Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi Deneyimi

  • 09:04 17 Temmuz 2026
  • Jineolojî
 
 
“Politik, ahlaki ve entelektüel sorumluluklarımızı bu süreçte doğru bir şekilde yerine getirebilmemiz için deneyimlerimizi birlikte analiz etmemiz ve kadın sosyal politikasının yol haritasını belirlememiz önemlidir. Sosyal politika alanında da tüm toplumsal kesimlerden kadınların tartışma ve karar alma süreçlerine katılmaları önemlidir. Kadınların ilkeleri, stratejisi ve politikası üzerinde uzlaşma, kadınların toplumsal, ortak deneyim ve duruşunu kanatlandırmalıdır.”
 
Jineolojî Akademisi
 
Abdullah Öcalan, 33 yıl boyunca Kürdistan ve Orta Doğu'da siyasi ve barışçıl çözüme ulaşmak için tüm girişim ve çabalarını kadın özgürlük mücadelesiyle stratejik bir bağlantıya oturttu. 1993 yılında Öcalan, ilk ateşkes açıklamasıyla birlikte kadın ordulaşmasını toplumsal, politik, felsefi ve barış sorunlarının çözümünün temeli olarak ilan etti. 1995 yılında hem YAJK (Yekîtiya Azadiya Jinên Kurdistan) Kürdistan Kadın Özgürlük Hareketi olarak askeri, toplumsal ve politik alanlarda kuruldu hem de ikinci ateşkes ilan edildi. 1998 yılında, hem kadın özgürlük ideolojisini açıkladı ve kadın partileşmesinin temelini attı hem de üçüncü ateşkesi ilan etti. Özellikle İmralı sürecinde de demokratik toplum paradigması, ekoloji ve kadın özgürlüğü temelinde Özgürlük Hareketi'nin stratejik dönüşümüne ilişkin perspektifleriyle, Kadın Özgürlük Hareketi'nin tüm yaşam ve mücadele alanlarındaki öncülük görevlerini geniş bir şekilde değerlendirdi.
 
Abdullah Öcalan’ın 2002 yılındaki bir görüşmede kısaca kadın tarihinin yazımı, kadın devriminin gerçekleştirilmesi ve kadınların toplumsal sözleşmesine ulaşılması olarak tanımladığı bu görevler, entelektüel, politik ve ahlaki sorumlulukları içermektedir. Bir yandan da kadın özgürlük evleri, dünya özgür kadın vakfı, kooperatifler, parklar ve kadın şehirleri gibi projelerle konfederal kadın sisteminin geliştirilmesi için yol gösterdi. Böylece Kadın Özgürlük Hareketi'ne, kadın öz savunması temelinde demokratik özerk sistemin inşası, toplumun demokratik politika geliştirmesi, komünal ekonominin, eğitimin ve toplumsal adaletin inşasında öncü bir misyon verdi. Erkek zihniyetinin demokratik dönüşümü, tecavüz kültürünün ve kadınlara, topluma ve doğaya yönelik katliamların sona erdirilmesi için sürekli yeni gündemler yarattı. Ayrıca jineolojînin kurumsallaşması ve özgür eş yaşam kavramı, kadın özgürlük mücadelesinin demokratik toplumun temeli olarak derinleştirilmesi ve sonuçlandırılması için, mücadelemizin stratejisi ve amacı haline gelebilecek yönlendirmeler sağladı.
 
Diğer yandan Öcalan, devlet+demokrasi formülü çerçevesinde, devletin zihniyet ve kurumlarındaki demokratik dönüşümler için mücadele etti ve Kürt halkına yönelik inkâr ve imha politikalarını kırmaya çalıştı. Tüm tarafların kazançlı çıkacağı demokratik ve barışçıl çözüm yolunun açılması için hem çağrılar ve yol haritaları sundu hem de devlet yetkilileriyle diyalog geliştirdi. Aynı zamanda, kadınların hak ve özgürlüklerinin ölçütlerinin gündemleştirilmesine, eşbaşkanlık sisteminin geliştirilmesine ve kadınların siyasi ve diplomatik çalışmalarda eşit temsiline önem verdi.
 
Eğer Öcalan’ın 33 yıllık demokratik toplum ve barış mücadelesinin sonuçlarını değerlendirirsek, onun barış için attığı adımlarla birlikte Kadın Özgürlük Hareketi’nin toplumsallaşmasının, kadınların yasal politika ve demokratik özerklik inşasındaki örgütlü dayanışma ve duruşunun da ilerlediğini görürüz.
 
