Tecavüz davasının düşürülmesi meclis gündeminde
- 15:28 12 Şubat 2026
- Siyaset
ANKARA - DEM Parti Sêrt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, tecavüz faili korucu İzzettin Yardım'ın yargılandığı davanın düşürülmesini Adalet Bakanlığı'na sordu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sêrt Milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, tecavüz faili korucu İzzettin Yardım'ın yargılandığı davanın 3’üncü duruşmasında tutuklanma talebinin reddedilerek, dosyanın zaman aşımından düşürülmesine karşı Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi.
Önergede, Sêrt'in Dihê (Eruh) ilçesinde yaşayan Z.Ç., henüz 15 yaşındayken, kayınpederi olan korucu İzzettin Yardım tarafından sistematik tecavüze uğradığı belirtilerek, failin, muhtar ve korucu olmasının verdiği nüfuzu ve elindeki silah gücünü kullanarak Z.Ç’nin "ailesini katletmekle" tehdit ettiği hatırlatıldı.
'Adalet tesis edilmedi'
Önergenin devamında şu ifadelere yer verildi: "Dava dosyasında yer alan Adli Tıp Kurumu raporu ve DNA incelemesi sonucunda; hamile kaldığı çocuğun biyolojik babasının İzzettin Yardım olduğu kesinleşmiştir. Bu somut veri, cinsel saldırı fiilinin gerçekleştiğinin en tartışmasız kanıtıdır. Ancak yerel mahkeme, gerekçeli kararında çocuğun sanıktan olduğunu kabul etmesine rağmen; 'kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği' gibi hukuki mantıktan uzak bir gerekçeyle beraat kararı vermiştir. Avukatların itirazı ile dosya İstinafa taşınmış; beraat kararını bozan İstinaf Mahkemesi, tutuksuz yargılanan İzzettin Yardım’ın yeniden yargılanmasına karar vermiştir. İstinafın bozma kararı sonrası, yerel mahkemenin maddi gerçekleri ve kesin delilleri dikkate alarak adaleti tesis etmesi beklenirken; bugün görülen duruşmada davanın 'düşürülmesine' karar verilmiştir."
Adalet Bakanı'nın yanıtlaması talebiyle şu sorular yönelttildi:
"* Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan DNA raporuyla, sanığın mağduru istismar ettiği ve bu istismardan bir çocuk doğduğu kesinlik kazanmışken; yerel mahkemenin 'kesin delil yok' gerekçesiyle verdiği beraat ve akabinde gelen 'düşme' kararı, yargının maddi gerçeklikle bağını kopardığı anlamına mı gelmektedir?
* Sanığın muhtar ve güvenlik korucusu olması sebebiyle mağdur üzerinde kurduğu silahlı tehdit ve baskı, şikayet süresini engelleyen bir mücbir sebep olarak neden değerlendirilmemiştir? Kamu görevlisinin nüfuzunu kullanarak işlediği bu suçun cezasız kalması, bölgedeki diğer mağdurların adalete olan güvenini nasıl etkileyecektir?
* İstinaf mahkemesinin bozma kararına rağmen yerel mahkemenin dosyayı esastan karara bağlamak yerine 'düşme' kararı vermesi, “çocuğun korunması” ve “etkin soruşturma” ilkeleriyle bağdaşmakta mıdır?
* Aynı dosyada hem çocuğun sanıktan olduğunun kabul edilip hem de sanığın cezalandırılmaması, yargı sisteminde 'delil takdiri' yetkisinin somut kanıtları yok sayacak kadar geniş kullanıldığının bir göstergesi midir? Bakanlığınız bu karara karşı bir inceleme başlatacak mıdır?
* Failin korucu olması, yargılama sürecinde sanığa zımni bir 'koruma zırhı' mı sağlamıştır? Şiddet ve istismar vakalarında faillerin düşme kararlarıyla serbest kalması, toplumda yükselen cezasızlık algısını ve adalete olan inançsızlığı derinleştirmemekte midir?"







