarımız hala demir parmaklıkların arkasında. Soruyoruz, bu hukuk mu, adalet mi? Böyle bir sistemin içinde halkın bu sürece güveni tesis edilebilir mi? Biz açık ve net bir şekilde Adalet Bakanlığına çağrı yapmak istiyoruz. İdari iş ve işlemlerinizle hukuksal kararlarınızla bu sürece güveni artırabilirsiniz. Sürecin toplumsallaşması için elinizi taşın altına koyabilirsiniz. Yargının verdiği hukuksuz kararların arkasında durmayarak, sürece güveni tesis edebilirsiniz. Sürece destek yüksek ama güven yerlerde. Herkes AKP’nin politikalarına yazıyor ve diyor ki nasıl güveneceğim. Faşizan bir akılla konuşanı, yazanı, çizeni, söz söyleyeni cezaevine koyuyorsunuz ama bir taraftan da bu ülkeyi belini doğrultamayacak şekilde ekonomisine, toplumsal yapısına, adaletine, hukuk düzenine darbe üzerine darbe yapıyorsunuz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu ülke hepimizin. Bu ülkede olan her şey bizi ilgilendirir. Her hukuksuzluğun, her vurguncunun karşısında durmaya devam edeceğiz. Halkın haklarını savunmaya, barışı, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz” sözlerini kullandı.
 
'Her şey yolunda dememiz için adım atılması gerekiyor'
 
“Barış Anneleri, barışı ilerletin dediler. Adım atın dediler. Görüşmeler yaptılar. Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş ile görüşüp, taleplerini söylediler. Adalet Bakanı ile de görüştüler” diyen Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Ama bunlar artık sözün ötesine geçmeli. Herşey yolunda diyerek, yolunda olmadığını birilerinin görmesi gerekiyor. Bizim de her şey yolunda dememiz için adım atılması gerekiyor. Kanun uygulamasının geri alınmasından, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın özgürlüğünden tutalım bütün siyasi mahpusların özgürlüklerine kavuşmasına, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesine, hasta mahpusların bir an önce serbest bırakılması, İdari ve Gözlem Kurullarının keyfi kanunlarının artık ortadan kaldırılması çağrısını Adalet  Bakanlığı’nın önünden  yapıyoruz. Bu çağrımız duyulsun ve gereği yerine getirilsin. Gereğini yerine getirmeyenlerin tarih karşısında sorumlulukları açıktır. Herkesin umudu, barış sürecinin iyi gitmesi. Demokratik mücadele kanalları açılsın diye bekliyor Türkiye halkları. Bunu kimse 86 milyondan esirgememeli. Hepimiz bu ülke insanına onurlu barışı borçluyuz. 86 milyon insanın insanca yaşaması için mücadele etmeye devam edeceğiz. sesimizi sokaklarda, Meclis’te, alanlarda duyurmaya devam edeceğiz. Haksız ve hukuksuz uygulamaların son bulması için mücadele edeceğiz” diye konuştu.