Kadın Özgürlük Hareketi ve insan hakları savunucuları, 1990'larda Türkiye'de savaş en şiddetli düzeydeyken barış hareketinin örgütlenmesine öncülük ettiler. Bu süreçlerde etkili olan "Dostuna/Arkadaşına Dokunma" (1993), "Cumartesi Anneleri" (1995), "Barış Anneleri" (1996), "Kadınların Barış İçin Buluşmaları" (2004) ve "Barış Zamanı Geldi" (2005) gibi inisiyatif ve kampanyalar bu mücadelenin örneklerindendir. Özellikle Kürt anneler tarafından kurulan Barış Anneleri İnisiyatifi ve kayıpların bulunması ve adalet için eylemlerine devam eden Cumartesi Anneleri, Türkiye'de sosyal politikanın önemli aktörleridir. Barış İçin Kadın Girişimi (BİKG), 2009'dan bu yana Türkiye'nin batı bölgelerinde kadınların eylem ve çabalarını örgütlüyor ve kadın barış mücadelesini stratejik bir toplumsal, ideolojik ve politik mücadele hattı olarak tanımlıyor.
 
Barış mücadelesi etrafında kurulan bu çeşitli örgütler; sokak gösterileri, mitingler, yürüyüşler, toplantılar ve imza kampanyaları gibi yöntemlerle toplumu bilinçlendirme ve halk dayanışmasını geliştirme faaliyetlerini sürdürüyorlar. 
 
2013 yılında İmralı'da başlayan barış görüşmelerinde, ilk kez 2015 yılında HDP Heyeti’nde Kadın Hareketi'nin doğrudan bir temsilcisi yer aldı. Kadın gündemlerinin ortaklaştırılması ve toplumsal taleplere kadın hareketi temsilcisi aracılığıyla ulaşılması amacıyla, müzakereler masası olarak Kadın Özgürlük Meclisi (KÖM) kuruldu.
 
KÖM, Kürt kadınlar, kadın aktivistler ve Türkiye'nin batısındaki feminist kadınların ortak meclisi olarak resmi barış müzakereleri süreci için kadın özgürlüğü perspektifini ilerletmeliydi. Ancak aynı yıl, İmralı müzakereleri devlet tarafından derhal durduruldu ve ardından savaş yeniden başladı. Bu süreçte, devletin ağır baskıları kadınların barış mücadelesinin önündeki en büyük engel oldu. Devlet, müzakere masasının dağıtılması ve kadın deneyiminin tanınmaması yoluyla savaşı, milliyetçiliği ve cinsiyetçiliği yeniden güçlendirdi. Müzakere sürecinin sona ermesinden sadece birkaç ay sonra barış talep etmek büyük bir suç haline geldi.
 
Türkiye ve Kürdistan'dan kadınlar, BİKG çatısı altında toplanarak, barış sürecinde kadınların aktif katılımının toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde sağlanması için dünya kadınlarının deneyimlerini araştırdı ve toplumsal uzlaşmada kadınların rolüne dair örnekleri referans olarak değerlendirdi. "Kadınlarla birlikte barış inşa edilmeden savaş sona ermez" sloganıyla, müzakereler sürecinde kadınların eşit temsiliyetinin sağlanması için hazırlıklar yürüttüler. Adil ve gerçek bir barış için tüm ilgili taraflarla görüşmeler yaparak toplumun tüm kesimlerinin görüş ve önerilerini bir araya getirmeyi ve gündemleştirmeyi planladılar. Özellikle kadınların ihtiyaç ve taleplerini görmezden gelen yasaların değiştirilmesi için hazırlıklar yapıldı.
 
Buna göre, BİKG bünyesinde beş komisyon kuruldu:
 
1- Kadınlara yönelik çeşitli savaş suçlarının açığa çıkarılması için Kadın Hakikat Komisyonu
 
2- Cinsiyet eşitliğinin toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde sağlanması ve kadınlara yönelik savaş suçlarının tazmin edilmesi amacıyla hukuki değişikliklerin tartışılması için Cinsiyet Eşitliği ve Anayasa Komisyonu
3- Kadınlara yönelik suçların önlenmesi için insan güvenliği yönetmeliklerinin belirlenmesi amacıyla Güvenlik Reformu Komisyonu
 
4- Barış için kadınların görüş ve taleplerinin gündemleştirilmesi amacıyla Basın ve Medya Komisyonu
 
5- Çözüm sürecinin aktif takibi, kadın perspektifinden sürecin değerlendirilmesi, tüm toplumsal gruplarla, özellikle kadın grupları ve tüm taraflarla toplantılar düzenleyerek kalıcı bir barış için kadınların ortak taahhüt ve görüşlerinin belirlenmesi amacıyla İletişim ve İzleme Komisyonu
 
Diyalog süreci müzakerelere dönüştüğünde, kadınların müzakere masasında kendi somut talepleriyle hazır bulunmaları ve bu çerçevede kendilerini örgütlemeleri gerekliydi. Bu nedenle, Kadın Özgürlük Hareketi 2014 yılında Kadın Özgürlük Kongresi (KJA) adı altında kendini yeniden örgütledi. Yeni bir toplumsal sözleşmenin altyapısını oluşturmak için, kadınların yaşamın tüm alanlarındaki ihtiyaç ve taleplerinin netleştirilmesi amacıyla aşağıdaki komisyonlar kuruldu. Ekonomiden diplomasi ve ekolojiye, hukuktan siyasete ve özsavunmaya kadar komisyonlar oluşturuldu ve hazırlık çalışmaları yapıldı. HDP Heyeti, başlangıçta bir kadın ve iki erkekten oluşuyordu. Devlet, Kadın Özgürlük Hareketi'nin bir temsilcisinin heyete katılmasına uzun süre izin vermedi. Ancak müzakere sürecinde kadın hareketi, temsilini bir hedef olarak korudu ve bunun gerçekleşmesi için büyük bir mücadele verdi. Müzakere sürecinde artık heyet iki kadın ve üç erkekten oluşuyordu. Kadın Özgürlük Hareketi koordinasyonunun bir üyesinin kadınların deneyim ve taleplerinin doğrudan temsili için katılımı önemli bir adımdı. Ayrıca, kadınlar barış ve demokrasi süreci için dört temel ilke üzerine kendi yol haritalarını hazırladılar:
 
1.Doğru bir tanımlama: Kadın sorunu doğru tanımlanmalıdır. Kadın sorunu sadece bir cinsiyet sorunu değildir. O, Orta Doğu'nun kadim bir sorunudur. O; toplumsal, siyasi, ekonomik, ahlaki ve politik temel sorunların ana sorunudur. Kadın özgürlüğü sorununun ortaya çıkış nedenleri aynı zamanda onun çözüm yolu ve yöntemini de açığa çıkarır.
 
2.Yasal ifade: Mevcut anayasada ne kadınların varlığı, kimliği ve hakları ne de kadın özgürlüğü sorunu ve çözüm yöntemleri tanımlanmıştır. Çeşitli bölüm ve yasalarda kadınların adı ağırlıklı olarak mağdur olarak geçmektedir. Yine, medeni ve aile hukukunda ağırlıklı olarak aile kurumu üzerinde durulmaktadır. Bu konuların kadın özgürlüğü temelinde tanımlanması ve çözülmesi gerekmektedir.
 
3.Konfederal sistemde eşit ve örgütlü katılım: Kadın sisteminin bütününün değerlendirilmesi ve belirlenmesi ve bununla birlikte konfederal sistemde kadınların yer ve katılımının olması gerekmektedir. Önemli olan, kadınların eşit ve örgütlü katılımlarını demokratik siyasetteki katılımdan özsavunmaya, özyönetime ve yaşamın diğer alanlarındaki katılımlarına kadar en geniş ağda göstermeleridir.
 
4.Aile içinde eşitlik ve özgürlük: Kadın ve erkek ilişkilerinin, evlilik yasalarının, evlilik konusuna bakışın, boşanma meselelerinin, çocuk doğurma ve büyütme, kadınların iradesi ve hakkı, ev içi emeğin tanımı ve bunun içinde kadının öncül rolü, mülkün adil paylaşımı, eğitim yaklaşımları ve daha birçok konunun kadınların deneyim ve fikirlerinin katılımıyla yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
 
Bugünkü süreçte bu ilkelerin güncellenmesi ve 5 komisyonun çalışmalarının yeniden canlandırılması önemlidir. Ayrıca, Kuzey/Türkiye ve Batı/Suriye'deki müzakereler ve çözüm süreçleri hakkında kadınların ortak deneyim ve tartışmalarının paylaşılması önemlidir.
 
2013 ve 2015 yılları arasındaki süreçte Kadın Özgürlük Hareketi; Suriye’nin kuzeyinde Demokratik Ulus ve Demokratik Özerklik sisteminin inşasında, El Nusra ve DAEŞ saldırılarına karşı devrimi koruma savaşında ve ayrıca siyaset ve diplomaside öncü bir rol üstlendi. Savaş süreci içerisinde kadınlar kendi özerk örgüt ve sistemlerini kurdular. Örneğin, Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Meclisi, tüm bileşenlerin kadınlarının ortak deneyimi için karar mekanizması olarak kuruldu. Suriye Kadın Meclisi de Suriye'de barış ve demokratik değişimler için tüm bileşenlerden kadınlarla birlikte Suriye için yeni ve demokratik bir anayasa üzerinde çalıştı. Ayrıca, Kürt Kadın Birliği ve Orta Doğu'daki kadın dayanışma ağlarının kurulması için kadın konferans ve çalışmaları, kadınların barış, demokrasi ve özgürlük mücadelelerindeki ses ve rengini güçlendirdi. Diğer yandan da kadınlar demokratik özerklik yönetim bölgelerindeki tüm yaşam alanlarında, tüm kurum ve karar mekanizmalarında eşbaşkanlık sisteminin uygulanması ve kadınların eşit temsili için mücadele etti. Kadınlar yasa yapım ve toplumsal sözleşme çalışmalarında da eşit ve etkili bir şekilde yer aldılar. Toplumsal çalışmalar ve egemen zihniyetin dönüşümü için eğitimlerle kadınlar önemli kazanımlar elde ettiler. Ancak, doğrudan demokrasi, komünal ekonomi, toplumsal adalet, ekoloji ve kadın özgürlüğü ilkeleri üzerinde kendini inşa eden, tüm toplumsal kesimlerin katılım ve deneyimiyle demokratik topluma ulaşma konusunda hala eksiklikler var. Bu eksikliklerin kaynağı her şeyden önce, demokratik toplum, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmaya uygun zihniyet, kişilik ve yaşam inşasındaki eksikliklerimize bağlıdır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın perspektiflerini anlama ve uygulamadaki direncimiz ve dar görüşlülüğümüz, bugüne kadar İmralı sürecinde sunduğu siyasi ve barış çözümü fırsatlarını sonuçlandıramamamızın nedeni olmuştur.
 
Geçmiş 15 yıllık sürecin deneyimleri bize, ideolojik, politik ve toplumsal çalışmalarımızın dengesini ve bütünlüğünü daha güçlü örgütlememizin; özerk ve genel mekanizma ve örgütlenmeleri, toplumsal deneyimin katılımıyla doğrudan demokrasi temelinde işletmemizin; yapıcı bir tarzla tüm toplumsal kesimleri, farklı bileşen ve siyasi çevreleri sürece dahil etmemizin önemini gösteriyor. Kadınların siyaset alanındaki katılımının, toplumsal kadın hareketinin örgütlü gücünün kanatları olması gerekiyor. "Kadın özgürlüğü tüm özgürlüklerin temelidir" bilinciyle, "şimdi kadın konusunun zamanı değil" diyen yaklaşımlara karşı uyanık olmalı; toplumsal cinsiyetçiliğe ve kadınlara yönelik katliamlara karşı hem yasal hem de toplumsal öz savunma önlemleri geliştirmeliyiz.
 
Politik, ahlaki ve entelektüel sorumluluklarımızı bu süreçte doğru bir şekilde yerine getirebilmemiz için deneyimlerimizi birlikte analiz etmemiz ve kadın sosyal politikasının yol haritasını belirlememiz önemlidir. Sosyal politika alanında da tüm toplumsal kesimlerden kadınların tartışma ve karar alma süreçlerine katılmaları önemlidir. Kadınların ilkeleri, stratejisi ve politikası üzerinde uzlaşma, kadınların toplumsal, ortak deneyim ve duruşunu kanatlandırmalıdır. Aksi takdirde yeni bir elit politikanın kurumlaşması riski doğar. Kadın kongreleri ve konferansları gibi çalışmalar büyük anlam taşımaktadır. Bu nedenle biçimsel ve geçici yaklaşımların aşılması ve bunun ötesinde ortak deneyim ve kararlara ulaşma süreci olarak değerlendirilmeleri önemlidir. Konferans kararları da tüm katılımcılar tarafından takip edilmeli ve uygulanmalıdır.
 
 Ayrıca enternasyonalist dayanışmanın örgütlenmesi için sürecin tartışmalarının, ilerlemelerinin ve engellerinin farklı ülkelerden kadın hareketleri ve aktivistleriyle paylaşılması önemlidir.
 
Not: Yazının devamı “Barış ve Demokratik Toplum İnşa Sürecinde Jineolojînin Rolü” başlığıyla haftaya yayınlanacaktır. 
 
  Bu yazı, Jineolojî Dergisi’nin “Kadın ve Barış” dosya konulu 37. sayısından kısaltılarak alınmıştır.